Yaşam, bir çok kavramdan oluşan olgular bütünü. Yani etrafımız anladığımız veya anlamadığımız bir sürü kavramla çevrili. İçi boşaltılmış anlamından kopartılmış kavramları da düşünürsek bu “yaşam” denilen durum içinden çıkılamaz bir karmaşadır. Bu kaosu ortadan kaldırmaya yönelik bulunan tüm tanımlamalar onu daha da karmaşık hale getirdiği gibi insanı da bir seçenekler dağı karşısında yalnızlaştırmıştır. Bu kavramlardan en tartışma götürdüğü halde herkes tarafından anlamı bilindiği varsayılan postulatlar insanı bir labirentin içine sokar. Postulatların bir kısmını sayalım çünkü bu giriş bizi kitaba götürecek. Az sabır. Bunlar “erdem”, “ahlak”, “sevgi”, “aşk”, “bağlılık”. Erdem ve ahlak o kadar birbiri içine geçmiştir ki. Biri olmadan diğeri olamaz. Erdem ahlaklı kabul edilen çizginin içinde yer almaktır aynı zamanda ise erdem bir varoluşun sonucu işlevselliği aşmaktır. Bıcağın erdemi kesmek, arabanın erdemi bizi taşımaktır. İşlevsellik açısından insan çok kompleks bir yerdedir. Çünkü insan öldürebilendir, tecavüz edebilen, çalabilendir. İşte bu noktada erdem bu özellikleri aşabilmektir. Şöyle ki tüm dinsel yapılar bunu salık verir. Matta İncili, 5.Bap, 39 : "Fakat ben size derim: Kötüye karşı koma ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir." Erdem bir hedeftir. Bu yolda yani erdemli olma yolunda pek çok yol denenmiş ve bulunduğu iddaa edilmiştir. Sinizm bunlardan biridir. Erdeme, mutluluğa ve bağımsızlığa hiçbir değere bağlı olmadan bütün ihtiyaçlarından sıyrılarak ulaşabileceğini savunan bir felsefe. Kitap bu noktada devreye giriyor işte. Bir ulu kişinin toplumda saygınlığı üstünlüğü başka kurumlarca(Nobel gibi) teyit edilmiş bir kişinin kendi erdem anlayışı aşka sevgiye toplum kurallarına karşı duruşunu ölüm anına kadar nasıl ustaca bastırıp erdemli
Detaylı açıklamasını altta yaptığım bu roman hem sonuyla hem de başlangıcı ile sürükleyici ve 8/10 bir kitaptı benim için. İki ay kadar ömrü kalmış bir yazarın ölmeden önce gazetecilerle yaptığı röportajlarla başlıyor. 4. gazetecinin gözler önüne serdiği bir gerçekle röportaj bir sorguya dönüşüyor ve her şey karanliklasiyor. Kitaptaki olay örgüsü inanılmaz hoşuma gitse de bazı rahatsız edici fikir ve olaylar yüzünden puanım 8 de kaldı. Aşağida bahsettiğim unsurlardan etkilenenvarsa okumaması daha hoş olur.
#spoiler içerir!!
Kitap ilk önce sadece narsistik kişilik bozukluğu yaşayan huysuz yaşlı bir yazarı konu alıyor gibi başlıyor. İlk üç gazeteciyi de kıvrak zekasıyla manipüle edip bundan zevk alması narsistik kişiliğini okuyucuya hissettiriyor. Anlatım dili ve çeviri başarılıydı. Anlaşılır bir romandı okuması zor olmadı. 4. gazeteciye yani Nina'ya geldiğimizde ise Tach'in en az kendisi kadar dişli rakibine kendini kanıtlama ugruna girdiği bu münakaşada aslında nasıl kendi sonunu getirdiğini görüyoruz. Bu röportajın başı benim için biraz beklentiyi karşılamasa da yangından bahsedilmesi ve akabinde Leopoldine' nin hikayesinin ortaya çıkışı ile beni inanılmaz derecede kendine çekti.
Kitabı okurken Tach'in hem kadınlar hem de ask hakkındaki sadist ve hastalıklı düşünceleri beni az da olsa rahatsız etti. Özellikle 'regl' ile birlikte kuzeni ve en büyük aşkı Leopoldine'yi soğukkanlılıkla öldürmesini anlatması tüylerimi ürpertti.
Kitabın sonu benim için şok yaratmadi diyemem. Nina'nin çok yargıladığı Tach' a dönüşümü beklemediğim bir sondu. Ayrıca Tach' in cesedi bulunduktan sonra ne olduğunu da merak etmedim diyemem.
Kitabın adına aldanıp polisiye sanmıştım Katilin Devası'nı, meğer alakası yokmuş. Ama iyi ki alıp okumuşum, çünkü kurgusu çok zekice yapılmış bir röportaj zincirinden oluşuyor ve her bölümde heyecanın dozu artıyor.
Dört gazeteci tarafından dört gün boyunca sürdürülen bu röportaj, iki ay ömrü kalmış Nobel ödüllü bir yazarla. O'nun yaşamı, eserleri ve yaklaşan ölümüne dair hissettikleri hakkında sorulara verdiği cevaplardan oluşan kitapta yok yok neredeyse. Edebiyat dünyasındaki yazar çizerlerden başlayıp, "okur" olmaya, Nobel edebiyat komitesinin ilkelerinden siyasete, kadınlara, ırkçılığa ve ayrımcılığa dair bomba cümlelerle dolu...Yazarın 25 yaşında yazdığı bu ilk kitap Fransa'da ortalığı karıştırmış elbette. Eleştirmenler ve kamuoyunca büyük beğeni toplayınca birçok ödüle layık görülmüş. Bugün de yazarın başyapıtı olarak kabul ediliyor.
Spoiler vermemek adına sadece şunu söyleyebilirim polisiye tutkunlarına, kitapta cinayet(ler) var. Röportajları okudukça bir örgü gibi çözülen, sonunda tekrar başa dönülen bir örgü. Kaçırmayın derim.
para kazanmak için boşluğa bir bağırma anı diyebileceğim, uyduruktan bir karalama. Bunca dile çevrilmesi insanın aklına ister istemez kültür emperyalizminin gücünü getiriyor, özetle bir küfür romanı
Kahramanımız Elsie 42 yaşına geldiğinde eşinden ayrılır ve bir adada inşa ettirdiği villasında yaşamaya başlar. Çünkü etrafındaki olaylardan, insanların ikiyüzlülüğünden çok sıkılmıştır ve bunları geride bırakarak kendini yeniden bulmak ister. Kitapta da Elsie'nin kendine bulmaya çalışırken arkadaşlarına ve eşine yazdığı mektupları okuyoruz. Böylece onun iç dünyasında onunla bir yolculuğa çıkarak onun o yaşta neden böyle bir karar verdiğini, olaylara bakışını daha iyi anlıyoruz.
Sayfalar çok hızlı aktığından belki ,devam etmekte zorlanmadım ama sonu çok anlamsızdı.Geriye dönüp baktığımda konuyu da gereksiz buldum. Bana göre maalesef vasat bi kitap.
KATİLİN DEVASI
YAYINEVİ: SAHİ KİTAP
YAZAR: AMELİE NOTHOMB
ÇEVİREN: AYCAN BAŞOĞLU
SAYFA SAYISI: 168
PUANIM: 6/10
Merhabalar,
Bugün #katilindevası kitabi ile geldim. Röportaj şeklinde ilerleyen bu kitabın sonunda bir şaşkınlık yaşadığım bir gerçek.
Gelelim #konusuna ; Nobel Edebiyat Ödüllü, dünyaca tanınan yazar Pretextat Tach, 2 ay ömrü kaldığını öğrenir. Uzun süredir kimseyle görüşmeye yazar gazetecilerle görüşmeyi kabul eder. Fakat her görüştüğü gazeteci ile dalga geçerek gönderir. Ta ki Nina isimli bayan gazeteci ile görüşen kadar. Röportaj resmen bir sorguya dönüşür çünkü geçmişte işlenen bir cinayet ortaya çıkar.
Kitabın sonu benim için resmen bir şaşkınlık sebebi oldu. Kitabın arka kapağında da dediği gibi
"Peki bu tehlikeli oyunun galibi kim olacak?"
#alıntılar
"Ve aşk sonsuzdur.."
"İnsan derininde bir yerde birine ismiyle hitap etmek isteği duyuyorsa, bu onu sevdiğindendir."
Merhabalar
Bugün farklı bir kitapla geldim.
Nobel Edebiyat Ödüllü dünyaca ünlü yazar Pretextat Tach in 2 ay omru kalmış ve gazeteciler onunla röportaj yapmak için sıraya dizilmişler.
Yazar bu röportajlar sırasında her bir gazeteciyi sinir edip sindirir. Yalnızca Nina onun dişine göre olur. Peki bu oyunu hangisi kazanacak?
Diyalog halinde ilerliyor kitabımız. Onun gazetecilerle eğlenmesi bazen beni güldürdü bazen igrendirip sinirlendirdi. Zekasını hafife almamak lazım. Bir kadının zekası karşısında ise hiç birşey duramaz.
Sonunda cinayetin nedenini öğrendiğimde şaşırdım adeta. Sevgi öldürmek değildir, sevgi herşeye rağmen yanında olup sevmektir.
Kitapla huzurla kalın...
.
.
Fatma Uyar
@sahi_kitap
#amelienothomb #katilindevası #sahikitap #ilkaneninkitapları #roman #kitapkurdu #kitapaşkı #kitapoku #kitapsevgisi #booklover #bookstagramturkey #books #keşfet #keşfetteyiz
Nobel Edebiyat Ödüllü dünyaca tanınan yazar
Prétextat Tach iki ay ömrü kaldığını duyurur. Ve olaylar bu haberin duyulmasından sonra başlar. Gazeteciler yazar ile röportaj yapmak için büyük bir yarışa girer. Bu yarışa sebep olan kişi de , bu yarışa engel koyan kişi de yazardır. Çünkü gazetecileri hiç sevmez. Bu nedenle sadece beş kişi ile görüşmeyi kabul eder. Her görüştüğü kişiye karşı olan davranışları biraz serttir. Ta ki dördüncü gazeteci ile görüşene kadar... Olaylar buradan sonra daha farklı bir boyut kazanır. Röportaj adeta bir sorguya dönüşür.
Amaç nedir?
Olaylar neden tehlikeli bir oyuna dönüşür?
Kazanan taraf kim olacaktır?
Amélie Nothomb’un henüz yirmi beş yaşında kaleme aldığı Alain-Fournier ve René Fallet ödüllü bu romanı okurken bazı yerlerdeki davranışlara sinir olsam da okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bana göre bu kitap zalimliğin diyalog oyunlarıyla beden bulmuş hali.
Katilin Devası kitabı aslında biraz, yavaş ilerleyen bir kitap çünkü hep konuşma şeklinde ilerliyor. Kitabımızın ana karakteri Tach bir ünlü bir kitap yazarı ve onunla röportaj edecek olan 5 kişi vardır. Bu beş kişiden sadece Nina dışınsa kimse yazara katlanamaz Nina'nın yaptığı röportaj ise farklı noktalara gider. Tach beni İnanılmaz sinirlendirdi ama sonunı hiç böyle beklemiyordum. Beni çok şaşırttı böyle bitmeli miydi bilmiyorum. Kitabı tam olarak beğendim diyemiyorum tam olarak beğenmedim de diyemiyorum.
Amélie Nothomb 1966’da Kobe’de doğdu. Yaşamını Çin, ABD, Bangladeş, Birmanya ve Laos’ta sürdürdü. 17 yaşında Belçika’ya döndü ve Batı’da yaşadığı kültür şoku onu yazmaya itti. Klasik filoloji eğitimi aldı.
Katilin Temizliği (1994), Merkür (1999), Kıran Kırana (2002, Fransız Akademisi Roman Büyük Ödülü), Kara Sohbet (2004) ve Doğan Kitap tarafından yayımlanan Özel İsimler Sözlüğü (2005), Dişi Şeytan (2005), Kameraya Gülümse (2006), Açlığın Biyografisi (2007), Ne Âdem Ne Havva (2008) yazarın başlıca eserleridir.