Gönderi

Dağınık bir puzzle'a bakıp resmin tamamını detaylarıyla görmek gibi...
Puan vermedi·164 syf.··
2024 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2024 10:12
Kazuo Ishiguro'nun ilk romanı Uzak Tepeler... Dağınık bir puzzle'a bakıp resmin tamamını detaylarıyla görmek gibi bir deneyimdi benim için. Biraz spoiler içerecek yorumlarım mecburen ;) Kitabın başından sonuna olanca ağır dram ve travmalar o kadar dingin bir atmosferde hikaye edilmiş ki okuyucunun ciğerini sökme çabasına girmeden nasıl duygusu verilirin çok başarılı bir örneği Uzak Tepeler Hikayeyi hissediyor, anlıyor üzerine derin düşüncelere dalmış buluyorsunuz kendinizi. Hikayede artık İngiltere de yaşayan Etsuko'nun büyük kızı Keiko'nun intiharı sonrasında gelen küçük kızı Niki ile geçirdiği zamanda geçmiş ile şimdiki zaman içinde seyahatine eşlik ediyoruz. Hikayenin başlangıcı ve asıl üzerine kurulmuş konusu olan kızının intiharının nedenlerini, nasıllarını, yaşanılan duygu ve travmalarını sanki bizim bulmamızı istiyor Etsuko bu seyahatlerinde. Çünkü Keiko'nun intiharından net olarak bahsetmekten kaçınıyor. Japonya da yaşadığı yıllarda kendi hikayesi içinde İkinci Dünya Savaşı sonrası insanların hayatlarına yansıyan tüm değişimleri, yaşam koşulları, geleneklerden uzaklaşmaya başlayan yeni toplum yapısını da izletiyor. Yazarın Nagasaki'deki atom bombası sonrası hayatlarını kaybedenler anısına dikilmiş Barış Anıtı üzerine eleştirisini Etsuko aracılığı ile şu cümlelerle ifade ediyor: “Heykel, kollarını iki yana uzatmış adaleli bir Yunan tanrısına benziyordu. Sağ eliyle bombanın atıldığı göğü işaret ediyordu; sol tarafa uzanmış öteki koluyla sanki kötülük güçlerini uzak tutmaya çalışıyordu. Gözleri dua edercesine kapalıydı. Bana göre heykelin hantal bir görünümü vardı, bu nedenle onu bombanın atıldığı gün ve onu izleyen korkunç günlerle hiçbir zaman bağdaştıramadım. Uzaktan bakıldığında, trafiği yöneten bir polis gibi gülünç bir görünümü vardı. Benim için bir heykel olmaktan öte bir şey ifade etmiyordu; Nagasaki’deki pek çok kişi de onu yalnızca bir heykel olarak değerlendirdikleri için genel kanının benimki gibi olduğunu sanıyorum.” ... Ebeveyn çocuk ilişkisi, etkileri nerdeyse tüm karakterler üzerinden farklı açılardan anlatılmış. Kendi kültürünün savaş sonrası Amerika tarafından dejenere edildiğini düşünen bir baba ve bu değişimin kaçınılmazlığına inanan oğlu arasındaki sessiz çatışma... Savaş sonrası yalnız kalan kadınların var olma çabası. Ki özellikle yazar gelenekçi yapının içinde bir kadının sadece eş, anne, evin hizmetlisi, kendi düşüncelerini ve duygularını ifade etmesinden alıkonulan, baskılanan, mutsuz ve olmak istemediği yerde mecburiyetle kalan bir kadın figürü olmasına itirazını altını çize çize ifade etmiş. Etsuko’ya henüz hamile iken tanıştığı bu konuda belki ilham olan Sachiko bu itirazlara uyan ancak küçük kızı Mariko için bir anne olarak eleştiriye açık bir karakter. Onunla tanışması ile başlayan geçmişteki hikayesinde Etsuko'yu Sachiko ve kızı Mariko ile ilişkisinde arıyoruz. Etsuko da onların hikayesinde kendisini ararken... Sachiko, Amerikalı erkek arkadaşı ile Japonya'dan Amerika’ya yerleşme çabasında, kızının buna direnmesine, hislerine, mutsuzluğuna karşı kayıtsız davranan bekar bir anne... Etsuko'nun ise Mariko'ya karşı hassasiyeti ve annesinin kayıtsızlığına karşı onu koruma içgüdüsü çok güçlü. Kitabın sonuna geldiğinizde Kazuo Ishiguro’nun gayet önemsiz gibi geçiştirdiği ancak tüm hikayeyi ilişkilendiren; ... “Ah, aslında hiçbir özelliği yoktu. Yalnızca anımsadım, hepsi bu. Keiko o gün çok mutluydu. Teleferiğe binmiştik.” Gülerek Niki’ye döndüm. “Hayır, hiçbir özelliği yoktu. Yalnızca mutlu bir anıydı, hepsi bu.” ... Alıntısında hikayeyi başından sonuna uzun uzun tekrar düşünüp analiz ediyorsunuz. Bu hayranlık vericiydi... Çünkü teleferiğe Mariko ile binmişlerdi ve kendisi henüz hamileydi... Bu sürprizli sonda "Keiko aslında Mariko muydu?" hayretine düşüp taşları yerine oturturken bile başka alternatiflerde geçebiliyor zihninizden ;) Yoksa Mariko ve Keiko'nun hikayesini fazla özdeşleştirdiği için Mariko'yu tek mutlu gördüğü gün Keiko'nun da sadece o gün anne karnında mı mutlu olduğuna inanarak mı söyledi iç içe geçen düşüncelerle bizi baş başa bırakıyor Kazuo Ishiguro. Etsuko'nun İngiltere’ye nasıl gittiği ile ilgili hiçbir ipucu yok hikayede. Sadece kızı Niki ile diyaloglarından Etsuko'nun oldukça radikal bir seçim yaptığını anlıyoruz. Kitap şu paragrafla başlıyor; ... “Küçük kızıma sonunda verdiğimiz Niki adı bir kısaltma değil, babasıyla bizi buluşturan bir orta noktaydı. Ne tuhaftır ki ona bir Japon adı vermeyi isteyen kocamdı, bense belki de bencilce davranıp bana geçmişi anımsatmasını istemediğimden, bir İngiliz adı olmasında diretmiştim. Sonunda, Doğu’yla ilgili belli belirsiz bir çağrışımı da bulunduğundan, Niki’de karar kıldı.” ... Ardından Keiko ile ilgili ise: ... “Niki’nin tersine, Keiko tam bir Japon’du ve bu gerçeği öğrenen birden fazla gazete olmuştu. İngilizler, bizim soyumuzda intihar eğilimi olduğu düşüncesinden pek hoşlanırlar, sanki başka açıklama gereksizmiş gibi hepsi de bu haberi verdi, onun bir Japon olduğunu ve kendisini odasında astığını söylediler.” ... Bana metafor kullanmayı seven yazarın ayrıca hissettirdiği ise; Keiko Etsuko'nun Nagasaki de yaşayan benliğini, daha bağımsız Japon kültürünü taşımayan Niki'nin ise Etsuko'nun olmak istediği ve başardığı İngiltere’de yaşayan kimliğini temsil ettiğiydi. Hikayede kusursuz hiçbir karakter yok. Her birinin zayıf ve güçlü yanlarını yazar oldukça gerçekçi işlemiş. Özetle okuyucuyu dahil eden oldukça dinamik, okurken ve okuduktan sonra üzerine düşünürken de büyük keyif aldığım yine yeniden hayranlığımı kazandı Kazuo Ishiguro ve tavsiyemdir. Keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Uzak TepelerKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20181,938 okunma
··1 alıntı·
1.629 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Esra K.
Gönderi Sahibi
uğur bey o virgül de benim kusurum olmuş bence yazarken benim kafam karışıkmış :)) düzelttim sayenizde yorumunuz için de teşekkür ederim 😊🙏
İncelemenizi dikkatlice okudum, emeğinize sağlık. Hatta komik bir şey de oldu, "Hikayede kusursuz, hiçbir karakter yok" cümlesini aradaki virgülden dolayı sanki hikayede hiç bir karakter yok şeklinde algıladım. Biraz üzerinde düşündüm bunun ne anlama geldiğine dair, tam yoruma yazacaktım ki kastedilenin "kusursuz hiç bir karakter yok" olduğunu farkettim:) "Okuduğumu bile anlamakta zorluk çekiyorsam, demek ki bugün kafam epey karışıkmış" dedim kendi kendime:)
Heveslendirdiniz beni😊 Harika yorumunuz için teşekkürler 💐
Esra K.
Gönderi Sahibi
ha tavsiye ederim çok teşekkürler 😊🙏🌻
Kaleminize sağlık efendim... 🙏🏻🍀😊
Esra K.
Gönderi Sahibi
Gamax teşekkür ederim 😊🙏