Marias’ın ustalık dönemi eserlerini okumuşsanız, elinize aldığınız yeni bir Marias kitabının sizi daha ilk sayfadan içine çekmesini, elinizden tutup uzun, dolambaçlı cümleleriyle kurduğu labirentte dolaştırmasını, nefis tespitleriyle mest etmesini beklersiniz. Duygusal Adam bu anlamıyla hayal kırıklığı yaratabilir.
Opera şarkıcısı ana karakter, kuşkusuz ki diğer Marias karakterleri gibi iyi bir gözlemci, onlar gibi düşüncelerini en ince ayrıntısına kadar anlatmaya meraklı. Ama sığ. Olay örgüsünün ortasında yine insan ilişkilerinin büyük karmaşası oturuyor, ama bu sefer belirsizlik iyi işlenmediği gibi, karmaşa da Türk filmi tadında çözülüyor. Aşk, ölüm, kalabalıklar arasındaki yalnızlıklar, aidiyet, evlilik gibi Marias’ın dolaşmayı sevdiği konular var yine. Ama derinleşmemiş. Bu yüzden, Marias’la bu kitabıyla tanışmak hayal kırıklığı yaratabilir.
Ben yine sıkılmadan ve hatta severek okudum. Çünkü çok sevdiğim yazarların yazma yolculuğuna ortak olmayı, nereden nereye geldiğini görmeyi seviyorum. Elimdeki kitapta gözüme acemice görünen her şeyin nasıl, ne biçimde dönüşeceğini bilmek heyecanımı diri tutuyor.
Eğer Marias’ın tüm kitaplarını okumak gibi güzel bir derdiniz varsa, bu kitabı sonlara bırakın derim.
Neyyire Gül Işık çevirisi