Romandaki Diğer Temsiller ve Index ARAP İHSAN : Arap İhsan, Uzun İhsan Efendi’nin dayısıdır. Kocamustafapaşalı olan bu zat yaman bir denizcidir. Gülletopuk babayiğit bir kabadayıdır. Öz yeğeni Uzun İhsan Efendi’yi beğenmez, Onu çok pısırık, tutuk ve pasif bulur. Kitapta bu karakter şu şekilde tanımlanır: “Kırmızı baretasını çıkarıp... Yüzünü yıkamaya başlayan Arap İhsan’ın, kazıttığı kafasında bıraktığı bir tutam saçı büküp suyunu sıktıktan sonra gömleğini çıkarıp kurulandı.” (s. 16) “Cenk yaralarıyla dolu göğsü pösteki gibi kıllıydı ve iman tahtasının üzerindeki kıllara renk renk cam boncuklarla birkaç inci özenle düğümlenmiş, gözlerini neredeyse örten gür kaşları, burun deliklerinden fışkıran iki kara yatağan misali palabıyıkları(s.16) olan babayiğit bir denizcidir. “Kuşağında, gümüşle işlenmiş ayeti kerimelerin parıldadığı murassa yatağan taşıyan bu adam, en şiddetli soğuklarda bile yalınayak dolaşıp baldırlarını açıkta bırakan diz çakşırıyla Kostantiniye’nin yedi meydanında ve yetmiş iki külhanında topuk gösterirdi. Sol kolundaki pazubentte onu arkebüz kurşununa, Tatar okuna, Rum ateşine, Venedik humbarasına, fitneci nazarına, kara ve sarıhummaya, açık deniz canavarlarına ve diş ağrısına karşı koruyacak sihirler vardı. Sert pazularından birine ‘ah minelaşk’ ve diğerine de ‘ve minelgaraib’ ibarelerini övdürmüş.”(s. 16) ZÜLFİYAR : Şiş göbekli ama zayıf biridir. Teşkilat-ı İstihbarat-ı Hümayun’un en önemli casuslarından biri olan Zülfiyar, “Başkalarına karşı son derece acımasızken Büyük Efendi’nin adını ağzına alındığında, sonsuz bir saygının alameti olarak sesini alçaltır, ellerini önünde kavuşturur, Ebrehe’nin gücünün her zaman farkında olan sadık bir casustur. Büyük Efendi Ebrehe’nin yanından ayırmadığı sadık sağ koludur. VARDAPET : Galata’da bir kilise zangocudur. Uyanığın önde gidenlerindendir. Kilisenin papazı Kudüs’e hac ziyaretine gideceği zaman kiliseyi emanet edeceği güvenilir, sabırlı ve çilekeş rahip adayı arar. Ancak bir sınava tabi tutulmak kaydıyla. Bu sınav, en dayanıklı, en çilekeş olan kişinin kazanacağı zor bir sınavdır, lâkin bir hücrede 40 gün boyunca kapalı halde kalacak, bu şekilde en az yiyip içen kişi ise rahip tayin edilecektir. Bizimki uyanıktır rahipliğe kapağı atmak ister. Boynundaki haçla yeri kazarak tünel açar, dışarda yer içer ve tıkabasa karnıyla hücresine geri döner. İşler yolunda gider ama tam da rahip seçilme aşamasında foyası ortaya çıkar, kovulur. Ancak bu sefer de başka bir meslek kazanmıştır: Lağımcılık :) RUS ASILLI CARİYE AGLAYA : Ebrehe’nin Bünyamin için aldığı Rus cariyedir. Savaşta esir düşmüş bir Tatar cariye kızıdır. Esirlik halinden dolayı düştüğü bu kendi müşkül durumuna sürekli ağladığı için Aglaya adını vermiştir diye düşünüyorum. Aglaya ismini romanda gördüğümde duraksadım. Çünkü bu isim, Dostoyevski’nin Budala romanında karşıma çıkmıştı. Romanın yazarı, bu karakteri çok deşmeden yüzeysel geçmiş ancak kısa bir geçişle anlatılmış olsa da temiz kalpli duruşu, Bünyamin gibi saf ve temiz birisiyle eşleştirilmesi doğal olarak aklıma Fyodor Dostoyevski nin Budala romanındaki Prens Mışkin ve Aglaya karakterini getirdi. İhsan Oktay Anar büyük ihtimalle Dostoyevski’yi çağrıştıracak bir öğe iç romanında kullanmadı ama insanın aklına ister istemez okurken düşüveriyor bu ihtimal. Dostoyevski’nin Budala romanındaki Aglaya isimli roman karakteri çok özel bir karakterdir ve yine sanırım Budala okuyup da, kendisine aşık olmayan çok az erkek okur vardır diye tahmin ediyorum. Fyodor Dostoyevski Budala romanının efsane karakterlerinden Aglaya hakkında yazdığım incelemeye buradan ulaşabilirsiniz #192651223 Fyodor Dostoyevski Budala romanının tamamına ait inceleme yazıma ise bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz #187018504 FRENK CASUS : “Kostantiniye’de bazı paşalar, saray görevlileri ve nazırlar esrarengiz bir biçimde öldüren ve devlete ait bilgileri ele geçiren dişli bir casustur. Sonunda yakalanan bu casusu padişah, mesleğinin sırrını öğretmesi karşılığında hayatı bağışlayacağını söyler. Bunun üzerine “dairenin çevresinin çapına oranı olan 3,14 sayısını 666 haneye kadar hesaplayabilecek birini...”(s.136) arar. Uğraşır didinir ancak sonunda bu hesabı yapabilecek olan Efrahim’i bulur. Bildiği ne varsa öğretir. Teşkilat-ı İstihbarat-ı Humayun’un kurulmasını sağlayan Efraim’i yetiştiren arka plandaki beyin isimdir, Frenk Casus. Yani, her istihbarat teşkilatında yüzü asla görünmeyen ancak arka planda tüm organizasyonu gizli gizli ilmek ilmek işleyen o gizemli beyin kişidir. EFRAİM : “Tefecilerin muhasebe işlerini yürüten bir adamın çırağı olan Efraim, Frenk casusun sorduğu soruya doğru cevap vererek onun çırağı olmaya hak kazanan bir şahsiyettir.” (s. 136) Frenk Casusundan öğrendikleriyle Teşkilat-ı İstihbarat-ı Humayun‘u kurar. Şive taklidi yapma, kapı dinleme, haberleşme, adam zehirleme gibi iyi bir ajanın sahip olması gereken tüm kabiliyetlere sahiptir ve özellikle çok zekidir. Algoritmaları leblebi gibi çözer. GİRDBAD’LI GAZANFER : Çocukluğunda bir meslek öğrenip koluna altın bilezik taksın diye bir kumarbazın yanına çırak olarak verilmiştir. Bu işi oldukça becerir ve geliştirir, çok büyük bir kumarbaz olur. Daha sonra elli kadar adamıyla birlikte tüm kasabayı ve tüccarları soyup soğana çevirir. Kasabaya gelen ve şeytana uyup kumar oynayıp kaybeden bir aksakallının lanetine tutulur. O günden beri bu büyük kumarbaz Gazanfer artık kazanamaz olur. Ancak bu duruma bir çözüm bulmak gerekir; Gazanfer, kasabasını bu lanetten kurtarmak için yollara düşer. Diyar diyar dolaşan bu genç en sonunda talihsizliğin çaresini bulur. Artık sebayü dü atmayacaktır. Ancak her kazandığı paranın yüzde birini harcayabilecektir. Başka türlü kazanma şansı yoktur. Şartları gözden geçiren Gazanfer, kasaba şartlarında tatminkâr bir para kazanmanın mümkün olmadığını anlar. Büyük şehre gelir. Tahtakale esnafından kumarda paraları tırtıklar birikimiyle Fener’de bir batakhane açar işletir. GÜLLETOPUK : Kalyoncudur. Ve çıngar çıkarmaya müsait bir kişidir. (s. 15) Köşe bucak Arap İhsan’ı arar, ikisi birbirine denk gelmeye görsün denilen aynı ipte asla oynaması mümkün olmayan iki gözükara bitirim kabadayıdır. ALEMSATTI Dilenciler Kethüdası Hınzıryedi’nin sağ koludur. Bünyamin’in baş amiridir. Kağıtçıbaşı, göygoycubaşı, kasidecibaşı ve âmâbaşından sorumlu olmakla birlikte ayrıca başgediklidir. Uzun İhsan Efendi’ye mukayet olması ve yanına kimseyi yaklaştırmamak göreviyle Dilenciler Kethüdası Hınzıryedi tarafından görevlendirilmiştir. ÖTERBÜLBÜL Alemsattı’nın yardımcısı inmeli biridir. (s. 113) UTARİD Kağıtçıdır. Bünyamin onun çırağı olmuştur. (s. 113) FRANZ ‘’Nemçe casusudur. Kendini Mehdi olarak tanıtıp Müslümanları kandırmak için gönderilmiştir. Ebrehe onu Mehdi diye kaçırmış ve ona işkence yapmak istemiştir. Açık alınlı, küçük burunlu, iri gözlü, dişleri parlak ve seyrek, uyluk kemikleri uzun ve teni esmerdir.’’ (s. 203) MÜŞTERİ : Tüylü, sakallı, uzun kuyruklu, insan suretinde bir mahluktur. Eğlencelik oynatılan bir Ayı, Ayı oynatıcısı bir babanın ve oğlu ile aynı evde yaşar aynı yatakta koyun koyuna yatarlar. Bir gün babası karşısında hırsa ve kibire kapılan oğlu maymunu alır gider, maymunun para kesesiyle oynadığını gören paragöz oğlan, maymunun yankesicilik yeteneğini keşfeder ve bu maharetine uygun bir işte maymunu çalıştırır. Ancak maymunun parada pulda gözü yoktur. O sadece kendisine atalarından yadigar kalan merak etme iç güdüsü sebebiyle parlak alacalı bulacalı şıngır mıngır eden tuhaf kokulu kadife para keselerine merak duyduğu için onları (ç)almaktadır. Ancak gel gör ki insanoğlu açgözlü ve sinsidir. Maymunun özel ilgi ve merakını kötü amaçları için kullanır. ALİ SAİD ÇELEBİ ‘’Uzun İhsan Efendi’nin zihninde yaşadığına inanan tek kişidir.’’ (s.235) En ilginç karakterlerden biridir. Romandan çok az bahsi geçer. Lakin hayal dünyasında yaşadığı kesin olan tek roman karakteridir. Belki bu karakter romanda biraz daha işlenebilseydi daha iyi olurdu diye düşündürüyor biraz. BİNBEREKET “İri memeleri, koca göbeği ve büyük sağrılarıyla devanasını andıran dilenci bir kadındır. Tam yedi sırnaşık çocuğu anaları pozunda dilendiren ve Hınzıryedi’nin bile çekindiği bir kadındır.’’ (s. 211-212) BEKÇİ : ‘’Sanki yüzyıllardır bir sedir üzerinde uyuyan kişidir.’’Romanın sonlarına doğru olay kurgusuna dahil olur. (s. 234) Eylemsel olarak çok bir katkısı yoktur lakin sürekli uyku halindedir :) KİTABIN BÖLÜMLERİ A. KOSTANTİNİYEDE BİRKAÇ KİŞİ (S. 11-35) 1. Bölüm: Arap İhsan’ın yeğeni Uzun İhsan Efendi’nin evine uğraması ( s.13-23 ) 2. Bölüm: Kubelik’in hikayesi (s. 23-35 ) B. GÜNBATIMI (S. 37-66) 1.Bölüm ( s. 39-47 ) a. Zagon Üzerine Öttürme adlı eserin çevirisi (s. 34-35) b. Baba, oğul ve ayının hikayesi ( s. 36-42 ) 2.Bölüm: Vardapet’in hikayesi ( s. 47-56) 3.Bölüm: Uzun İhsan Efendi’nin Alibaz’ı okula vermesi ve öğretmeninin hikayesi ( s. 56-65 ) 4. Bölüm: Uzun İhsan Efendi’nin evine gelen yeniçerilerin evi harap etmesi (s. 65-66) C. YER ALTI (S. 67-91) 1. Bölüm: Bünyamin ile Vardapet’in tünel kazması ve casusu kurtarması ( s. 69-84 ) 2. Bölüm: Bünyamin’in Hınzıryedi’nin hizmetine girmesi (s. 84-91) D. YILANIN RENKLERİ (S. 93-130) 1. Bölüm: Hınzıryedi’nin hikayesi ( s. 95-107 ) 2. Bölüm: Dertli’nin hikayesi, Alibaz ve çetesinin yaptıkları ( s. 107-123 ) 3. Bölüm: Bünyamin’in babası Uzun İhsan’la karşılaşması ve konuşması ( s. 123-130 ) E. BÜYÜK EFENDİ (131-184) 1. Bölüm: Ebrehe’nin hikayesi ( s. 133-144 ) 2. Bölüm:“Yaratılmamış olanı” yani yaratılmamış maddenin Ebrehe tarafından Bünyamin’e anlatması ( s. 144-155 ) 3. Bölüm: ( s. 155- 184) a. Gazanfer’in hikayesi ( s. 155-174 ) b. Kehanet aynasının hikayesi ( s. 176-184 ) F. ÖLÜLER VE KAHRAMANLAR( S. 185-222) 1. Bölüm: Mutsuz çocuk hikayesi ( s. 187-193 ) 2. Bölüm: Alibaz’ın çocukluğunu hatırlaması ve uyuyabilmesi ( s. 193-197 ) 3. Bölüm: Cahil ile bilge adamın hikayesi ( s. 197-222 ) G. KARANLIK: Uyuyamayan tüccarın öyküsü, Bünyamin’in babasının atlasında ona bıraktığı notu okuması ve uzun süreden beri uyuyan bekçinin Bünyamin tarafından uyandırılması (s. 223-238) İhsan Oktay Anar Puslu Kıtalar Atlası
Edebiyat
·
267 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.