Sultan Hamid Düşerken İncelemesi
7/10
·341 syf.··
2024 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2024 00:05
Abdülhamid’in son yılları Osmanlı tarihinin en çalkantılı yıllarını oluşturmakta. Bir yanda 33 yıllık bir istibdat rejimi (aslında 600 yıllık bir istibdat rejimi, neden sadece 33 yıl ile sınırlandırılıyor anlamıyorum), diğer yanda Avrupa’da yükselen özgürlük ve hürriyet söylemlerinin etkisiyle bu baskı rejimine karşı örgütlenen bir parti; İttihat ve Terakki ("İTC"), bir diğer yanda ise milliyetçilik akımından etkilenerek topraklarını genişletmeye çalışan Balkan ülkeleri ve yine milliyetçilik ile tanışan Araplar. Osmanlının eski gücünden eser yok ve hem içte hem dışta ilgilenmesi gerek çok problem var. Osmanlı toprakları, 33 yıllık padişahlıktan sonra artık yorulmuş Abdülhamid’in atılgan, cesur ama fevri subayların kurduğu bir oluşuma karşı hem siyasi hem de askeri bir mücadeleye tanıklık etmektedir. Kitap Kanuni Esasi’nin tekrar yürürlüğe girmesi (24 Temmuz 1908) ile 31 Mart vakası (13 Nisan 1909 – Rumi takvime göre 31 Mart 1325 tarihine denk geldiği için bu isimle anılmakta) arasında geçen zamanda cereyan etmektedir. İTC Meşrutiyeti ilan ettirmiştir ancak ne ülkeyi yönetecek tecrübeye ne de kadroya sahiptir. Meclis İTC’nin kontrolü altında olmasına rağmen tüm nazırlar (bakanlar) Abdülhamid’in kadrosundan seçilmektedir. Ancak adı bir takım yolsuzluğa bulaşmış eski nazırlar ise ya görevden alınmaktadır ya da sürgüne gönderilmektedir. Bu karmaşada Abdülhamid’in nazırlarından Şahabettin Paşa da Fransızlardan rüşvet aldığı gerekçesiyle görevden alınır. Daha da kötüsü halk tarafından nefret edilen bir insan konumuna düşer. Artık canı da tehlikededir. Zira gazeteler Paşa’nın yaptığı yolsuzlukları çarşaf çarşaf manşetlerine taşımışlardır. İşte bu hengamede Paşa’nın en az kendisi kadar hırslı kızı Nimet devreye girer. Hem ailesinin can güvenliğini sağlamak hem de gazetelerde çıkan yazıyı tekzip ettirmek için İTC’nin ileri gelenlerinden Binbaşı Şefik Bey’e bir ziyarette bulunur. Bu ziyaret Nimet’in ailesini rahatlatsa da Binbaşı Şefik’in için sonun başlangıcı olmuştur. Zira hem iyi eğitimli bir paşa kızı hem de çok güzel olması sebebiyle Nimet’e âşık olur. Nimet de boş değildir ancak statü her şeyin önündedir için. Şu ana kadar iki Nahid Sırrı Örik kitabı okudum. Hem Kıskanmak hem de Sultan Hamid Düşerken ’de baş kahramanlar kadın. Ancak ikisinde de anti kahraman var diyebilirim. Zira hem Kıskanmak ’daki Seniha hem de Sultan Hamid Düşerken ’deki Nimet iyi insanlar değiller. Seniha erkek kardeşine duyduğu kıskançlık sebebiyle her türlü kötülüğü yapabilecek bir karakterken, Nimet statüsü korumak ve daha yukarı çekmek için elinden gelen her şeyi yapan ihtiraslı bir kadın. Ve her ikisinde de erkeklerin felaketi oluyorlar. Seniha abisinin katil olmasına sebep olurken, Nimet de eşi Şefik’in felaketine sebep oluyor. Nahid Sırrı Örik Kıskanmak ’da Seniha’nın kıskançlığının sebeplerini okuyucusuna anlatmış. Hem de Sigmund Freud ’u, Alfred Adler ’i kıskandıracak seviyede yapmış bu açıklamayı. Ancak Nimet’in neden bu kadar hırslı bir karakteri olduğu konusunda ise bir sebep-sonuç ilişkisi yok. Sadece babası Şehabettin Paşa’nın da hırslı olduğunu biliyoruz. Ancak psikolojik bir analiz yapılmamış. Nahid Sırrı Örik kitapta devrin ruhunu daha doğrusu zamanın ruhunu çok güzel anlatmış. Devir düşenlerin yendiği bir devir. Ne olursa olsun ayakta kalmanın gerektiği bir zaman. Bu güce ulaşmak için de insanların yapacaklarının sınırı yok. Tüm ilişkiler çıkar ilişkisi. Mesela Şefik Bey Nimet’in zekasından, güzelliğinden, eğitiminden etkilenmiştir ancak onu bu denli istemesinin sebebi Paşa kızı olmasıdır. Yani statü atlama isteği. Kendisi İTC’nin önemli bir subayıdır. Ancak bu yeterli değildir. Diğer İTC subaylarından daha farklı olmak için bir Paşa kızı ile evlenmek istemektedir. Nimet içinde durum aynıdır. Başka talibi de vardır Nimet’in, hem de bir Paşa oğlu. Parası, pulu, eğitimi olan bir adamdır talibi. Ancak artık İTC’nin güçlü olduğu bir dönemdir. Dolayısıyla Paşa oğlunun istikbali çok açık değildir. Daha az eğitimli ve daha az görmüş biri olmasına rağmen Şefik ile izdivaç yapar. Zira Şefik İTC’lidir ve istikbali daha açıktır. Ancak Nimet, Şefik’in mevcut konumunu da yeterli bulmamaktadır. Daha da yükselmesi gerekirse en tepeye çıkmasını istemektedir. Biraz da Nahid Sırrı Örik hakkında yazmak istiyorum. Nahid Sırrı Örik ’nin yazdığı romanlar filmlere dizelere konu olmasına rağmen halen daha Türkiye’de tanıyanı çok az. Nahid Sırrı Örik kitapta geçen olayları yaşayan biri. O zamanlar bir çocuk olmasına rağmen bir paşa çocuğu olması sebebiyle tüm bu siyasi gelişmelere hâkim. Kendisi bir Osmanlı eliti. Babası Hasan Sırrı Bey Abdülhamid’in nazırlarından. Bu sebeple Nahid Sırrı Örik ’yü bir Abdülhamid yanlısı olarak görmek yanlış olmaz. Kitapta da çok az da olsa bu taraftarlığı fark ediyorsunuz. Cumhuriyetin ilanı ile tüm eski paşalar ve nazırların başına gelen Nahid Sırrı Örik ’in ailesinin de başına gelmiş. Yani gözden düşmüş, sıradanlaşmışlar. Eski statüleri kaybolmuş. Bu sebeple de Cumhuriyet’e karşı bir tavırları olduğu kesin. Nahid Sırrı Örik ya karakteri ya da cinsel kimliği sebebiyle dışlanmış bir insan. En başta mensubu olduğu edebiyat camiası tarafından. Sonuç olarak dönem romanlarından hoşlanıyorsanız bu kitap tam size göre. Kitap hakkında yapacağım tek negatif yorum ise çok fazla Osmanlıca kelime barındırması. Bu beni okuma sırasında epey yordu. Bir elim sürekli sözlükteydi desem yalan olmaz.
Türk Edebiyatı
Sultan Hamid DüşerkenNahid Sırrı Örik · Everest Yayınları · 2026633 okunma
·
145 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.