Açık konuşmak gerekirse, Ahmet Ümit in İstanbul Hatırası ndan sonra en sevdiğim başkomser nevzat kitabı oldu. Kitabın çoğu yerinin altını çizmemek için kendimi zor tuttuğumu söylemeliyim. Sonuna kadar merak unsurunu devam ettirirken bir yandan da yakın tarihimizin ortak utancını hatırlatıyor bizlere.
Yine ve yine ters köşesiyle yanılttı açıkçası beni. Yazarın kitaplarında ters köşeye alıştığımdandır, hep en masum duranlara odaklanmaya başladım. Buna rağmen tahmin ettiğim gibi olmadı.
Biraz spoilera girecek tercih edenler okumayabilir.
Açıkçası en başından itibaren bir aşk cinayeti olduğu aşikardı. Ancak benim tahminim Azize'ydi. Sadri'den hiç beklediğim bir şey değildi. Ama bir yandan da Engin Azize'yi hiçbir zaman hak etmedi. Tamamen benim görüşüm. Evet belki Sadri'yi de sevemezdi ancak Engin de doğru insan değildi. Tam böyle düşündüğümde aklıma kitaptan şu cümleler düşmüyor değil.
"Dediğim gibi başkomserim, aşk iyilikten pek anlamıyor. Aşkın iyilikle hiçbir ilgisi yok."
Öyleydi. Aşk iyilikle ilgili değildi. Hiçbir zaman da öyle olmamıştı ki. Tarih boyunca aşıklar ya kavuşamamış ya da bir diğeri diğerine göre öyle fazla sevmişti ki bu sevgi onun sonunu getirmişti. Tıpkı Sadri'nin, Engin'in ve Azize'nin sonunu getirdiği gibi.