Gelenler adamdı, buldukları insandı
İnsan yalnız Tanrının yarattığı mâhluk
İnsan mâhluktan, adam insandan çıktı.
Tanrının insanı yer ve içer.
İnsanın adamı düşünür ve yaratır.
Mustafa Kemal Atatürk
Ben başlayayım, Şaşırdım Kaldım İşte
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Bazen sessiz sevdasın
İpekten kanatlarla
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
Karşıma çıkıyorsun
En serin imbatlarda
Adını yazıyorum
Bulduğun fırsatlarla
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Öldür bendeki beni
Sonra dirilt kendinle
Çarpsam kara sevdayı
En azından yüzbinle
Nasıl bağlandığımı
Anlarsın kemendinle
Kaç defa çıkıp gittim
Buralardan yeminle
Ama her defasında
Geri döndüm seninle
Hangi düğüm çözülür
Nazla, sitemle, kinle
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Bazen kız kardeşimsin
Bazen öp öz annemsin
Sultanımsın susunca
Konuşunca kölemsin
Eksilmeyen çilemsin
Orada ufuk çizgim
Burda yanım yöremsin
Beni ruh gibi saran
Sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Yavuz Bülent Bâkiler
KARANFİL
Beyaz bir buluttan bir gün ansızın
Bir karanfil düştü parmaklarıma.
Gözlerine kuşlar doldu bir kızın
Elleri karıştı ırmaklarıma
Islak bir yürektir bende karanfil
Ruhum, kokusunun dilencisidir
Haşim, bu bir alev damlası değil
Büyük yangınların habercisidir
O kızıl bir deniz bense tenhayım
Onda umut, bende yalnızlık büyür
Ne dünya sonsuzluk, ne ben dehayım
İçimde sadece şairler uyur
Bütün şiirleri söyleyen benim
Bütün çiçeklerin adı Karanfil
Her akşam bir yaprak olur kefenim
Haşim, bu bir alev damlası değil.
Nurullah Genç
Tuhaf bir adam oldum
Kendimle konuşuyorum evin içinde
Biraz da şu koltuğa oturayım, diyorum
Perdeleri ne kadar zamanda yıkardın diyorum,
Bir gün olsun açık bırakmıyorum yatağımızı
El ayak değmeyen yerler nasıl tozlanıyor böyle
Merak etme, mutfağı tertemiz ettim
Terlikler senin istediğin gibi duruyor
Çamaşır ipini silmeden asmıyorum çamaşırı
Bir kahve yapayım diyorum
iki fincan koyuyorum, süt hazırlıyorum sana
Sessizlikten mi nedir
Bütün bunlar yüksek sesle söylüyorum.
İnsan başka nasıl katlanır ölüme, bilmiyorum.
-Şükrü Erbaş