4/10
·488 syf.··
2024 104. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2024 20:14
Merhaba arkadaşlar. Başlamadan önce beni heyecanlandıran, bittiğinde de pek bir şey ifade etmeyen pek çok olay gibi bu eseri de geride bıraktık. Bundan sonra yazarın 1 eseri daha kalıyor. Sonra kendisiyle birkaç yıl daha görüşmeyeceğiz. Bu eserinde tempo biraz daha hızlanmış olsa bile olayların geçiş aşaması diyebileceğimiz kısım uzadıkça uzatılıyor. Yani bir olduğumuz yerden geçmişe döneceğimiz bir yazı hayal edelim. Hemen geçmişe dönmek yerine, olayların nasıl olduğu ve nasıl geliştiğine odaklanırken aniden karşımıza yoldan geçen biri çıkıyor, onu tanıyor ve onun hayatını öğreniyoruz başka bir olaya geçiyoruz derken o geçmişe bir türlü gelemiyoruz. Geldiğimizde kafalar karışıyor derken yazarın bu yazım şekline ben artık kaç tane kitap olmasına rağmen bir türlü alışamıyorum. Ancak güzel olan kısımlar yani beni heyecanlandıran ve veya beklentiye sokan kısımlar da mevcut. Bunların ilki de haliyle bir balıkçı teknesine takılan 7 yaşındaki Sara’nın cesedi. Hemen otopsisi yapılıyor ve çocuğun ölümünün kaza olmadığını, deniz suyunun tuzlu olduğunu ancak çocuğun bedeninde sadece tatlı su olduğunu öğreniyoruz. Aklımıza hemen bir havuzda boğulup cesedini denize atma senaryoları oluşmuştur muhtemelen. Öldüğü gün Morgan adındaki otistik bir genç ise onunla konuşan son kişi olarak dikkatleri üstüne çekse de kitap ilerledikçe bu arkadaşımızın aslında odasında yalnız başına saatlerce zaman geçiren biri olduğunu görüyoruz. Bu da biraz tanıdık gelebilir hepimize. Hani bazen hiçbir şey yapmazsınız ama bir şeyler olur ve kendinizi o işin suçlusu gibi hissedip kendinizden şüphe edersiniz ya, tam olarak bir benzeri burada yaşanır. 1923 yılına bağlı diğer hikayede ise bizler Taş Ustası yani Anders Andersson adındaki karakterin, o dönem patronunun kızı olan Agnes Stjernkvist ile ilişkiye girdiğini, bu ilişkinin sonucunda hamilelik oluştuğunu ve gençlerin evliliğe zorlandığını okuyoruz. Devamında ise ikiz bebekler doğar ve Agnes evi ateşe verince Anders ve ikiz erkek çocukları bu yangında ölürler. Devamı biraz garip veya mide bulandırıcı olabilir çünkü Agnes, ABD’e göç ediyor burada Mary adlı kızı evlat edinip İsveç’e dönüyor. Burada kızı kilitleyip yemesine izin verdiği veya mahkum ettiği iğrenç şeyler var. İkinci kocasının üzerine yürüyüp başka evli erkeklerle ilişki yaşayan bir portre çıkıyor karşımıza derken çok da merak uyandırmayan bir durumla karşılaşıyoruz. Son olarak şunu belirtelim. Kitap kendini okutuyor mu? Kesinlikle okutuyor. Benim yazara serzenişte bulunduğum en temel konu ise yıllardır kendisini okuyor olmam ama bir türlü o beklediğim sıçramayı yapmıyor olması. Tabii ki konuşma sahneleri olacak, tabii ki yavaş ilerleyen bölümler karşımıza çıkacak. Benim beklentim, bu kadar etkileyici sahneleri düşünen, bu kadar güzel kurguları ortaya çıkaran yazarın anlatımına da biraz heyecan katması. Bu patlamayı yapamadığı için hep bir burukluk, hep bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Sanırım ondan istediğim bu patlama ile karşılaşmadan, gelecekte tüm eserlerini bitirmiş olacağım. Daha önceki okumalarımız ve okuma serilerine dair bilgileri de şöyle ekleyelim: #15911310 #26038348 #28674147 #29489890 #251102393 #251266619 İçerik ve seri bilgileri ise şu şekilde: Buz Prenses - Fjallbacka Serisi 1 Deniz Kızı - Fjallbacka Serisi 6 Hayalet Adası - Fjallbacka Serisi 7 Melek Koleksiyoncusu - Fjallbacka Serisi 8 Saklı Çocuk - Fjallbacka Serisi 5 Taş Ustası - Fjallbacka Serisi 3 Vaiz - Fjallbacka Serisi 2 Hepimize iyi okumalar dilerim..
Taş UstasıCamilla Läckberg · Doğan Kitap · 2014303 okunma
·
358 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.