10/10
·523 syf.·
2024 87. kitabı
Aylar sonra bu kitabın içimdeki natamamlığına son vereyim derken ilk cildin bende bıraktığı büyüye mukâbele edebilecek mi endişesini içimde çok taşıdım. Şule Gürbüz dedim mi elbette akan sular duruyor ama bu his daha çok onu onda, onun kadar bulamamaktan doğan bi endişeydi. Ve ikinci cildi yer yer daha çok sevdim sanırım. Kitapta kendisinin de eleştiride bulunduğu aracılı izmcilerden ben de haz etmiyorum, ikinci ciltte eşlik eden aracıya daha az yer veriyor, Babaya. Babayı çok sevdiğimi ve benliği keşfettirme yöntemlerini çok anlamlı bulduğumu da söylemeliyim. Baba sorduğu sorular, beklediği yanıtlar, verdiği görevlerden çıkarılması gereken dersler adına benim için çok kıymetli bir parçası oldu romanın. Burada Baba ‘ya bağlı bir kendini bulmanın onun yokluğunda tekrar kendisiz kalmaya dönüşmesinden duyduğum bir endişeden dolayı belki de.. kıymeti ona daha bi pay ettim. ikinci ciltte tek başına kalan Aziz karakteri benim için yolda olma haline daha çok yakıştı. Yapılan ve öğrenilen her şeyle kalakaldığında, bütün bunları kavuştuğu kendisi adına nasıl kullanacağını sorgulayan Aziz karakteri var. İkinci cilt kendini bulma yolunda Aziz ‘in sesine daha çok kulak veriyor.Babanın maddi varlığının ortadan kalkmasıyla daha içsel bir arayış ışığı olarak Baba Aziz’le.. Aziz ‘in kafası karışıktır. İkinci ciltte buna mukabil çokseslilik de var.Aziz’in en yakın arkadaşı Nuhu, karısı Tevhide, oğlu Adil ve kızı Alev bu seslerin sahipleridir. Burada tasavvuf ruhu ve dünyevileşmiş aile olguları öne çıkıyor. Örneğin Nuhu evlenmemiştir ama Aziz bu kadar kendini yok edip var olma hevesini içinde taşımasına rağmen evlenmiş ve iki çocuk sahibi olmuştur. Burada 15 yaşında tanıdığım Aziz ile hayatımın son evresine Yaklaşan Aziz arasındaki farkı sorgulamaya gittim ve aslında pek çok şeyin hâlâ aynı olduğunu da gördüm. Hala örsellenmiş, kendi adına hayatta o kadar kıymetli ve değerli bir yankı bulamayacağı hissini gölgesiymişcesine taşıyor. Bizim içinde debelendiğimizi, bir cümlenin ipiyle kuyudan çekiyor. Kitabın boşluklarıma doluşuna doyamadım ve veda da edemiyorum. Şule Gürbüz satırlarında hayatın kenardalığının, söylenememişinin sözünü edebilmenin onarıcılığı var. Bu onarışın konforuna veda edemiyorum belki. Aziz diye başlayan kuyu cümlelerden elimde kendimle çıkmanın aynamsı bir konforu da bende kalmakta. Ama her ne kadar ayna olsa da aynanın da aslolmaktaki mümkünsüzlüğünü kabullenemiyoruz, bu kabullenemeyiş için nedamet de buldum eserde. Dolamasam da; eşrafa, kendime, natamamlığıma dökebildiğim kadar sözünü dökeyim diye okuyorum ben bu çiçek kalemi. Tek bir cümlesi için dahi düşündüklerim, taşmaya çok müsait ve sözün olanağı da bu taşacağa namüsait ne yazık, o sebeple her iki cilt özelinde yorum değil içdökme oldu bu yazdıklarım. Şule Güzbüz okuru olmak müşerref kılıyor beni, sizleri de kılsa, umarım. Kitapla Kalın Kıyamet Emeklisi - 1. Cilt Şule Gürbüz Epistemik Cemaat
Kıyamet Emeklisi - 2. CiltŞule Gürbüz · İletişim Yayınları · 2022499 okunma
·1 alıntı·
179 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.