Niyet ettik ölümü sevmeye, yaşamdan tiksinmeye ve ölümden sonra gelecek olanı özlemeye...
Ne çok niyet ettik yahu hayatta! Birçok şeyi arzuladık, elde edemedik, sevindik, ağladık, isyan ettik, hıçkırdık, güldük, coştuk, öfkelendik... Ne duyguların ne girdaplarında boğulduk! Renginden rengine girdik, azından çoğundan payımızı aldık. Ölmek isteyecek kadar çok acı çekmekten tutun da sonsuza kadar yaşamak isteyecek kadar çok âşık olduk belki. Her dem bir duygunun esaretinde yaşadık da yaşadık... Neymiş efendim yaşamak? Öğrenebileceğimiz kadarını aldık.
Şimdi de ölelim mi biraz? Coşkuyla ölelim. Coşkuyla ölmek için yaşamaya uzaktan bakıp küçümsemek, tiksinmek gerek. Her şeyi yabancılayıp bir tarafa itmek gerek. Hiçbir şeye anlam verememek, "Ne bu?", "Ne bütün bunlar?" diye diretmek ve hırçınlaşmak gerek. Her şeyi dert üstlenmek, varlık sofrasında kusacağımızın gelmesi gerek. Geldi mi bir kez? Devam edelim öyleyse. İşte Şule Gürbüz'ü ancak bu aşamada anlayabiliriz.
Coşkuyla Ölmek'i coşkuyla okuyup içimden geçenleri coşkuyla aktardıktan sonra biraz kitabın konusundan bahsedeyim. Şule Gürbüz'ün en çok bu kitabında evlilik ve çocuk meseleleri üzerinde durduğunu söyleyebilirim. Tabi her zamanki gibi evlilik ilişkisinde hayatla derdi olan, dolayısıyla evlilikle de, eşiyle de, hayatı öylece kabul etmiş herkesle de derdi olan o Şule Gürbüz karakterleri baki. Biz de bu karakterlerin evliliğini ve çocuklarını hayata yabancılaşmış, hayattan tiksinmiş ve yaşamın akışında olan hiçbir şeye bir türlü anlam verememiş o gözden irdeliyoruz.
Kitapta birkaç hikâye var ama sonuncusundan biraz bahsedeyim. Adı Rüya İmiş olan bu hikâye bana biraz Tehlikeli Oyunlar'ı anımsattı. Zaten Hikmet adlı bir karakterin ağzından okuyoruz ve burada Tehlikeli Oyunlar'daki Hikmet Benol'a gönderme yapıldığını düşündüm açıkçası. Hikmet yine tipik bir Şule Gürbüz karakteri. Evlendiği kadın Cemile de batıl inançlı, tipik topluma hizmet eden bir "kadın" oluşuyla biraz Hikmet Benol'un eşi Sevgi gibiydi. Hikmet ise hayata karşı inanılmaz bir yabancılık çekiyor ve evlendiği kadın olan Cemile'yle olan ilişkisi üzerinden toplumsal normları yabancılayarak küçümsemesini okuyoruz. Bu hikâyede herhangi bir Türk toplumu üyesinin zihninden geçen dinî, kültürel ve batıl inanışlar, saplantılar, toplumsal cinsiyet rolleri, gündelik yaşama dair detaylar, ağızdan ağıza yayılan gereksiz bilgiler gibi şeyler bilinç akışı halinde çok güzel aktarılmıştı. Kitapta farklı bir detay olarak aklımda bu yer etti. Genel olarak kitap ise yine tam olarak bir Şule Gürbüz klasiğiydi.
Karamsar, umutsuz ve alaycı bir dünyaya hazırsanız Şule Gürbüz muhteşem kalemiyle sizleri bekliyor. Herkese ve her zaman için tavsiye edilemez. Ruh halinizi kollayın lütfen.
— Ölmek için coşar mı insan?
— Coşmalı bazen.
— Fakat ölmek için "coşmak" hayata bağlanmak değil midir?
— Hatta coşanlarla birlikte coşuyorsan daha da öyledir.
— Öyleyse coştuklarınla beraber yaşamaya değer!