Gastronomi Öyküleri
8/10
·90 syf.··
2024 26. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2024 20:53
Çok kıymetli bir eserin ilk incelemelerinden birini yazıyor olmak oldukça güzel bir his. Körelmiş Bıçaklar 5 öyküden oluşan bir öykü kitabı. Yazarın Buzdolabı Vatandaşları kitabından sonra öykülerini okumak çok farklı bir deneyimdi. Açıkçası gastronomiye dair mutfaktan başka ne yazılabilir diye düşünüyordum. Okudukça neler neler yazılabileceğini fark ettirdi. İlk öykümüz kitabın da ismi olan Körelmiş Bıçaklar. Tezgah'ın üstünde asılı duran ve kullanılmamaktan körelmiş bıçakların hikayesi. Başlangıçta Şef, Şef Bıçağı dışındakileri kullanmadığı için tezgahta olanlara dair biraz fazla atıp tutabileceği bir alan açılmış Şef Bıçağı'na. Ta ki Santoku gelene kadar. Kendisi pek keskin bir Japon bıçak. Şef Bıçağı'nın saltanatının sona ermesiyle artık mutfağın gerçekleri dile dökülür. Bıçaklarla nasıl empati yapılır göreceksiniz. İkinci öykümüz Damak Tımarhanesi. Bu içlerinde en sevdiğim hikayelerden biriydi. Hatta uzun uzun roman olsa da delirmesini öyle okusak diye geçirdim içimden. Ama sanırım öyküye daha çok yakışmış ve çok güzel hakkı verilmiş. Michelin Yıldızlarını kaybeden şefin eş zamanlı olarak aklını da kaybetmesini anlatıyor. Başlangıçta herkes masum tutkularla başlarken her işe hırs kimisini delirtiyor. Kimi zaman mecaz kimi zaman bu öyküdeki gibi gerçek anlamıyla. Ve üçüncü öykü, Epikür'ün Sofrası. Hikaye MÖ 3. yy.da Atina'da geçiyor. Dönemin cinsiyetçi yaklaşımı yüzünden hiçbir felsefi toplantıya katılamamış olan genç kadını masalarına davet eden beyaz sakallı adamın gastronomi öğretilerinin karşılamasıyla başlıyor. Bu hikayedeki 3. Öğreti gözlerinizi dolduracak. Tekrar insanlığınızdan utanacaksınız. Hatta limon gördüğünüzde o çocukları hatırlayacaksınız. Ama iyi gelecek, silkeleneceksiniz. Gözlerimizi kapamayı çok seviyoruz ama dünyada açlıktan ölen çocuklar diye bir acı var. Çürümüş limonları yemek zorunda kalan çocuklar... Dördüncü öykümüz, Şef Bıçağının Kanlı Günü. Galiba konumuz gastronomi olduğu için bıçakların kanlı yüzünü göz ardı etmişim. Daha doğrusu, eli kanlı insanların bıçak kullanışını... Bu da keşke roman olsa dediğim ikinci hikayeydi. Oldukça etkileyici bir anlatımla Şef Bıçağının garip hazzını okuyacaksınız. Bir bıçak en fazla nelerden haz alabilir? Ve sonuncu hikayemiz, Aç Bebek ile kitabı noktalıyoruz. Henüz anne rahmindeki bebeğin oburluğunu okurken sesli güldüm neredeyse öykü bitene kadar. Aşermenin ufacık bir fetüsün oyunu olduğunu okumak oldukça eğlenceliydi. Bunca delilik, kan, açlık hikayelerinden sonra kitabın bu hikayeyle bitiyor olması yüzünüzü güldürüyor. Tüm hikayelerde israfa, insanlığa dair birçok alt metin okuması yapılarak çok fazla şey alınabilir bu öykü kitabından. Yazar önsözünde Buzdolabı Vatandaşları 'ndan sonra bu kitap için beklenti olacağını ve Buzdolabı Vatandaşları kendisinin yazıp yazabileceği en iyi kitap olduğunu belirtmiş. Öykü ve roman farklı alanlar, birbirleriyle kıyaslamak ne kadar doğru bilmiyorum ama her öykü yazılabilecek en iyi şekilde yazılmış. Ve sanırım Emre Turan ismini çok güzel yerlerde birçok defa duyacağız. Yine çok fazla yerde özeleştiriye kapı açan çok keyifli bir okumaydı, keyifli okumalar diliyorum.
Gastronomi
Körelmiş BıçaklarEmre Turan · Kent Kitap · 202478 okunma
··
623 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ne kadar güzel, dolu dolu bir inceleme olmuş. İyi ki varsınız Ayşe hanım 🥺🙏 İlkler hep kıymetlidir. Yorumlarınızı okumak gözlerimi doldurdu