İlk sayfaya "ait olduğum yeri beklerken" diye not düşerek başladım kitaba. Atay'ı anlamak zor. Okumak zor. Ama okuma kültürü anlamında bir noktaya vardıktan sonra bu zorluklar artık hipnotize etkisi yaratarak sizi kendisine çekmeye başlıyor. Bir kere Atay'la aynı masaya oturduğunuzda oradan kalkamıyorsunuz. Yer yer beyniniz patlıyor, duygularınız karmaşıklaşıyor, bazen fazlaca duraksıyor ama bazense gözlerinizi alamayacak kadar zamanın hızlı akışının girdabında kayboluyorsunuz.
GENEL BAĞLAMDA ATAY'IN KARAKTERLERİ
Oğuz Atay’ın eserleri denince aklımıza hep romanları, öyküleri ve oyunları gelir. Ama daha da önemlisi olaylardan ve kurgudan ziyade Atay'ın yarattığı karakterlerdir. Bu negatif yüklü doldurulmuş topluluğun içinde: içsel sorunlarını çözememiş ve kendini toplumun kümesine dâhil edememiş entelektüeller, sınıf bilinci olmayan ve diğerleri tarafından acımasızca dışlanan ayaktakımları, seçenekleri hep intihara çıkanlar, cinayete kurban gidenler veya bizzat cinayet işlemeye yol alanlar ve akliyat ile delilik arasındaki ince çizgide kaybolanlar yer alır.
Tüm bu kahraman tiplemeleriyle doludur Atay'ın kişiler topluluğu. Elbette bu karakterler bulundukları hikâyenin somut düzlemde birer ögesidir. Fakat öyle belirgin ve keskinlerdir ki her zaman karakterler anlatılan olayların en ön vitrininde kendisine yer bulurlar. Çünkü buna sebep olan Atay'dır. O karakterleri öyle yoğurur ki, ortaya çıkanın ekmeğin lezzetinin ana sebeblerini anlama konusunda ortak noktaya varırız. :')
Atay'ın yarattığı bu olumsuz karakterler, ne katıyor bizlere diye bir soru da atılabilir ortaya. (ki bazılarının bu soruyu bir soru olarak değil de suçlayıcı bir tavırla sormaları da ayrı bir meseledir.) Burada yapılması gereken, bu karakterleri sadece negatiflikleri yönünden değerlendirmemek