Yusuf Atılgan , Aylak Adam romanından yaklaşık on beş (15) yıl sonra Anayurt Oteli’ni yayımlamıştır. İki romanda da gözle görülür benzerlikler mevcuttur. Bu benzerlikler:
Toplumdan kopmuş yalnız kişiler, kadınlarla kurulan iletişim başarısızlıkları, hayattan kopma gibi konulardır.
Anayurt Oteli’nde yazar, olayları okuyucuya açık açık vermeyip okuyucunun bu olayları kullanılan geriye dönüş, bilinç akışı gibi tekniklerle çözümlemesini ister.
Roman, bir pazar günü başlayıp bir pazar günü sona erer. Roman kahramanı Zebercet, ruhsal olarak sağlıksız ve de hayatta başarısız olmuş biridir. Bu başarısızlığı, tüm hayatını etkileyip onu çıkmaza sokacak dereceye gelmiştir.
Yalnızlık ruhuna öyle işlemiştir ki başka insanlarla iletişim kurup onlarla yarenlik etmekten kaçınır. Bunun sebebi ise çocukluğundan beri yaşadığı dışlanmışlıktır. Hem okulda hem askerde hem de sokaklarda insanlar tarafından başta fiziksel özellikleri olmak üzere birçok özelliğiyle alay konusu olmuştur. Bu da romanı bireysellikten çıkarıp toplumsal bir zemine oturtur. Aslında roman, Zebercet üzerinden toplumda yaşanan cinayetlere, insanların davranışlarına, hırsızlığa, eşcinselliğe de atıfta bulunur. Bu da yaşanan sorunların sadece bireysel tarafını değil aynı zamanda toplumsal olarak da göz önüne alır.
Yaşamın anlamsızlığı Zebercet’i sarıp sarmalar. Yazar, bunu roman boyunca okuyucuya hissettirir.
Zebercet, kendini koruma iç güdüsüyle otelde bir hayat kurar ve bu hayat içinde “başkaları” çok az vardır. Otel onun için adeta bir sığınak olmuştur. En sonunda bu sığınağı da yıkarak yavaş yavaş kendini sona hazırlar.
Yalnızlık, saplantı, dışlanmışlık, hayal kırıklıkları…
En sonunda hayatına son vermeyle özgürlüğe kavuşma…
“Dayanılacak gibi değildi bu özgürlük.” (s.108)