Puan vermedi·736 syf.····Okunma: 31 Ağustos 2024 19:46 Sen ki ey gül, çayırda kızarıp
Kurumlanıyorsun
Kıpkırmızı, bürünmüş allara
Kır şen ve hoş
Ama mutsuz olacaksın
Nice güzel olsan da.
(16. YY da yaşamış mistik İspanyol şair)
Umberto Eco Orta Çağ tarihi hakkında uzman olan çok yönlü bir bilim adamı. “GÜLÜN ADI” onun ilk romanı. Kitabın ismi ve yazılış sürecine ilişkin kitabın sonunda bir makale yer almaktadır. Bu makale yazıya başlarken alıntıladığım şiirle başlamaktadır.
GÜLÜN ADI sinemaya da uyarlanmıştır. Kitabı bitirdikten sonra filmi de izledim. Her ne kadar Sean Connery büyük bir ustalıkla oynasa da film kitabın tadını vermekten uzak geldi bana.
Olaylar Orta Çağda geçmekte ve yazar da Orta Çağ uzmanı bir tarihçi olunca bu döneme ilişkin ön bilgiyle kitabın okunması taşların yerine oturması için daha faydalı olacaktır.
Olaylar Orta Çağ’da geçmesine rağmen mesajlar evrensel bir nitelik taşımaktadır. Kitapta tartışılan konuların çoğunluğu hala tartışılmakta ve insanlık bu konuda tam olarak sonuca varmış değildir
Romanın konusuna kısaca değinmek gerekirse gizemli bir kitaplığı bulunan bir manastırda peş peşe ölümler meydana gelmektedir. Bu manastırda aynı zamanda Papa yanlılarıyla Fransisken Rahipleri arasında bir toplantı yapılacaktır.
Bu dönemde Papa ile Kral arasında bir güç savaşı bulunmaktadır. Papa hem dünyevi hem de uhrevi güçten vazgeçmek istememektedir.Papa tanrının yeryüzündeki gölgesi,temsilcisidir. Günah bağışlama yetkisine sahip olan Papa aynı zamanda dinden çıkarma bu bağlamda engizisyon yoluyla yok etme gücüne de sahiptir. Fransiskenler dünyevi manada mal varlığına,servete karşıdırlar. Onlara göre İsa mülk sahibi olmamıştır. Bu görüş kral tarafından desteklenmekte , Papa tarafından sapkınlık olarak görülmektedir. Bunun sebebi ise mal varlığının,servetin reddi halinde papalık ve dolayısıyla kilise ekonomik manada güçsüz olacak bu da Papalığı iktidar yarışında güçten düşürecektir.
Bu sırada manastıra kendisi de eski Fransisken olan ve daha önce sorguculuk görevinde bulunan William ve çömezi Adso da gelmiştir. Başrahip William’dan manastırdaki gizemli ölümleri araştırmasını ister.
Manastırda gizemli duvarların arkasına saklanmış büyük bir kitaplık bulunmaktadır bu kitaplıkta dünyanın bir çok yerinden getirtilen kimi türünün tek örneği olan kitaplar yer almaktadır. Bu kitapların bir kısmı inanç için zararlı,sapkın kabul edilen kitaplardır. Bu kitaplar manastırda bulunan rahiplere verilmemektedir.Bu kitaplar içerisinde en ünlü olanı da Aristoteles’in Poetika kitabının ikinci cildi ya da kısmıdır. Bu kısım gülme hakkındadır.
Kitapta yer alan en ilginç tartışmalardan bir tanesi de gülmeye ilişkindir. Buna göre peygamber İsa hayatında hiç gülmemiştir. Gülmek basit insanlar için anlaşılır kabul edilebilir. Gülmek gerçeğin düşmanıdır. İnanç için insanın korkuya ihtiyacı vardır Gülmek korkuyu yok edecek güce sahiptir. Aristo bir filozoftur. Basit insanlar için anlaşılır olan gülmeyi bilgin insanlara öğretmesi halinde bu durum felaket olacaktır. Gerçek gücünü yitirecek, korku ortadan kaybolacaktır. Bu nedenle rahiplerin inançlarında kuşkuya düşmemeleri için bu kitaptan uzak durmaları varlığından haberdar olmamaları gerekir.
Peki bu nasıl sağlanacaktır. Yaşlı ve kör rahip jorge kitaba öldürücü bir sehir bulaştırır. Kim bu kitaba dokunup sayfalarını çevirmeye başladığında zehir yavaş yavaş onları ölüme sürükler. Bu yüzden ölenlerin elleri ve dileri zehirle sihaylaşır.
Manastırda kitaplık gizli labirentler ve şifrelerle korunmaktadır. Bu durum rahiplerde kitaplığa ulaşmak için hem korku hem de istek uyandırmaktadır.
Burdan başka bir tartışmanın fitili ateşleniyor. İnsanın öğrenme isteği ne içindir. Sadece kendi bilgisini mi beslemek, bu bilgiyi kendine saklamak ve başkalarının bu bilgiye ulaşmasını engellemek mi? Yoksa öğrendiği bilgiyi insanlığın hizmetine mi sunmak?
Aşk konusu romanda tartışılan bir başka önemli meseledir. Tek aşk ilahi aşk mıdır?Yoksa insan Adso gibi karşı cinse aşık olabilir mi? Aşkın belirtileri nelerdir? Özellikle ibni hazm ve ibni Sina’nın bu konudaki eser ve görüşlerine yer verilmiş olması önemlidir.
En sonunda William tüm cinayetlerin sırrını çözmüştür. Son kez kütüphaneye giren William orada Jorge’yi gizemli ve zehirli kitapla kendisini beklerken bulur. Sonunda kitaplıkta büyük bir yangın çıkar. Ve tüm kitaplar yanıp kül olur.
Yangın koca bir kütüphaneyi yok etmiştir. İnsanlığın hafızası derin bir yara almıştır. William üzüntüsünü şu cümlelerle file getirir.
"Şimdi diye ekledi,”Deccal’in gelmesi gerçekten yakındır çünkü onu engelleyecek hiçbir bilgi kalmadı.”