"Tanrıların acıma son vermek istemeleri masal aslında. Dalga geçiyorlar benimle. Başıboş bir köpek olsam, sonra taşlansam ya da kuyruğumun ucu tutuşturulsa ne yazar, yeter ki onlar eğlensinler. Onlar hayvan etiyle, kemikle beslenmezler, acılarımızla beslenmeye bayılırlar." (s.103)
·
En sevdiğim yazarlardan biri olan Margaret Atwood ile tanışmam Damızlık Kızın Öyküsü kitabıyla olmuştu ve kitabı okurken tüylerim diken diken olmuştu. Bahsi geçen distopya ülkemize hiç uzak değildi ki hangi distopya bize uzakki. (Resmen distopyaların kesiştiği bir ülkede yaşıyoruz.) neyse. Kitaba dönersek kitap İlyada ve Odyssia daki Odysseus’ un karısı, iffetiyle ve zekasıyla tanınan Penolope’in (ve onun 12 hizmetçisinin) gözünden yaşanılanları anlatıyor.
Ben, Kirke, Akhilleus’un Şarkısı, Cadının Yüreği gibi mitolojiye farklı açılardan bakan eserlere bayılıyorum. Ve bu kitaba da bayıldım. Penelope karakteri çok iyi yansıtılmış. Zekasıyla, mizah anlayışı ve hayata bakış açısıyla gerçekten var etmeyi başarmış yazarımız. Tanrıların acımasızlığını, Mitlerde ve eski öykülerde kadınların acılarına duygularına yer vermeyen erkek hikaye anlatıcılarının es geçtiği kadınların acılarını, hayallerini çok akıcı anlatmış. Kitabın bir güzel tarafı daha da bölümlerdeki yenilikler: 12 hizmetçi korosu, Odysseus’un yargılanması, yeraltı dünyasından sahneler, dünyamızla eski Yunan dünyasının minik karşılaştırmaları…gibi yenilikler ayrı bir zevkli yapmış kitabı.
Ben kitabı çok sevdim kısaca.
İçtenlikle öneririm.
Kitapla kalın sağlıcakla kalın.