Gönderi

Bir imamla yapmıştım bu münazarayı...
Yüzyıllardır ne ontolojik kanıtla, ne teleolojik kanıtla ne de başka bir kanıtla Tanrı'yı kabul ettirmeye çalışanlar dişe dokunur bir başarı elde edemedikleri için, nihayetinde müminler adeta
Sayfa 110 - Mitra Yayınları - 3. Basım: Mayıs 2023·Kitabı okudu
Felsefe
··1 alıntı·
1.828 Gösterim
4 Yorum
Yüzyıllardır ne ontolojik kanıtla, ne teleolojik kanıtla ne de başka bir kanıtla Tanrı'yı kabul ettirmeye çalışanlar dişe dokunur bir başarı elde edemedikleri için ??? Bu metnin absürt bir anlam taşıdığını söyleyebilirim zira agnostik kendi kafasında oluşturduğu yanlış tanrı algısına sahip. Tanrı'yı tanımlandığı şeklinde değilde kafasında oluşturduğu şekilde anlamaya çalışıyor. İnananların söylediği gayet açık kainat ve içerisindeki tüm yapılar ihtişamıyla karşımızda duruyor. Akılsız, şuursuz varlıklar belli bir amaç ve gaye taşımadığı için bunun bir açıklaması olması gerekiyor. Tanrı'da evet, açıklaması var. Her şeyi belli bir gaye ve amaç için inşaa ettiğini söylüyor. Dolayısıyla aklını iptal etmemiş bir insanın inanması zaten onun doğal/fıtrat halidir. Felsefe ve din alanında uzman hocalarımız her bir açıdan zaten Tanrı'nın varlığını gösteren delilleri gösteriyor. Sorun ne ? Agnostik'in bu delilleri kabul etmemesi kendi aldanışı ve inatçı kişiliği diye düşünüyorum.
Tanrı'nın var olduğuna inanmak isteyen, istemeyen herkes için onun var olduğuna dair sayısız delil,kanıt vardır ve bugüne kadar bu işe ehli olanlar tarafından defalarca tekrar edilmiş,hatırlatılmıştır. Aklı selim olan,ön yargıyla yaklaşmayan herkes için Tanrı'nın var olduğunu açıktır, tartışılmazdır ve buna inanması için sayısız sebep mevcuttur...
Pascal'ın kumarbaz argümanı değil mi bu? Bu argümana gelmiş ve gelecek olan eleştiriler çok açık bence, eleştirilere katılmamak benim açımdan da mümkün değil. Ben daha çok bu argümanın hareket noktasını seviyorum. İkincil bir kaynaktan alıntılıyorum: "Ona (Pascal'a) göre, Tanrı'nın varoluşuyla ilgili öne sürülen deliller kadar, Tanrı'nın yokluğuyla ilgili argümanlar da kesin sonuçlu olmaktan uzaktır. 'Akıl hiçbir şeyi belirleyemez, nihai hiçbir konuda karar veremez' diyen Pascal'a göre, bu durumda benimsenecek en rasyonel ve sağlam tavrın agnostik bir tavır olduğu düşünülebilirdi. Fakat Pascal açısından böyle bir şey mümkün değildir. Zira inanmayı seçmemek inanmamayı seçmekle eşanlamlıdır. Başka bir deyişle, Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu ile ilgili olarak bir karara varmaktan veya seçimde bulunmaktan kaçınmak, böylesi önemli bir seçim karşısında kayıtsız kalmak inanmamayı seçmemek anlamına gelir." Ahmet Cevizci, Felsefeye Giriş, syf. 123
Esasında bu kumarbaz argümanı çift boyutlu bir argüman gibi geliyor bana. Bu argüman yalnızca Tanrı'nın varlığını değil beraberinde dinin gerçekliğini varsayıyor çünkü aksi halde inanmanın ya da inamamanın avantaj ve dezavantajından bahsedilemez. Bu da bizi bir diğer konuya götürür, hangi din gerçek? Dürüst olmak gerekirse geldiğimiz noktada samimi ve dürüst bir dindar için çokça iş yükü var çünkü yalnızca Tanrı'nın varlığı konusunda aklı mı inancı mı referans alacağınıza karar vermek istediğinizde kararsız kalabilirsiniz ancak kapsamı genişletip dinin gerçekliği ya da doğruluğu hakkında kanaat getirmek istediğinizde aklınızı kullanmak zorundasınız. Belki de gerçek dindarların sayısı bu yüzden görünenden daha azdır :) Son cümlem kulağa ukala geliyor biliyorum ve bu kötü hissettiriyor, insanların bunu okuyup ukala olduğumu düşünmesini istemiyorum ama yine de böyle düşünüyorum işte.
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.