Romantik kimlik arayışı zihniyetiyle yazılan uydurma tarih
Puan vermedi·486 syf.··
2024 25. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2024 10:37
Bugünkü Avrupa uygarlığının çökeceğini ilk haber veren kişi Oswald Spengler’di. Arnold Toynbee de aynı tehlikeyi görmüştü. 1905’de Londra’da düzenlenen ve uzun bir süre devam eden kon­ferans sonunda sunulan raporda şu soru sorulmuştu: “Batı sanayi devriminin birikimleri ve modem teknoloji bu böl­geye (Akdeniz’e sınır olan ülkeler ve Orta Asya) girerse ne olur? Eğer bu halklar bilim, eğitim ve kültüre ağırlık verirse ne olur? Eğer bu bölgede yaşayan halklar bağımsızlıklarını elde eder ve kendi tabii servetlerine sahip çıkarlarsa ne olur?” Cevap basitti: “İşte o zaman sömürgeci imparatorluklar sonlarını getirecek bir darbe alırlar, sömürge rüyaları sona erer; imparatorluğun ana damarları kesilir ve Roma ve Bizans imparatorluklarının çöktüğü gibi çöker.” Bunu önlemek için şu tedbirlerin alınması tavsiye edilmişti: a) Ortak çıkarları olan bu devletler, bu bölgeyi parçalara ayır­maya.. halkını bölünmüşlük, gericilik ve cehalet içinde bırakmaya devam etmelidirler; b) Bölgedeki aşiret yapıları ve etnik yapılar kaşınmak; etnik gruplarda bağımsızlık ateşi körüklenmek; c) Bölge halklarının dilleriyle oynanıp, kültürleri çökertilmek. Öyle ki bölgede emperyalizmin dostu ve bölge halkının düşmanı dost bir güç oluşsun. * * * Çeşitli halkların karışımıyla oluşmuş bir topluluk olmak utanılacak bir şey değildir. Dünyada saf bir ırk, saf bir kan veya topluluk zaten olmadığına göre, tamamıyla değişik halk­lara ait unsurlardan teşekkül etmenin utanılacak bir yanı olamaz. Ama utanıla­cak olan şey, bu realiteyi kabul etmeyip, köklerini, kültürünü ve geleneklerini Milat öncesinde bölgede yaşamış ve kendilerinden geriye çok az şey kalmış birden fazla milleti hiçbir inandırıcı de­lil sunamadan kendine ata kabul edip, çaresiz ve ümitsizce bir o halkın, bir bu halkın tarihî yadigârlarından medet ummaktır. Kürdologlar ve siyasî Kürdçüler tarafından yazılan Kürd tari­hiyle ilgili kitapların hemen tamamında aynen birbirinden kop­yalanarak tekrar edilen bölümün çok az olmasının sebebi de budur. Söz gelimi Kürd tarihi diye ele aldığımız beş-altı yüz say­falık bir kitapta Kürdlerin geçmişiyle ilgili kısım yirmi-otuz say­fayı geçmemekte, daha ziyade son yüz- yüz elli yıllık siyasi tarih üzerinde durulmakta ve ayrıca atalarla ilgili kısımlar bir veya iki paragrafı aşmamaktadır. Buna ikinci kuşak Kürdologlarm öncü­lerinden Nikitin ve Minorsky de dahildir. Çünkü yazılacak fazla bir şey yoktur. Yazmak istediğiniz zaman da, eğer palavra atma­ yacaksanız, loş tarih ovasında topallaya topallaya dolaşırsınız, ama onca yorgunluktan sonra bulduğunuz malzemeler arasında maksadınıza muvafık olan hemen hemen hiçbir şey bulunmadı­ğını görürsünüz. Bir halkın veya etnik topluluğun tarihi başlangıcının tespiti için bazı nirengi noktalarının bulunması lazım-ı mutlak şartlar­dandır. a) Yeknesak dilin varlığını kanıtlayan yazılı belgeler (kitabe­ler, edebi parçalar vs.); b) Türeyiş efsaneleri; c) Atalarla ilgili hafızalardan silinmeyen yazılı ve sözlü gele­nekler, destanlar vs; d) Maddi ve manevî kültür yadigârları (o etnik topluluğa özgü günlük kullanım araçları, bunların nev-i şahsına münha­sır şekilleri; sanat eserleri; dini sübje ve objeler (tapmaklar, ta­pmak mimarisi, dini âyin şekilleri, o halka özgü mezar ve defin şekilleri vs.); e) Belli bir coğrafya üzerinde kurulu; milli sınırları, bayrağı, ordusu, parası, kanunnameleri olan devlet; f) Kendilerinden yazılı bir şey kalmamışsa bile, komşu halk­ların kitabelerinde, tarih kitaplarında o halkın etnik adından ve devletinden bahseden satırlar. Eğer bir etnik topluluk bu şartları haiz değilse, onun resmi bir tarih başlangıcı olamaz veya ancak bunlardan önemli bir kıs­mının ortaya çıkmaya başladığı tarih onun başlangıcı kabul edi­lir. Kürdler, bu şartlar arasında özellikle bağımsız devlete sahip olma unsurunu haiz değillerdir. * * * Bir diğer konu ise Kürtler'in, Türk topraklarında emekleri olduğu iddiası ve bu hakkı siyasal ve coğrafi anlamda talep etmeleri. Öncelikle şu alıntıları yabancı kaynaklardan bir göz atalım, bakalım köklü bir millet olarak Kürtler'in Osmanlı'dan itibaren bize "faydalarına" #248828673 #248828857 #248829049 #248829147 #248829338 #248829656 #248829980 #248830235 #248830395 #248830573 #248830828 #248831056 En zor anlarımızda düşmanla işbirliği yapan, ne zaman bir savaşa girsek arka bahçemizde isyan eden, Türkleri yüzlerce yıl boyunca kendilerine zulmetmekle itham eden bir halkın Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale Muharebeleri esnasında bize asker vermesi düşünülebilir mi? İngiliz bayrağını Müslüman Türk bayrağına, Rus yönetimini Türk yönetimine tercih eden ve her vesileyle Türk Devleti’nin yıkılmasını can-ı gönülden arzu et­mekle kalmayıp, bir de bu amaç uğruna düşmana yardımrin Türk ordusuna asker vereceğini mi sanıyorsunuz? Şehit düşen askerler arasında hiç Kürd yoktu diyemeyiz. Elbette vardı; ama genel yekun içinde önemsen­meyecek orandaydı. Böyle olmakla birlikte, Çanakkale ve Kurtu­luş Savaşı’nda az da olsa şehit vermiş olmaları, onların geçmiş­teki isyanlarını, bizi arkadan vurmalarını, Ruslarla, İngilizlerce işbirliği yapmalarını mazur ve haklı göstermez. Onların geçmiş­teki ihanetlerini bizler hiçbir zaman unutmayacağız. Şunu unut­mamak gerekir ki, geçmişte defalarca ihanet edenler, yarın zayıf bir anımızı bulduklarında yine ihanet ederler, yine arka bahçe­mizde isyanlar çıkarırlar ve zaten çıkarmaktadırlar Reaksiyoner, romantik, kimlik arayışı zihniyetiyle yazılmaya çalışılan uydurma tarihlerin genel yapısı budur. Halbuki tarih bi­limi, reaksiyoner tarzı ve romantik yaklaşımı ancak fantastik öy­küler olarak kabul eder. Ne var ki, karşımızda hemen hemen ta­mamı tek kalemden çıkmış havası veren fantastik yaklaşımlardan oluşmuş bir Kürd tarihi var. Kürd gençleri bu fantastik yaklaşım­ları ne kadar benimser veya benimsemiştir onu bilemem; ama be­nim onlara tavsiyem L. N. Gumilev’in de dediği gibi “kendi ta­rihlerini biraz da düşman kabul ettikleri kişilerin yazdıklarına bakarak” okumayı denemeleridir.
Alıntı
Kürdoloji YalanlarıD. Ahsen Batur · Selenge Yayınları · 201146 okunma
··
827 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kürtçüler kadar tarih hırsızı bir kesim yoktur dünyada. İbrahim Sediyani adlı Kürtçü bir yazar bozuntusu Sümerliler Kürt deyip Göbeklitepe'yi bile Kürtlerin inşa ettiğini söyledi. Independet Türkçe adlı PKK yanlısı haber sitesinde de Göbeklitepe'yi Kürtlerin yaptığını ima ettiler. Hatta Ermeni olan Komagene Krallığını, Çeçenlerin atası olan Urartuları ve Afganistan göçmeni Büveyhileri bile Kürtlere bağlayan Kürtçüler gördüm.
K491
Gönderi Sahibi
Yani komik iddiaları görseniz Hz. Adem de Kürt müş, Hz. İbrahim de Kürt. Yani medeniyete dair ne varsa Kürtler yapmiş. Ancak tarihe bakınca devleti dahi olamayan bir toplumun siyasal veya kültürel medeniyeti nasıl incelenir? Elle tutulur bir tek iddiaları Medleri ataları olduğunu iddia ederler, onda da arada 2500 yıl kopukluk var. Yani dede ortada yok torunlar bu benim dedem demeye çıkmış 😄inanılır gibi değil. Tabi o onların gerçek dedesiyse
Ben genellemeye karşıyım . Aşırı derece milliyetçilik yapılmasına da . Tarihte Türk’ün de Türk’e ihaneti çok olmuştur hala da oluyor . Yorumsuz ….
K491
Gönderi Sahibi
Lina 🤣🤣
Yazılmış kürt tarihi kitaplarında gerçekten fantastik denilebilecek çok fazla öge var . Erken dönemlerde Kürtlerin varlığıyla ilgili neredeyse hiç bilgi yok denilebilir. Bizans dönemlerine yakın zamanlarda Kürtlerden bahsediliyor. Hiçbir tarihi yok gibi bir yaklaşım çok abartılı olmuş. Kitabı okumadım şimdi ön yargılı da söylemeyeyim de sizin tavrınız ve konuşmanız çok aşağılayıcı olmuş. Bir milleti tek bir öge gibi gösterip ırkçılık yapamazsınız. Kürtlerin Türkiye tarihinde hiçbir etkisi yok demek zaten akla ziyan. Yav daha Alparslan’ın ordusunda Kürtler vardı. Kurtuluş savaşında bizzat Atatürk’ün Kürt beyleriyle yazışmaları var . Kazım Karabekir’in var. Bu kadar vicdansız olmayın. Memlekete 150 milletten insan doluşmuş hala dersiniz Kürt de Kürt . Bir gram milliyetçi değilim bu Ortadoğu’daki hiçbir halktan da bir şey olmayacağını düşünüyorum. Bir örneği de sizin gibi insanlar .
K491
Gönderi Sahibi
@OnerApaydin ırkçılık da bir ideoloji dir öyle olsam öyleyim derdim bundan çekinmezdim. İhanetleri sizin gibiler unutturmaya çalışabilir ancak tarih ve Türk milleti kendisine yapılan ihaneti bilerek bu kitleye şımarıklığını bildirecek. Tarihte masum bir halk gibi göstermeye çalışanlar var. Adamlar aynı Araplar gibi bizi üstelik kendi devletine içerden defalarca vurmuş. Araplar en azından Osmanlı'nın dağılma döneminde arkadan vurmuş. Bunlar daha 16. yy da başlıyor ihanetleri. Araplar bunların yanında masum kalır. Diğer konu ise Timur ile Şah İsmail arasında muharebe olmadı. Çok komik şekilde kendi kafanda çizdiğin yalanlarla kendini haklı göstermek istiyorsun. Timur ile Beyazıd ın imparatorlukları çarpıştı. Onun da sebebi Timur'a alaycı bir mektup gönderen Beyazdın bir sonucudur. Kaldı ne kadar ikisi de Türk olmasına rağmen iki ayrı devlet bunlar. Siyasal saiklerlerle iki ordunun birbiryle karşı karşıya gelmesi kadar tabii bişe yoktur. Sen iki kurumsal imparatorluk ile aynı devletin içinde yaşayan çapulcu sürüsünü kıyaslaman zaten bilgiye dayalı değil kripto kürtçü olduğunu yansıtır, sen belki farkındasın veya değilsin. Kürt milliyetçisi olduğunu da itiraf etmişsin zaten. Senin gibi bir kürtçü bana ırkçı demiş buna şaşırmam hatta sevinç duyarım doğru yolda olduğum için.
Kurtuluş Savaşında Kürt Sadakati Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıktığında Kürtlerin sadakatinin farkındaydı ve daha önce Diyarbakır'da 16. Kolordu'da görev yaparken tanıdığı bu insanlara güveniyordu. 16 Haziran 1919'da Kazım Karabekir Paşa'ya yolladığı şifrede, "Doğu vilayetleri halkının, Ermeni çetelerinin acımasızlığına ve taarruzlarına hedef olmuş, en büyük felaketi görmüş bir unsur olmak sıfatıyla, birlik ve fedakarlık lüzumunu en önce takdir ettikleri iftiharla görülmektedir" diyor ve şöyle devam ediyordu: "Bu sebeple ben Kürtleri de bir öz kardeş olara ağuşumuza (bağrımıza) katıp tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu dünyaya Müdafaa-i Hukuku Milliye cemiyetleri vasıtasıyla göstermek karar ve azmindeyim." Zaten Kürt aşiretleri de, "din ve vatan uğrunda açılacak mücahedeye katılmaya hazır olduklarını", Kazım Karabekir Paşa'ya bildirmişlerdi
K491
Gönderi Sahibi
Kitabın iddiası kurtuluş savaşı sırasında katılımın çok az olduğu ve yazarın tahmini yorumu da ordan katılan larında yüksek ihtimalle Türk kökenli olduklarını söylüyor. Zaten Osmanlı'da bi çok kez Ruslarla iş birliği yaptıkları kitapta anlatılmış. Buna istinaden de yazarın şu yorumuna bende katılıyorum; Osmanlı zor durumdayken isyan edip kendi ülke ordusuna saldıranların Kurtuluş Savaşı sırasında yıllardır nefret ederek isyan ve yağma yapan bir kitlenin Türk milli mücadele saflarında yer alması rasyonellik açısından tutarlı değil. Kürtler de yardım etti tezi soğuk savaş döneminde tamamen bölücü ideolojiyi temsil eden kürtçü "tarihçilerin" emperyalizmin küresel ekonomisinin engellenmemesi adına ortaya attığı içi boş masallardan ibaret bence.
Türkiye'ye ve Türklüğe karşı fanatik bir nefretle dolu etnik Kürt milliyetçiliği, hem Türklere hem de Kürtlere acı ve ölüm getiriyor.