"Giderlerse Gitsinler...."
Merhaba sevgili kitap dostlarım. Yukarıdaki alt başlığı okuyanlar aslında konunun ne olduğunu anladı sanırım .
Yılmaz kitabını anlatmak benim için hayli zor aslına bakarsanız , okurken pek çok duyguyu iç içe yaşadım .Kimi zaman üzüldüm, kimi zaman çokça sinirlendim ve bir anne olarak Nehir ile birlikte yaşadım tüm o süreci , kalbimde hissettim Nehir'in duygularını ...
Nehir , bir zamanlar çok cesur bir köy öğretmeniydi . Öyle ki bir kaç saat önce tanıştığı kendisi gibi öğretmen Şadan Bey'e evlenme teklif edecek kadar gözü pek bir kadın . Seneler içerisinde Nehir bir yerlerde o köy öğretmeni kadını yitirmişti ama nerede ?
Gelelim kitabımızın ana karakteri Yılmaz'a . Okulundan yeni mezun gencecik bir doktor Yılmaz . Giderlerse Gitsinler denildiği zamanlar da Almanya'ya gidip orada doktorluk yapmak , orada bir yaşam kurmak hayaliyle giden gençlerimizden sadece biri Yılmaz ...
Aracı şirketin verdiği yarım yamalak bilgiler ile Almanya'ya giden Yılmaz'ın yaşadıkları içler acısı ...
Dil sorunu , denklik sorunu , uyumsuzluk ve bir türlü kabul göremeyen , dışlanan gencecik insanlar ...
Velhasılı kelam bavulunu toplayıp gittiğinde bu insanları güllük gülistanlık bir hayat beklemiyor , çok çetin bir yaşam savaşı bekliyor onları ve tabi burada kalan ailelerini ...
"Okyanusta fırtınaya yakalanmış , pusulası olmayan bir kayığın içindeydi. Mevsimlik, aylık , günlük, saatlik değişen duygu dalgalanmalarında yönünü ve yerini şaşırdığından , kaybetmekten korkuyordu. Kaptan da kendiydi , yolcu da ... Karar vermeliydi , ya karaya çıkacak ya da yabancısı olduğu bu sularda dibe batacaktı. "
" Bir umutla, bir avuç soluk alma niyetiyle yollara düşmek… Gövdesinden kesilen bir ağaç başka topraklarda gelişip güçlenir, kök salar mı?
Oysa her geçen gün ne çok insan farklı topraklarda kök salma umuduyla düşüyordu yollara… Sahip olduğu kökleri, acıta acıta koparıp…"
Her Ay Okuyanlar Kulübü