Hakan Bıçakcı Hakan Bıçakçı'dan okuduğum ilk kitap. Tarzını çok sade ve akıcı buldum. Kitap, yönetmen olmak isteyen ancak filmlerdeki "sakıncalı" sahneleri kesen bir sansürcü olan karakterimizin yaptığı sansürcülük işi yüzünden psikolojisinin bozulması sonucu gördüğü, kendi tabiriyle "tuhaflıkları" anlatıyor. Karakterimizin "tuhaflık" diye adlandırdığı durum aslında birden beliren halüsinasyonlar. Başlarken konusu beni çok heyecanlandırmıştı ancak yazarın bu konuyu yeterince işleyebildiğini düşünmüyorum. Aslında başta halüsinasyonlara dair bu kadar heyecan verici vaatler vermese bu gözüme bu kadar batmazdı. Kitap çok monoton bir şekilde ilerliyor ve bölümler arası sürekli zamanda bir ileri bir geri gidiyoruz. Sürekli karakterin kafasından anlık geçen düşünceleri okuyoruz, Silinmiş Sahneler aslında bu biraz hayat gibi. Birbirinden bağımsız ve zamandan da bağımsız kopuk düşünceler, tıpkı gün içinde hepimizin kafasından geçenler gibi. Sanırım yazar burda bilinç akışını kullanarak yazmaya çalışmış diyebiliriz. Yazar bu şekilde aslında karakterin sansürcülük yaptığı için kendini ne kadar suçlu hissettiğini ve hayalleri ile yaşadığı hayat arasındaki uçurumdan kaynaklı çektiği acıyı çok güzel bir şekilde yansıtmış. Ama yine de bu düşünce akışı kısmını biraz fazla uzattığı için asıl anlatmak istediği ve kitabında konusu olan karakterin yaşadığı psikolojik bozukluk halüsinasyon durumuna girmesi de kitabın yarısından sonra gerçekleşiyor. Haliyle kısa bir kitap olduğu için bu konu derinlemesine incelenememiş ve sonu da hava da kalmış diye düşünüyorum. Sonuç olarak potansiyeli çok yüksek bir kitapken sönük kalmış ne yazık ki.