Alain de Botton, çağımız insanın felsefe yardımıyla hayatta kalabilmesine yardımcı olan önemli insanlardan biri. Yazdığı cümlelerdeki bilgelik; kütüphanelerin tozlanmış raflarında kalan kitaplardan değil, hayatın ta kendisinden edinilmiş, yaşayarak deneyimlenmiş bir bilgelik. Özellikle günümüzün modern dünyasında aynı karşısına geçen insanın kendisini olduğu gibi görebilmesi, kendisiyle barışık kalabilmesi, akıl sağlığını koruyabilmesi ve hissettiklerinin sevginin ve saygının gerçek olup olmadığını anlayabilmesi oldukça zor.
Statü endişesi kavramı ile Alain de Botton hepimizin içini kemiren, strese ve mutsuzluğa sebep olan ama bir türlü doğru ifade edemediğimiz bir korkudan bahsediyor. "Statü endişesi bizi fena halde kedere ve hüzne sürükleme olasılığını içinde barındırır." Statü, insanın toplumdaki yerini ifade eden bir kavram. Kimileri çok kolay ve doğuştan elde eder ve yaşamı boyunca korur. Kimileri ise statüyü elde edebilmek için tüm yaşamı boyunca çaba sarf eder; fakat elde ettiğinde de kaybetmesi bir o kadar kolay olabilir.
Doğduğunuz ev kaderiniz olabilir. İyi bir aileye sahip olursanız, kaliteli bir çevrede yetişebilirsiniz. Kaliteli çevreniz size iyi bir eğitim ve mutlu bir çocukluk dönemi sağlayabilir. İyi bir eğitim ve mutlu çocukluk sayesinde fırsat eşitliğinde bir adım öne geçersiniz. İyi bir üniversitenin kapısı açılır. İyi bir üniversite, kariyerinize bir adım önde başlamanızı sağlar. İyi bir kariyer bol kazanç getirir. Bol kazanç hayallerinize, boş vakte ve güzel bir eşe ulaşmanız için gereken imkanları sağlar...
Muhtemelen bu döngüyü yaşayabilmek için çok küçük yaşlardan itibaren rekabet içerisinde birbirimizle mücadele ediyoruz. Olmak istediğimiz kişi olma yolunda; çoğu zaman aslında hiç olmak istemediğimiz kişiye dönüşüyoruz. Toplum da bu süreçte yeterince baskı yaratıyor üzerimizde. Az ile yetinmek, sade ve sıradan yaşamak, basit zevklerle tatmin olmak, arkadaşlıklara ve sevgiliye sadık kalabilmek her geçen gün daha da zorlaşıyor. Andy Warhol'un yıllar önce dediği kehanet gerçek oluyor. İnsanlar on beş dakikalığına meşhur olabilmek için tüm çirkinliklere ve bayağılıklara başvuruyor. Böylesine bir toplumda ayakları üzerinde durabilmek, akıl sağlığını ve benliğini koruyabilmenin en iyi yolu ise sanırım hayatın anlamını keşfetmek ve ona uygun şekilde yaşayabilmek...