İngiliz edebiyatının en bilinen isimlerinden biri olan Charles Dickens’tan daha çok okunması gereken bir başyapıt…
Oliver Twist, yoksullar evinde dünyaya gelen bir yetimdir. Annesi, onu doğurduktan hemen sonra hayatını kaybetmiştir. Oliver, kendisi gibi çocukların olduğu bir çiftliğe gönderilir. Ancak çiftlik sahibi Ms. Mann, ne zaman çocuklardan biri daha fazla yemek istese onlara önce dayak atar, sonra onları bir yere kapatır. Eğer o dönemin İngiltere’sinde bir yetimseniz, çok aç olduğunuz ve size çok az yemek verildiği halde daha fazla yemek isterseniz yemek yerine dayak yersiniz. Oliver Twist 8 yaşına bastığında kilise yazmanı olan Mr. Bumble, Oliver Twist’i doğduğu yere, yani yoksullar evine götürür. Ama Oliver Twist, burada da daha fazla yemek istediği için yine dayak yer ve yine bir yere kapatılır. Ardından Oliver Twist’i cenazeci Mr. Sowerberry’nin yanına çırak olarak verirler. Fakat bu sefer de cenazeciye arada sırada uğrayan Noah Claypole, onun sevgilisi olan hizmetçi kız Charlotte ve cenazecinin karısı olan Mrs. Sowerberry’den kötü muamele gördüğü için oradan kaçar ve kendini hırsızlık yaparak geçinen bir çetenin yanında bulur. Çetenin başında, Fagin isminde yaşlı ve insandan çok canavara benzeyen bir adam vardır. Oliver Twist bir gün onlardan kurtulma fırsatı elde eder…
Öncelikle kitap çok akıcı ve sürükleyiciydi. Her ne kadar uzun betimlemeler olsa da Oliver Twist’in yaşadıklarını ve eksik olan parçaların bir bir yerine oturmasını okumak çok heyecanlı ve keyifliydi. Kesinlikle en iyi macera-aksiyon klasiklerinden biri.
Lakin kitapta çok vahşi bölümler de vardı. Örneğin 3. kitabın (kitap birinci kitap, ikinci kitap, üçüncü kitap diye ayrılıyor) 12. bölümünün sonunda olan olay hiç hoşuma gitmedi. Orası kitabın en vahşi kısımlarından biriydi. Pek hoşuma gitmedi dürüst olmak gerekirse, ama yine de puan kırmadım.
!!!SÜRPRİZKAÇIRAN/SPOILER İÇERİR!!!
Ayrıca Nancy adlı karakterde çok saçma bulduğum bir şey var. Kitabı okuyanlar bilir: Nancy, Bill Sikes denen o hırsızla sevgili. Bill Nancy’ye defalarca şiddet uyguladı ama buna rağmen Nancy onu sevmeye devam etti. Mesela bir bölümde Bill Sikes, köpeğini Oliver Twist’in üzerine salmak istiyordu ama Nancy onu durdurmuştu. Bunun üzerine Bill Nancy’yi duvara fırlatmıştı. Bu da yetmezmiş gibi Bill hastalandığında Nancy onunla bayağı bir ilgilenmişti ama Bill buna karşılık ne yapmıştı dersiniz? Nancy’ye iyi davranmadı tabii ki. Ona her zamanki gibi kötü davranmaya devam etti. İnsan bari bir teşekkür eder değil mi? Ama doğru ya, Bill Sikes’ta insanlığın i’si bile kalmamış olduğu için nankörlük yapıp Nancy’ye köpek muamelesi yapmayı sürdürdü. Ve Nancy bütün bunlara rağmen, kendisine bütün günahlarından arınıp iyi bir insan olma teklif edildiği zaman bu teklifi ona köle muamelesi yapan bir adam için reddetti. Ya şunu anlamıyorum, sana fiziksel şiddet uygulayan, senin ona yaptığın iyiliklerin değerini bilmeyen, kısacası sana kötü davranan bir adamı nasıl sevebilirsin, NASIL, NASIL?! Ama Nancy bunun dışında harika bir karakterdi ve kesinlikle o sonu hak etmiyordu.
Arkadaşlar, size bir tavsiye vereyim: Sakın size kötü davranan birisi için size sunulan teklifleri reddetmeyin. Yazar aslında Nancy gibi insanların da olduğunu anlatıyor ve bence harika bir iş çıkarmış. Yani yukarıdaki bölüm sadece Nancy’ye bir laf söyleme bölümüydü, yanlış anlaşılmasın.
Ama yine de 10 puan verdim. Sadece o heyecanlı sahnelerin uğruna 10 puan verilir bence. Kitabı çok beğendim, mutlaka tavsiye ederim. Yalnız vahşi ölümler okumaya alışmamışsanız tavsiye etmem çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi çok vahşi ölümler var. Çok az olsa da var. Ama eğer 7/24 Agatha Christie ve benzeri yazarları okuyorsanız sıkıntı yok :D