İmkansızın Şarkısı , 1987 yılında yazılan bu eser, Fransızca’dan Türkçe’ye çeviri olmasına rağmen ruhunu korumuş gözüküyor. Çevirisi Fransızca’dan Türkçeye yapılmış olmasına rağmen kitabın çevirisi çok temiz ve dili, son derece sade ve akıcı. Aslen binlerce esere konu olan ölüm teması gibi monoton bir konuyu nasıl böyle akıcı hale getirmiş de kurgulamış, okuru şaşırtan bir detay. Betimlemeler, yalın ve sade bir şekilde tanımlanmış. Murakami’nin en güçlü teması; ‘’Ölüm’’dür. Ancak ölümün tam karşısına da ‘’Yaşam’’ı koyar. Bu iki tema, Haruki Murakami ’nin tüm eserlerinde vurucu cümleler ile çok güçlü ve koyu tonlarda tasvir edilir.
Büyülü Gerçekçilik (Magical Realism) akımının en tanınmış temsilcilerindendir. Gerçekçilikte akılla çözümleyemediğimiz, büyülü olarak adlandırıp geçiştirdiğimiz olayları kapsayacak biçimde kurgusal gerçekliği genişleten bir gerçekçiliktir. Düşsel dünyayla somut dünya arasındaki çizgileri kaldırarak hayal gücünün özgürce hareket edebileceği, yeni bir olasılıklar alanı açar. “Fantastik Realizm” ya da “Büyülü Gerçekçilik” olarak da bilinen bu teknik, gerçekliğin doğasını sorgulamaz. Olağanüstü olanı, somut gerçekliğin içine yedirir. Sıradan karakterli monoton insanlara yeni yüklenen olağanüstü rengarenk bir fırça darbesiyle fantastik bir kurgunun içinde bulur karakter kendini. Dünya edebiyatındaki başlıca temsilcileri, Italo Calvino , Gabriel Garcia Marquez ve Haruki Murakami ’dir. Türk Edebiyatında ise mütevazı kişiliği ile çok ön plana çıkmasa da bu akımın yaşayan büyük ustası, İhsan Oktay Anar’dır. Nobel’e 8 kez aday gösterilen Haruki Murakami , sekizincide artık kendi Nobel’e aday gösterilmesini reddederek Nobel’den kendi isteğiyle çekilmiştir. Siyasi söylemler taşımadan, birilerinin suyuna gitmeden kendi çizgisini bozmadan duran omurgalı yazarlar, sanırım hakettiği halde Nobel Edebiyat Ödülü’nü alamıyor. Yani sadece kaleminin çok iyi olması ve normal şartlarda ödülü haketmesi bir yazara Nobel Ödülü’nü alması için yeterli kriterler değil. Bunu Haruki Murakami örneğinde canlı olarak görmekteyiz. O her ne kadar çizgisini bozmayan omurgalı bir insan/yazar olsa da yine yazmaya ve ömrü yettiği sürece ilerlemiş yaşına rağmen 100 km ultra maraton bitirerek koşmaya devam edecektir.
Yağmurla başlayıp yağmurla biten roman…
Hafif çiseleyen yağmur eşliğinde okunduğunda etkisi artan bir kitap. Kitabı okuyanlar bilirler ki bu kitaptaki olay örgüsü, genel itibariyle yağmurlu bir havada başlayıp ilermektedir. Gerçi Haruki Murakami , okurunu öyle bir ambiansın içine sokar ki dışarıda hava güneşli de olsa kitaptaki o güçlü betimleme sizi içine çeker, kendi bulunduğunuz ortamda yağmur yağıyor zannedersiniz. Kitap incelemesinin sonunda verdiğim Murakami Çalma Listesindeki şarkılar eşliğinde yağmurlu bir havada okumak kitabın etkisini arttıracaktır.
1968 olaylarını çok detaylı olmasa da arka planda görüyoruz. Dönemin Sosyo-Kültürel hayatını yanı sıra o dönemin müziklerine de kitapta bolca rastlıyoruz.
Unutmadan söyleyelim; bu kitabın bir de filmi var; ''İmkansızın Şarkısı'' filminde oyunculuk güzel olsa da senaryo kurgu çok cılız ve başarısız kalmış. Böyle bir senaryoyu haketmemiş kitap. Filmini tavsiye etmem. Ancak şunu da belirtmeden geçmek olmaz; ünlü Japon aktris ve model Kiko Mizuhara, Midori rolüne tam oturmuş. Haruki Murakami 'nin üstün betimleme yeteneği sayesinde, karakterler, mekânlar, eylemler ve hissedilenleri hayal etmekte hiç zorlanmadım. Kitapta filozof karakterli Reiko'lu kısımları çok beğensem de, Midori favori karakterimdi.
Haruki Murakamiİmkansızın Şarkısı
Özgür Uçurtma Bir elin parmağını geçmeyecek kadar kadim dostlarım var bu platformdan tanıdığım. Aslında ben takipçi kasmak yerine yazılarımı buraya koyuyorum gerisine çok karışmıyorum. Eğer takipçi kassaydım takibe takip yapar, sürekli etkileşim derdine girerdim. Ben incelemelerimi aklımda kalan fikir kırıntılarını toparlamak yazıya dökmek ve bir parça da yazarlık yeteneğimi geliştirmek ya da sıcak tutmak için yazıyorum. Aslında herkes az çok yazmalı., kendine ait dünyadan birşeyler karalamalıdır kağıda. Yazmak, varoluşçu bir eylemdir. Kendi özünden kalanları kalıcı bir miras olarak bırakma şansı verir sonrakilere bu uğraş.
Aslında belki de incelemeye zaman harcamak yerine kitap yazmaya vaktimi harcamalıydım. Bu konuda bu platformda özellikle en başından beri görüşlerine çok değer verdiğim çok sevdiğim dostlarım beni teşvik ediyorlar.
Her seferinde desteğini hissetmek çok iyi geliyor.
Teşekkür ederim Özgür Uçurtma