Bilim ve din bir arada olabilir mi?
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2024 145. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2024 11:46
Yorum yapmadan önce, bu kitaba neden başladığımı açıklayayım. Günümüzdeki en saçma tartışmalardan birisi insanların dinine göre onların ne kadar bilimden anlayabileceğine yönelik tartışmalar olabilir. Bilim tarihine baktığımızda karşımıza Newton, Boyle, İbn-i Sina gibi dindar isimler de çıkıyor; Richard Dawkins, Stephen W. Hawking gibi ateist isimler de... Bunlardan birinin yaptıklarının yarısını bile yapamamış tiplerin çıkıp da Müslümanları veya ateistleri cahil ilan etmesi de boş ve kaynağının kendisini rezil eden bir iddiadan öteye gidemiyor. Anlayacağınız gibi normal insanların bu konudaki tartışmalarını anlamsız görsem de bilim insanlarının dini konulardaki düşünceleri ilgimi çekiyor, sonuçta farklı bir düşünce metotları oluyor ve aynı fikirde buluşmasak bile bazı konularda kafamda soru işaretleri oluşturabiliyorlar ve bu durum hoşuma gidiyor. Newton'u hep bir bilim insanı olarak bilsem de aynı zamanda bir ilahiyatçı da olduğunu öğrenince şaşırıp bu kitabı okumaya karar verdim. Eğer Newton hakkında fazla bilginiz yoksa ve bilim insanı kişiliğini merak ediyorsanız Dünyayı Değiştiren Beş Denklem'i önerebilirim. Konuyu daha fazla dağıtmadan kitabı anlatmaya başlayayım. Kitap önce Newton'un hayatından bahsediyor ve onun bilime ve dine bakış açısının üzerinde duruyor. Daha sonra da Newton'un yazdığı bazı metinler üzerinden onun fikirleri analiz ediliyor. Newton gençliğinden beri Hıristiyanlıkta bir şeylerin ters gittiğini düşünüyor. Hıristiyanlık hakkında yeterince bilgi sahibi değilim, bir şeyleri yanlış anlama ihtimalimden dolayı buraya ayrıntılı girmeyeceğim. Anladığım kadarıyla Hıristiyanlıktaki "Baba-Oğul-Kutsal Ruh" kavramı aslında İncil'de yokmuş ve Newton da bunu fark etmiş ama o dönem yaygın kabul gören bir inancı açıkça reddederse kariyeri olumsuz etkilenebilir diye bu fikirlerini üstü kapalı şekilde açıklamış. İncil'in herkes tarafından aynı algılanamayacağına, bazı insanların özel olduğuna ve normallerin anlayamayacağı şeyleri görebileceğine inanan Newton; İncil'de olduğunu düşündüğü bu özelliği kendi eserlerine de eklemiş ve sadece belli bir seviyedenin üstündeki okurların onun gerçek dini fikrini anlayabilmesini sağlamış. Newton'un bir diğer düşüncesi de Tanrı'yı anlamak için yalnızca iki şeye bakılabileceği: Tanrı'nın sözlerine ve onun eseri olan doğaya. Yani burada din adamlarını ve tarikatları bir otorite olarak kabul etmiyor. Bu yönüyle bizdeki Caner Taslaman'a benzettim biraz. Newton'a göre bir dindar öncelikli olarak kendisine verilen dini bilgiyi sorgulamalı, kaynağına bakmalıdır; atalarından ve toplumdan ne gördüyse ona inanmak dini açıdan yanlıştır çünkü zaten peygamberler bu yanlışa düşerek yavaş yavaş dini yozlaştıran topluma yeniden doğru dini anlatmak için gönderilmiştir. Newton dini düşüncelerini bilimsel görüşlerine de yansıtıyor ve ilk paragrafta benim savunduğum düşüncenin tam tersini savunuyor. Ona göre bilim ancak bir yaratıcıya inanılarak yapılabilir ve ateistler bilime aykırı davranıyor. Bu konuda bazı argümanları şunlar: 1- Canlılardaki simetrinin bir tasarım olmadan oluşamayacağı (o dönem evrim, genetik ve embriyoloji bugünkü kadar bilinmiyor) 2- Göz doğal olamaz; optik bilgisi olan bir varlık tarafından tasarlanmış olmalı (Cennetten Akan Irmak kitabında çürütülüyor) 3- Kütle çekim kanununa göre evrendeki her şeyin bir araya gelip devasa bir küre oluşturması gerekiyordu. Demek ki ya Tanrı sürekli gezegenlere kuvvet uygulayıp onları ayrı tutuyor ya da Tanrı gezegenleri evrene eşit dağıtıp bunun olmasını önlemiş (Boşlukların tanrısı hatası) Newton'un "Bilim Yaratıcıyı ispatlar" iddiası tamamen yanlıştır demiyorum. Ben de bilimsel olarak bakıldığında ateizm ve deizmin mantıksız olduğunu, teizm ve agnostizmin daha akla yatkın olduğunu düşünüyorum (#245867223) Yani argümanlarımız Newton'la farklı ama nasıl ki Newton'unkiler yıllar içinde yanlışlandıysa belki benimkiler de yanlışlanır bilemiyorum. Yazar, Newton'u anlattıktan sonra din-bilim ilişkisi hakkında kendi fikirlerini açıklıyor. Burada "Metafiziksel doğalcılık" ve "metodolojik doğalcılık" diye iki kavramdan bahsediyor. İnternette daha karışık tanımlar görsem de ben kitaptaki tanıma göre konuşacağım. Metafiziksel doğalcılık doğaüstü varlıkları direkt reddetmektir. Metodolojik doğalcılık ise bilimin doğa yasalarına uygun olayları inceleyebileceğini, doğaüstü kavramların olup olmadığıyla ilgili bir sonuca varamayacağını savunuyor ama bilim tarihine bakıldığında doğaüstü varlıklardan arındırılmış açıklamaların daha başarılı olduğunu öne sürerek bilimin yönteminin bu olması gerektiğini söylüyor. Yazar ise metafiziksel doğalcılığın bilimsel yöntemlerle ulaşılamayacak bir sonucu bilimselmiş gibi sunduğunu düşünüp reddederken metodolojik doğalcılığa daha yakın duruyor. Ama bilimde bu kadar net bir çizgi çizmenin yanlış olduğunu da söyleyerek yumuşatılmış, sorgulanmaya açık bir metodolojik doğalcılığı savunuyor. Yazarın fanatik doğalcılığın da bilimi yavaşlattığına dair verdiği örnekler var ama bence örnekler ideolojiden ziyade insanlarla ilgili olduğundan pek yerinde olmamış. Mesela büyük patlamanın, evrenin sonradan oluştuğu için yaratıcılığı andırmasından dolayı koyu doğalcılar tarafından uzunca bir süre reddedildiğini ve kuantum fiziğinin de zamanında kendini kabul ettirmede sıkıntı yaşadığını söylüyor. Evet bunlar bilimin ilerlemesini yavaşlatmıştır ama bu durumun nedeni metodolojik doğalcılık demek için metodolojik doğalcılığın bu davranışı savunması gerekiyor, oysa yazarın kendi yaptığı tanıma göre metodolojik doğalcılık bilimsel olarak kanıtlanmış bir şeyi reddetmez. Ben kitabı okumadan önce, yazarın "metodolojik doğalcılık" diye tanımladığı düşüncedeyken şu an net bir şey söyleyemiyorum, kitabı okuduktan sonra farkında olmadan bilime kısıtlayıcı bir çizgi çektiğimizi fark ettim ve bunun sorgulanması gerektiğine itirazım yok ama bu çizgiyi çizmediğimizde boşlukların tanrısı yanılgısına düşmekten nasıl korunacağız onu da bilemiyorum. Toparlamak gerekirse bilim ve din felsefesiyle ilgili önemli konulara giren, bunlar üzerinde düşündüren bir kitaptı. İyi ki okumuşum diyebilirim. İncelemeyi bitirmeden, kitaptaki ilginç bir şeyden söz etmek istiyorum. Hepimiz Galileo'nun iddialarının Hıristiyanlık ile çeliştiği için reddedildiğini öğrendik okullarda. Fakat bu kitapta yazana göre Galileo'nun iddialarını ispatlamak için kullanabileceği teknoloji o gün henüz yokmuş. Ayrıca Aristo'ya göre su ve toprak yeryüzüne inmeye (Dünya), ateş de yükselmeye (Güneş) meyilli olduğu için Dünya merkezli evren modeli günün şartlarında daha mantıklı görünüyormuş. Yani kitap, Galileo'nun reddedilmesinin nedeninin aslında kanıt yetersizliği olduğunu iddia ediyor.
1000Kitap
Dahi ve Dindar Isaac NewtonEnis Doko · İstanbul Yayınevi · 2019385 okunma
··
1.729 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yiğit Baran
Gönderi Sahibi
Bu arada Newton'un İslamiyet hakkında düşüncelerini de çok merak ettim güzel bir bilgi bulursam buraya atarım, bildiğiniz güzel bir kitap, makale falan varsa da hayır demem
İncelemelerinizden faydalanıyoruz, teşekkürler. Ancak bu incelemenizdeki birkaç noktaya şöyle itirazımız var. Dawkins denen vasat zoologun, tüm dinleri aynı çuval içine attığını, bu çuvala din adını verdiğini ve bu önü arkası belirsiz, her türlü gideri olan 'din'ler hakkındaki çemkirmelerini lugavi ve ıstılahi anlamda cehalet ile (göründüğü kadar salak değilse art niyetli de olabilir) yaptığını net olarak biliyoruz. Forevır ergen ateistlerimiz vb tayfa yüzünden kendisini mecburen takip eden bizler için ne din/ler konusundaki, ne bilim, ne de felsefedeki cehaleti bir gizem değil. Zoologluk titri bir yana, boyunu aşan sulardaki cahilliğine vurgumuzun bizi rezil edeceği fikrine katılmıyoruz. Bu kat kat çuvallamalarının tüm dünyada birçok (ilahiyat harici) bilim adamınca sayısız mecrada dile getirildiği yine meraklısının malumu. Bunlar Dawkins'in, bilim adına yaptıklarının yarısını yapmışlar mıdır, kesinlikle. Bahse konu engerek de muhtemelen bizim yaptıklarımızın yarısını yapamamıştır. Bilim yaratıcıyı ispatlar mı, God of the gaps konularına burada dalmamakla beraber şunu da not edelim. Dawkins'in mabadından uydurduğu hikayelerle köpürtmeye çalıştığı Nilsson-Pelger araştırmaları ile optik-göz kuramının çürütülmesi ise kastınız, biraz daha temkinli davranmak gerek derim. Evet, Newton 17.yy şartlarında azımsanmayacak işler yapmıştır. Kafasının uçmayacağından emin olsa ya da günümüz verilerine sahip olsa, neler yazarmış Allah bilir. Hz.Muhammed'in peygamberliğini kabul eder ancak yalnızca Araplara gönderildiğini öne sürer. Kankası Cotes ile yazışmalarından uniteryen olduğunu da anlarız. Dawkins çakma iblisinin kilosunu, kalibresini burada halk tipi bir incelemeyle dile getirmiştik. #224953708
Yiğit Baran
Gönderi Sahibi
Faydası oluyorsa ne mutlu bana, teşekkür ederim :) "Kaynağını rezil eden iddia"dan kastım herhangi bir bireye cahil diyenler vb. değil, bir grubun tamamını kapsayacak şekilde konuşanlar. O kısım yanlış anlaşılmış, Richard Dawkins'e laf söyleyenlere ben ne diyeyim doğru düzgün araştırmadım adamı sadece bazı kitaplarını okudum. Tanrı Yanılgısı'nı merak ediyorum ve onu okurken yazar hakkında bir fikrim olmazsa daha iyi olur diye düşündüğümden erteliyorum araştırmayı. Ateist bilim insanı düşünürken aklıma geldi de yazdım o kadar detaylı düşünmemiştim orayı, benim eksikliğim. Göz konusunda fazla detaylı yazmadım ama kitapta gözün evrimleşemeyeceğini savunanlara cevap veriliyor, işin ilahiyat tarafına pek girilmiyor. Newton gözün çok karışık olduğunu söylüyor bugünkü evrim karşıtları gibi, Dawkins de gözün farklı alternatifleri olduğunu ve doğada aşama aşama göz gelişmesinin mümkün olduğunu söylüyor. Aslında Dawkins "Bu avcı, şu hayvana benzeyerek avını kandırıp kendisine çekiyor. Bu evrimleşmiş olamaz" iddiasına da cevap veriyor bununla beraber ama neredeyse hiç nörolojiye girmeyip direkt hayvan çalışmalarıyla anlatmaya çalışınca havada kalıyor. Yani "Göz evrimleşemez" argümanının tümevarımsal olarak yanlış olduğunu öne sürüp çekiliyor ama okuyucunun ikna olması için halihazırda biraz nöroloji bilip kitaptaki bazı anlatılanlar arasında bağlantı kurması gerekiyor. Zaten o forevır ergen ateistler bu yüzden Tanrı Yanılgısına sarıldığı kadar sarılamıyor bu kitaba dnlfndd
Yiğit Baran
Gönderi Sahibi
Newton'un dönemin yaygın inançlarına karşı geldiğini söylemiştim, bunlardan biri de Şeytan hakkında. Newton şeytanın yalnızca temsili bir şey olduğunu düşünüyormuş ve sebep olarak Tanrı'nın çok güçlü olduğunu, bir düşmanı olamayacağını söylüyor.