Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Yalom aynı zamanda ABD’nin en tanınmış psikanalistlerinden biridir. Bu kitabında da kendi psikoloji bilgisini derinlemesine, çok etkili cümlelerle okuyucuya aktarmış bana göre. Kitaba konu olan baş karakterler Nietzsche ve Salome’nin hayatlarını Dahiler ve Aşkları kitabında okuduğum için kitabın atmosferine girmekte zorlanmadım. Salome tarihin en etkileyici kadınlarından biri. Zamanında bir çok erkeği etkisi altına almış bir kadın. Aynı zamanda yazar, öykücü, denemeci ve psikanalist. Bende Ruth kitabını okumuştum. Nietzsche kendine itiraf etmek istemese de Salome’ye aşık.
.
Kitapta yazılanlar her ne kadar kurgu olsa da karakterlerin çoğu gerçek kişilerden oluşuyordu. Gerçek karakterler ile hayali kurgu çok güzel harmanlanmıştı. Okurken yaşananların da gerçek olduğunu izlenimine kapılıyorsunuz. Nietzsche, Salome, Freud gibi gerçek karakterleri yazar çok yakından tanımış ve özümsemişti. Ve böylece çok başarılı bir kurgu ortaya çıkmış. İnsan hayatında tekrar tekrar belli dönemlerde okunup, her seferinde farklı hissedişler içine gireceğiniz bir kitap. O nedenle ilerleyen yıllarda bende tekrar okumayı düşünüyorum. Okurken bilinçaltınızda sakladıklarınızla yüzleşiyorsunuz. Farklı düşünceler içine girip, kendi benliğinizin farkına varıyorsunuz adeta. Dr. Breur ve Nietzsche’nin sohbetleri okur olarak beni hem çok etkiledi hem de farklı duyguları sorgulamama sebep oldu. Felsefe ve Psikolojinin iç içe geçtiği şimdiye kadar okuduğum en başarılı kurguydu.
.
Konusundan bahsedeyim; Kurgu, 19. yy’da Viyana’da geçiyor. Psikanalizin henüz yeni yeni yeşermeye başladığı dönemler. O dönemde ünlü doktor Breur’un kapısını Lou Salome çalıyor ve arkadaşı Nietzsche’nin hasta olduğunu, onu tedavi etmesini istiyor. Breur Salome’den etkilenip bu teklifini kabul ediyor. Ve Breur ile Nietzsche’nin seansları başlıyor. Breur daha çok Nietzsche’nin migrenine odaklanıyor. Nietzsche kapalı ve iletişime açık olmayan bir insan. Fakat ilerleyen seanslarda doktor ve hasta yer değiştiriyor. Kim doktor? Kim hasta? Kurguda bir yerden sonra karışıyor. Breur’un yakın arkadaşı Freud ile derin psikolojik sohbetlerine de yer verilmişti. Freud o zamanlar meslekte yeni olan genç bir psikanalist rolündeydi. Bu kitap aslında anlatılmaz okunur cinsten bir kitaptı biraz anlatmaya çalıştım bende elimden geldiğince. Bu kitabı okumama vesile olan Oğuz Aktürk a da çok teşekkür ederim
Kitapta nerdeyse altını çizmediğim satır kalmadı. Bu kitaba sizde mutlaka şans verip okuyun..