Vladimir Nabokov , dahi beynini ve cüretkar kalemini Lolita kitabının ana karakteri ve anlatıcısı olan pedofili eğilimli Humbert Humbert’in bu sapkınlık fırtınasına nasıl kapıldığını akıl ve duyguları açısından nasıl düşünüp hissettiğini, toplum içinde kendisini ve içindeki şehvet canavarını gölgeler içinde nasıl saklamaya çalıştığını, vahşi dürtülerine karşı mücadelesini ve yenilgisini çözümleme sürecinin en çarpıcı şeklide anlatımı ve itirafıdır.
Elbette hikayede bu sapkınlığa maruz kalan bir kız çocuğunun da travmalarını onun hayatında nelere mal olduğuna iç acısıyla tanıklık etmemizi sağlamış.
Ahlaki dersler her zaman olması gereken, toplum tarafından kabul gören örnek yaşam hikayeleriyle verilmez.
Nabokov, Lolita ile ters köşe yaparak ahlaksızlığın ve sapkınlığın içindeki gel gitlerle kaybolan ahlakın ve sağduyunun yokluğunda olağanüstü edebi bir kurguyla bu arayışın içine atıyor bizi.
Bu ve benzeri kimliklerin toplumun içinde varlığının bazen gözümüzün önünde her hangi bir meslek grubunda, alt ya da üst statüye sahip normal davranışlarıyla yakınımızda güvenimizi nasıl kazanırlar. Eğilim gösterdiği çocuklara nasıl yaklaşır ve biz bunu nasıl da görüp anlayamayızın da hikayesidir.
Ve elbette temelinde yatan sağlıklı çocuk – ebeveyn ilişkisinin olmadığı zaman oluşan zaafların üzerine de gitmiş.
Fakat konu her ne olursa olsun aslolan dahi bir yazarın böyle bir konuyu da hayranlık duyulacak, (hatta yazar olsam kıskanırdım;) müthiş edebi bir dille kurgulayıp kaleme almış olmasıdır. Okurken bir sinema filmini soluksuz izliyor hissini yaşatıyor.
Spoiler içeren hikayenin konusuna gelince:
Üç yaşlarında annesini kaybeden babasının sayısız sevgilileri ve hizmetlilerin acıma hissiyle gösterdikleri şefkatin icinde on dört yaşına gelen Humbert, bir yaz tatilinde ilk aşk, ilk güçlü duygusal bağ kurduğu ilk cinsel hazzı yaşadığı kumral kahküllü, zayıf kollara sahip, bal rengi tenli uzun kirpikli Anabel ile tanışır ve onu o yaz tifodan kaybeder.
Onunla tanıştığı tüm duygularda on dört yaşındaki Humbert'in kalbine ve bilinçaltına gömülür. Bir daha böyle derin hissettiği bir ilişki kuramaz.
Bir yetişkin olduğunda kumral kahkül ya da ince zayıf kollar kısacası Anabel’i anımsatan her kız çocuğunda o güçlü şehvet dolu duyguları uyanır.
Masum çocuk bedenlerini izlemek ve hayal etmekle yetinirken bir yandan bu dürtülerini dizginleme çabasını da gösterir ta ki Lolita ile tanışana dek.
Lolita, babasız ve ilgilsiz bir anne ile büyüyen on iki yaşında bir kız çocuğu ve bir çocuk sevecenliği ile dostluk kurar yeni kiracıları Humbert ile...
Tüm sağduyusunu kaybeden Humbert duygularının esiri olur. Öksüz kalan Lolita ile yollara düşer onu tehdit ve kaygılarla yanında tutmayı başarır. Onun çocukluğunu, neşesini, umutlarını çalar acımasızca. Kendine bunu aşk ve onu koruma içgüdüsünün yaptırdığına inandırsa da kendisinden koruyamaz.
...
“Şu anda hayıflandığım bir şey varsa o da hemen o gece 342 numaranın anahtarını gizlice resepsiyona bırakıp o kasabadan, o ülkeden, o kıtadan, o yarımküreden ve evet, hatta yerküreden çıkıp gitmemiş olmamdır.”
...
Lolita kendisini artık ne bir çocuk ne de bir yetişkin gibi hissedemez.
Kitabın sonunda Humbert'in ne yaptığına dair vicdanı ile yüzleşmesini yaşadığı satırlar çok etkileyiciydi;
...
“Sevgili okuyucum! Duyduğum şey oyun oynayan çocuk seslerinin ezgisinden başka bir şey değildi; hava öylesine berraktı ki, bu görkemli ama ayrıntılı, uzak ama şaşılacak kadar yakın, açık seçik ama ölümsüz bir gizemle dolu ses kalabalığı arasından kimi kere kıkır kıkır bir gülme yükseliveriyor, bir beyzbol sopasının 'çat' sesi ya da oyuncak bir trenin takırtısı ayırt edilebiliyordu. Kalemle hafifçe çizilmiş gibi gözüken sokaklar bu sesleri çıkaranları görmeyi sağlayamayacak kadar uzaklardaydı. O görkemli yamaçta durdum, ezgilerin titreşimine, arka plandaki utangaç bir mırıltının ortasından yükseliveren ayrı ayrı çığlıklara kulak verdim. İşte o anda, işte o anda anladım ki umarsızlığı en belirgin olan şey Lolita'nın benim yanımda bulunmayışı değil, sesinin aşağıdaki o çocuk sesleri arasında olmayışıdır.”
...
Ayrıca Lolita’nın ölü bir kız çocuğu dünyaya getirip, lohusa iken hayatını kaybetmesi de oldukça manidar.
Üzerine söylenecek daha birçok şey var. Ancak okumanızı tavsiye edip bu deneyimi sizin de yaşamanızı dilerim.
instagram.com/p/DQ7MFdnjBmz/?...
.
Lolita
.
Vladimir Nabokov
Kitabın adı gibi tatlı anlatmışsınız. Kitaplar her birimizin farklı zamanlarda farklı tatlar bulabileceği eşsiz bir hazinedir, bunu siz anlatırken daha iyi anlıyorum. Kaleminize sağlık 🌷♥️