Bir dergi düşünün, kapağında Maksim Gorki, "Her yürek kendi şarkısını söyler." Ve kapağını açar açmaz Şükrü Erbaş karşılıyor sizi:
"Aptal ruh!
Bilmediğin şu ki
Sen ölmeyeceksin. Tanrın her parçana
Sonsuz bir can çekişme yazdı."
Gorki demişken, sever misiniz?
Ya da tanır mısınız?
Refik Durbaş misali: "Siz yine de buyurun bir eski zaman neyzeninin semaverde demlediği ve Maksim Gorki'nin sunduğu çay servisine."
Ortaokulda iken Gorki'nin bir kitabını okumuştum. Türkçe öğretmenim inanmamış ve tahtaya kaldırıp anlattırmıştı bana okuduğum eserini. Bir ortaokul öğrencisi ne anlasındı Benim Üniversitelerim'i. O zamanlar bilmiyordum Gorki'nin okul kayıtlarına göre "fukaralığından ötürü" daha yedi yaşında iken okuldan ayrıldığını ve sekiz yaşlarında hayata atılmak zorunda kaldığını. Kimi hayatlar kimi yetenekleri öyle pişiriyor ki ortaya emsali görülmemiş eserler çıkıyor.
Ne güzel bir kalemle tanıştım henüz dergiyle tanışma sayımda: Evrim Kuran, çiçek dirilticileri ile tanıştırdı beni. Öyle bir yazıydı ki yalnız onun için bile derginin sonraki sayılarını okuyabilirim: "Sonra çiçek dirilticilerim aklıma geliyor. Hem ben de bir çiçek dirilticisiyim. Ayaklarım kararmış yaprakları. Sabaha dirilirim." Ve birden Ataol Behramoğlu çıktı karşıma: Uyumluluk Modu. Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var ve Bir Gün Mutlaka kitapları dün gibi aklımda
"Ama artık gitmek geliyor içimden
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
Dönüşü olmayan yerlere."
Tuncel Kurtiz'in resmiyle bir Sabahattin Ali şiiri: Uzak olun benden uzak /Benim meskenim dağlardır. Tam o anda elimdeki ayraca baktım, orada da Tuncel Kurtiz vardı.
Furuğ Ferruhzad'ın posteri çıktı dergiden, altında bir cümle: "Ellerimi bahçeye dikiyorum, yeşereceğim, biliyorum, biliyorum..." Kadın olmaktan bahsediyor Arzu Erkan, Antik Yunan'dan günümüze "Kadın evde kalmalı ve hükmedilmek için erkeğini beklemeliydi." Tam bu cümleye eleştiri paylaştığım sırada "sözde" adamın biri gelip yorumlarda beni linçlemeye kalkmaz mı? Neymiş, kadınları savunuyor ve aile değerlerini yıkmaya çalışıyormuşum. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ana fikre uydu ama, her devirde zor kadın olmak, böyle zihniyetlerin içinde...
"Çok sevdiğinizi söyleyemediğiniz hiçbir gece iyi bir gece değildir."
Gorki ile başlayan dergi Paul Auster'in bir cümlesiyle son buluyor: "Yaşamak acı çekmektir; ve acıdan korkarak yaşamak da yaşamayı reddetmektir."
Karadeniz'de başlayıp Akdeniz'de bitirdiğim derginin kapağında "Hayat bir yolculuktur, yanınızda bulunsun," yazıyor. Özel bir yol arkadaşı oldu benim için. Işığımı kısanlara dur demek daha kolay olacak artık, rüzgarın gelinini görür görmez tanıyacağım, izlemek istediğim filmlere biri daha eklendi: "Peki Şimdi Nereye?" Refik Durbaş ile çayın deminde kayboldum.
"Geldi birazdan.
Sevdi birazdan." dedi Esra Kuş.
Sevdim birazdan, yeni sayıda yine seveceğim.
Veni, vidi, vici.