1.SEZON 2.BÖLÜMYAMYAMA ÖVGÜLER DÜZEN ADAM : Montaigne
İlkel insana övgüler, burada bitmez elbet; Montaigne de “Yamyamlar” adlı eserinde vahşi insanların soyluluğuna övgüler düzer, hatta onların anlatılanların daha da ötesinde olduğuna vurgu yapar, tüm bu övgü dolu anlatılar, o bölgelere gelip giden tüccarlar, denizciler, misyonerler..vs tarafından da aynı şekilde teyit edilir. Her gören, şahit olan yamyamların soylu vahşiler olduklarını, modern insandan ahlâki olarak daha üstün vasıflı olduklarını hep bir ağızdan teyit ederler. Sonrasında ise özellikle Fransız Edebiyatında ilkel bozulmamış adamla modern bozulmuş adamın hep kıyaslamaları yapılıp durmuştur.
Montaigne, Denemeler adlı eserinde modern insanın ilkel insanlardan daha zalim, daha barbar olduğuna vurgu yaparak zihinlerde ilkel insan hakkında var olan algıyı yerle bir eder.
Montaigne, bir konuda herhangi bir görüş bildirirken bize önünde saygıyla eğilip dinlemek düşer, Montaigne'e biraz kulak verelim:
‘’Aklın kurallarına uyarak barbar diyebiliriz Yamyamlar'a, ama bize benzemiyorlar diye barbar diyemeyiz onlara; çünkü barbarlıktan yana onları her bakımdan aşmaktayız. Savaşları soylu ve yiğitçe bu insanların. Savaş denilen bu insan hastalığını biz haklı ve güzel görebiliriz de onlar niçin görmesinler? Kaldı ki onlarda savaş yalnız değer kıskançlığından ve yarışmasından doğuyor. Yeni topraklar kazanmak için savaşmıyor bu Yamyamlar; çünkü doğanın bereketi onlara her şeyi, çabasız, çilesiz öyle bol bol sağlıyor ki topraklarını genişletmenin bir gereği kalmıyor. Henüz doğal isteklerini doyurmakla yetindikleri mutlu bir dönemde yaşıyorlar: Bunun ötesindeki her şey gereksiz onlar için. Herkes kendi yaşında olanlara kardeş, kendinden genç olanlara evlat diyor ve bütün yaşlılar herkesin babası sayılıyor. Yaşlılar bütün varlıklarını hiç bölmeden herkese birden miras bırakıyorlar; doğanın bütün yaratıklarına verdiği her şey böylece herkesin oluyor. Komşuları dağları aşıp kendilerine saldıracak olurlarsa ve savaşı kazanırlarsa, zafer, onurdan başka bir şey sağlamıyor onlara; değer ve erdem bakımından üstünlüklerini göstermiş oluyorlar yalnız. Yenilenlerin malına mülküne ihtiyaçları olmadığı için kalkıp yurtlarına dönüyorlar ve orada hiçbir şeyin eksikliğini duymadan kendi varlıklarının tadını çıkarmasını, onunla yetinmesini biliyorlar. Savaşı berikiler kazanırsa onlar da öyle davranıyor. Tutsaklarından bütün istedikleri yenildiklerini kabul etmeleri yalnızca; ama yüzyılda bir olsun buna yanaşan çıkmıyor. Sözleri, davranışlarıyla yiğitliklerine en küçük bir toz kondurmaktansa ölmeyi yeğ görüyor hepsi. Öldürülüp etlerinin yenilmesini daha onurlu sayıyorlar. Tutsakları özgür bırakıyorlar ki, yaşamayı daha tatlı bulsunlar; nasıl ölecekleri, ne işkencelere uğrayacakları, nasıl parçalanıp yenilecekleri anlatılıyor, bunun için yapılan hazırlıklar gösteriliyor kendilerine. Bütün bunlar ağızlarından bir tek gevşek, onur kırıcı söz alabilmek, kaçmaya heveslendirip onları korkutmuş, dirençlerini kırmış olma üstünlüğünü kazanmak için! Çünkü, iyi düşünülürse, gerçek zafer budur aslında.''Montaigne
Evet, gerçek şudur ki modern insan, sırf kendisine benzemiyor diye kendinden olmayanları ya da kendi gibi görünmeyenleri yermeye, aşağılamaya yeltenen pis bir huya sahiptir.
Montaigne'in Denemeler hakkında yazdığım kitap incelememe dilerseniz buradan ulaşabilirsiniz: #169732068Devam edelim..
Uygarlıklar, şehirler, bilimsel ilerlemeler, kurumlar, para vs. temel ihtiyaçlarının ötesine geçmeye başlamış olan ilkel insan, önce modern insana terfi etmiş (!) sonrasında özünden iyice koparak Soylu Vahşiler'e dönüşmüştür. Ancak bu yeni tür, eskiden temel ihtiyaçlarını (beslenme-barınma- hayatta kalma…vs) karşılarken artık ihtiyaçlarının çok daha ötesinde aşırı tüketen, doymak bilmeyen, açgözlü bambaşka bir türe dönüşmüştür. İhtiyaçtan çok daha fazlasına yönelmek olan aşırı tüketim bağımlılığı da kendi içinde başka bir türe evrilerek gösteriş bağımlılığına evrilmiştir. Gösteriş bağımlılığı, bu yeni tiksinç insan türünün kendi üst statüsünün yerini sağlamlaştırma çabasından ibarettir. Herkes "Soylu Vahşi" olma telaşı ve gayesinde olduğunu görüyoruz. Soylu kavramı, paralı insanı temsil ederken soysuzlaşmış; Soysuz kavramı ise zaten parasız insanı temsil eder olmuş; yani kendi içinde bile ayrışmış vahşiler.
Gemiyi yeterince yükledik, yakıt ikmalimizi de yaptık, şimdi bu limandan keskin bir manevrayla dümeni Kuyucaklı Yusuf‘a dümeni kırmanın vakti geldi…
1.Sezon 3.Bölümden Devam Edebilirsiniz 👉🏻 #255566634