Merhaba arkadaşlar. Hepimize iyi geceler dilerim. Bolitar serilerinden sonra yazarın bağımsız bir eserini geride bıraktık. Play Dead’ı kim, neye göre Hoşça Kal Demeden diye anlamsızca çevirdi bilmiyorum ama, çok saçma yani. Etkileyici olan kısım ise kitabın yazılma şekli. Bir seriye bağlı kalmadığı için çok daha özgün yazılması, daha etkileyici gözükmesinin yanı sıra gençlik yıllarında yazıldığı için bu düşünce ve duyguları içermesi bu eseri bence çok daha samimi yapıyor. Zaten ısmarlama eserler yahut belirli bir seriye bağlı kalmak zorunda olan eserler kendilerini belli ediyor. Bolitar serisinin en kötü yanı da bir yandan bu aslında. Spor dışında çıkamıyoruz mutlaka sporla bir bağlantısı olmak zorunda gibi. Bu da özgünlüğü ve romanın bağımsızlığını azaltıyor.
Hemen akabinde bazı sorularımız olabilir. Bir insan aşk için yaşamalı mı yoksa ölmeli mi veya bir sır için insan kendi hayatına kıyar mı ya da o sırla yaşayamaz mı gibi. İnsanlarımız ne yazık ki gerçek hayatta da başkalarının tepkilerinden korkarak yaşadıkları için romanlarda ve öykülerde de bu benzerlik mutlaka karşımıza çıkıyor. David Baskin (yine spor, bu defa da Celtics takımının oyuncusu var karşımızda), Laura ile evlenip balayı için Avustralya’ya gidiyor. Buraya kadar her şey çok güzelken bir anda David yüzmeye gidiyor ve geri dönmüyor. O geri dönmeyince önce gecikme, sonra kayıp ve sonra ölüm olduğu anlaşılıyor ve bir not meydana çıkıyor. Burada Laura’nın tepkisi ve araştırma güdüsü ise çok önemli bir noktaydı. Burada bir süre Bolitar gelip hikayeye dahil olacak diye beklediğimi de itiraf etmeliyim.
Diğer yandan David Baskin karakterinin hayatını erken kaybetmesi yani kitabın başlarında yaşanan bu ölüm, kitabın devamı için biraz soru işareti olsa bile daha sonrasında onun kız arkadaşının yaşadıkları, onun konuşmadığı erkek kardeşi, onun geçmişi ve o yokken diğer karakterlerle ilişkileri oldukça önemli kısımlardı. Aynı zamanda kız arkadaşı Laura’nın güçlü bir karakter olarak sunulması ve ‘Korkak, Pısırık, Çekingen, Güvensiz, saçma sapan hareketle pek çok kere karşımıza çıkartılan kadın karakterler gibi olmaması’ bu kitabı bana daha fazla beğendirdi diyebilirim. Bu özellikleri bir kadına verip okura sunduklarında o kitabın hiçbir zevki olmuyor. Filmlerde de böyle yapıyorlar. Diğer yandan kitaba dahil olan Mark Seidman karakterini en başından itibaren gözden kaçırmamanızı da tavsiye edeceğim. Hakkında vereceğim en ufak bilgi bütün kitabı özetleyecektir bu yüzden bunu yapamayacağım.
Dozajında bir aşk ve fedakarlık öyküsüne biraz da polisiye karışında tadında bir roman olduğu düşünüyorum. Hatta belki biraz abartarak şunu söylemenin de yanlış olmadığı kanaatindeyim. Ben bu adam değilim, bu ilk kitap, işte hiçbir şeyi değiştirmeden bıraktım gibisinden ilerleyen giriş satırlarından sonra, keşke sen hep bu adam olarak kalsaydın edebiyatta kalite nedir diye ders verirdin diyeceğim Coben’e. Bu kadar iddialı konuşuyorum bu roman sonrasında. Burada bir Esperanza olmadığı için (Myron Bolitar serisinde bir karakter) esprili değil daha ciddi ilerleyen satırlarla karşılaştığımızı da ekleyelim.
Daha önceki Harlan Coben incelemelerimiz ve kitapları ise şu şekilde:
#26835856#50546386#131061637#131108406#131151699#131177871#131205192#131268559#131311811#249226911#249605826
Eserleri ise şu şekilde:
Asla Vazgeçme
Bana Söz Ver - Myron Bolitar Serisi 8
Büyük Vuruş - Myron Bolitar Serisi 2
Geçmişle Dans
Geri Dönüş - Myron Bolitar Serisi 4
Hoşça Kal Demeden
Saniyeler Kala - Mickey Bolitar Serisi 2
Sığınak - Mickey Bolitar Serisi 1
Son Detay - Myron Bolitar Serisi 6
Şantaj - Her Günah İz Bırakır
Yüksek Gerilim - Myron Bolitar Serisi 10
Zor Oyun - Myron Bolitar Serisi 3
Hepimize iyi okumalar dilerim..