Tarih, düz okunacak bir metin olamaz…
8/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2024 74. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2024 00:58
Herkese merhabalar, Buket Uzuner den okuduğum ilk kitap olan Uzun Beyaz Bulut Gelibolu incelemesi ile burdayım. Çanakkale her Türk evladı için çok başkadır bence ama benim için çok daha fazla özeldir çünkü üniversiteyi okuduğum şehirdir. ÇOMÜ mezunları bilirler ki hayatınızın bir döneminde Çanakkale’de yaşadıysanız oradan kopamazsınız. Şehrin maneviyatı, güzelliği hep içinizde kalır… Kitapta sıkça söz edilen “Gelibolu Ayazı” da benim için apayrıdır çünkü ilk şehitlik ziyaretimi kış aylarında buz gibi bir havada tam da o bahsedilen ayaz altında yapmıştım. Okurken o anılarım canlandı gözümde, kemiklerimin titrediğini hatırlıyorum, iğne gibi yüzüme batıyordu ayaz.. Savaşta askerlerin nasıl olmuş da aç susuz bu soğukta dayanabildiğini, savaşabildiğini sorgulamıştım sık sık o zamanlar… Hele o Arıburnu… Okyanus gibi sonsuz görünen mavilik ve grilik inanılmaz hüzünlü görünmüştü bana, çok etkileyiciydi… İşte kitabı bu duygularla okudum sevgili okuyucular.. Fakat bazı kısımlar dışında kitap o milli duyguları yoğun olarak yansıtamamıştı bence. Evet, özellikle Teğmen Ali Osman ve Alistair John Taylor’un mektupları etkileyiciydi. Savaşın gerçeklerini, dönemin koşullarını her iki taraftaki askerlerin gözünden güzel yansıtıyordu ama ben daha yoğun ve dolu bir anlatım beklentisindeydim. Belki de fazla duygusal yaklaşıyorumdur, bilemedim :)) Kitap Yeni Zelanda’lı bir Anzak askerinin torunu olan Viki’nin Gelibolu’ya gelip dedisinin izini sürmesi, bazı gerçekleri ortaya çıkarmasını konu alıyor diyebiliriz kısaca. Dedesi olduğuna inandığı Gazi Alican Çavuşun 85 yaşındaki kızı Beyaz Hala ile geçmişi irdeleyip sorularına cevap arıyor. Heyecanı kaçmasın diye çok detaya girmiyorum :)) Yukarda da bahsettiğim gibi askerlerin ailelerine yazdığı mektuplar kitabın en beğendiğim kısımlarıydı. Cephelerde neler yaşandığını, askerlerin neler çektiğini gözler önüne seren ayrıntılar vardı. Dikkatimi çeken şeylerden biri Türk askerinin savaşta yaşananları tüm çıplaklığı ile anlattığı mektupları annesini üzmemek için ailesine yollamaması, ama Anzak askerinin ailesininin üzülüp üzülmeyeceğini düşünmeden her şeyi detaylarıyla anlatmasıydı. Bizim kültürümüz, duygusallığımız ile batılı kültürlerin arasındaki farkı göstermek açısından çok ince bir ayrıntıydı. Yine mektuplarda dikkatimi çeken bir diğer konu Alistair John Taylor’un ve diğer sömürge ülkelerinden savaşa katılan gençlerin, savaşın ciddiyetini, ne olduğunu tam olarak kavrayamamış, savaşı bir gezi, bir oyun olarak gören çocuklar olduğunu gözler önüne sermesiydi. Taylor cepheye geldiğinde, gerçekleri acı bir şekilde kavradığındaysa şunu sorguluyor: Türkler vatanlarını savunuyorlar ama bizlerin burada ne işi var? Biz kimin için savaşıyoruz? Taylor’un bu sorgusu temasında çekilmiş “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” adlı filmi de öneririm bu arada. Savaşın gerçeklerini çok güzel gözler önüne seren bir filmdir. Kitapta beğendiğim diğer bir konu ise psikolojik analizler oldu. Viki’nin işin sonunda bilinç altına attığı gerçekleri çözümlemesi, Beyaz Hala’nın iç dünyası, insanların kendilerine dayatılan özellikle milli tarihi bilgileri sorgulamadan direk kabulleme içgüdüsü gibi konular çok güzel işlenmişti. Kitabın son 40 sayfası gereksiz uzatılmıştı bence. Konu bitmesine rağmen yazarımız Avukat Ali Osman ve Viki’nin diyalogları üzerinden tarih, sömürgecilik, emperyalizm gibi konularla ilgili fikirlerini yazmış diyebilirim. Ama bunları önceki 300 sayfa içine sindirerek yazsa daha güzel ve etkileyici olurdu diye düşünüyorum. Beğenmediğim diğer bir konu ise Rehber Mehmet’e musallat olan yerli mafyatik tip oldu. Konu bütünlüğüne hiçbir katkısı olmayan gereksiz bir ayrıntıydı. Allah aşkına şu edebi kitapları yerli dizi-filmlere bağlamaktan vazgeçsin yazarlarımız. Birçok çağdaş edebi kitapta aynı şeye rastlıyorum. Artık yeteerrr :))) Kitabın tarihi olaylardaki gerçeklik payını sorgulamadım hiç çünkü bu tarihi bilgi kitabı değil tarihi kurgu. O yüzden bu konuda eleştirmek saçma olur diye düşünüyorum. Ve son olarak kitabın bana sorgulattığı şeylerden biri de savaşların günümüzde ne kadar canice bir hal aldığı oldu. Savaş tüm zamanlarda ölümcüldür, kötüdür evet ama eskiden “cephe” diye bir kavram vardı ve sivil halk savaş bölgesinden tahliye edilip öyle savaşılırdı. Şimdilerde ise şehirlere bombalar yağıyor; çocuk, kadın, yaşlı demeden katliamlar yapılıyor. İnsanlık nereye gidiyor diyeceğim ama “insanlık” diye bir şey var mı ondan da emin değilim… Artılarıyla ve eksileriyle bakacak olursak okunmaya değer güzel bir eserdi. Tavsiye ederim. Huzurlu okumalar diliyorum. Kitap ile kalın…
Edebiyat
Uzun Beyaz Bulut GeliboluBuket Uzuner · Everest Yayınları · 202411bin okunma
··
1.887 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Harika bir inceleme eline sağlık 👍👍
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Ali Osman Gökbulut Teşekkür ederim 🙏😇🥳
Kalemine sağlık abla, çok yerinde keyifli olmuş incelemen 👏
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Murat Yahşi teşekkürler canımm 🙏😇🌸
👌🏻👏🏻
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Nisa 🙏🫶🏻