6.BÖLÜM Roman Karakteri İncelemeleri – 2: Kubelik , Alibaz , Hınzıryedi, Siyah Giysili Adamlar KUBELİK : Kubelik eli hafif ve hızlı bir cerrah olarak nam salmıştır. Romanda kadri kıymeti bilinmeyen sefil bir şekilde ölüme terkedilen bilme-öğrenme sevdalısı bir bilim insanının kaderini temsil eder. Cerrahlık mesleğinden önce İstanbul'un Pera'da Venedik elçisinin, arabulucularının katipliğini/çevirmenliğini yapmıştır. Külhanbeyli ortamlarda yatıp kalktığı için lisanı argodan etkilenmiş ve bozulmuştur. Çevirilerini de bu bozuk argo jargonuyla yapmaktadır. Koskaca René Descartes ’in eseri Yöntem Üzerine Konuşma yi argo bir şekilde bozarak Zagon Üzerine Öttürme şeklinde çevirisini yapar. Önce yazarın kendi tanımlamalarından bu karakteri dinleyelim: “Kubelik, kısa boylu ve son derece sıskaydı. Yüzü kir içinde, tırnakları ise uzun ve pisti. Sağlıksızlık işareti olarak teni yeşile çalıyordu. Durmadan öksürüp tıksıran bu adam üstelik topaldı.” (s. 24) İşinde oldukça başarılıdır. Ancak bir zaafı vardır: İçki. Kötü arkadaş kurbanı olmuştur bir kere. Sürekli içer, sarhoş olur. Sıklıkla da sarhoş yakalandığı için Mumcubaşı tarafından falakaya yatırılır lakin bu sebepten dolayı da sakat kalmıştır. İşinde başarılı olan bu katibe en sonunda Venedik Balyosu (elçi ve arabulucuları) sahip çıkar, içkiyi ona yasaklarlar. Lakin başka da çare yoktur, çünkü artık elleri titremekte, yazı yazamamaktadır, böylesi başarılı bir katibi de Venedik balyosu elbette kaybetmek istemez, ancak bir süre sonra görevine son verilir. Yine de onu tamamen kaybetmek istemezler, bu sefer elçilik binasında temizlikçi yaparlar. Ancak hayatında çok şey değişmişken bir şey hiç değişmemiş ve aynı kalmıştır: İçki. Yine sarhoş gezdiği bir gece yüksek sesle bir şarkı tutturmuş yürürken sesten rahatsız olan biri kafasına bir kerpeten atar. Kubelik için o an hayatında yeni bir sayfa açılır; ertesi sabah dişçiliğe başlar. Kafasına atılan kerpeteni alır ve dişinden muzdarip kişilerin dişlerini çekerek dertlerine deva olur. Bir yandan da yolunu bulmuştur. İşler iyi gider kendini geçindirebiliyordur artık. Kubelik yetenekli, iş kıvıran bir adamdır; bu işi de iyi becerir hatta bununla da kalmaz işi ilerletir; cerrahlık belgesi bile alır. İçine bir merak kaçmıştır artık bununla da yetinmez; bir gün eline Frenk dilinde bir çevirisi geçer. Çeviriyi okuduktan sonra içine bir kurt düşer; Acaba kıyamette tekrar dirilecek bu bedenlerin içinde ne vardır? Kitapta bu soruya cevap yoktur. Bir köpek ölüsünü alır ve cerrah ustalığıyla içini açar inceler. Gördüğünü de not eder. Merak merakı çağırır; bu sefer de kesik bir insan elini alır inceler. Araştırdıkça merak ediyor; merak ettikçe araştırıyordur: bu sefer de idam edilen kişilerden uzuvlarını gizli gizli alır. Yaptığı iş çok risklidir lakin dönemin padişahı tarafından ölü insan bedeni deşmek, içini açmak incelemek, otopsi..vs şeyler yasaklamıştır. Kubelik de en sonunda enselenir, idam cezasına çarptırılır. Elbette bu yaptığının sonucunun idam olacağını bilmektedir. Ancak bile bile ölüme gitmiştir Kubelik. Çünkü O, bilime anatomiye olan ilgisi, bilme öğrenme merakı yüzünden sonu ölüm de olsa yine gidecektir zaten. O, bir bilim adamıdır ve merak etmeden de zaten yaşayamayacaktır. Ha merak etmeden, bilmeden, şüphe etmeden yaşamış; ha idam ipine götürülüp asılarak öldürülmüştür. Onun için çok da farketmez. Ebrehe'nin onun için söylediği sözler, Kubelik roman karakteri gibi bir bilme, öğrenme ve hep sorgulama merak etme güdüsüyle yanıp tutuşan ancak hakettiği görmeyen hatta bu uğurda bozuk düzen içinde heba edilen bilim insanlarının akibetiyle ilgili trajediye de ışık tutan cinstendir: “Bilme tutkusu insanları nasıl bir sona sürüklüyor. Görmek, duymak, bilmek ve öğrenmek isteyen şu zavallı cerraha gösterilmeyen saygı, sadece karanlığı, soğuğu ve sessizliği algılayan ve hiçliği bilen bir cesede gösteriliyor. Onu katleden bu insanlar, evlerine döndüklerinde belki de çocuklarına Kubelik’in acı sonunu ibretle anlatacaklar ve bilginin tehlikelerini birer birer sayacaklar.’’ (s.163) ALİBAZ (nam-ı diğer Efrasiyab) : Bir insan düşünün hayatında hiç uyku uyumamış ve hiç rüyası da olmamış. Uyku uyuyan insanlara hayret ederek bakar. Uyku ve rüya nedir bilmeyen bu çocuk; Uzun İhsan Efendi'nin dayısı yaman denizci ve kabadayı Arap İhsan'ın savaş sonrası aldığı ganimetidir. Kıptî bir anadan doğma olduğu rivayet edilir. Çok çok yedi yaşında gösterir, kara-kuru çelimsiz ve sünnetsiz bir oğlan çocuğudur. Arap İhsan'ın İstanbul’a gelişiyle Uzun İhsan Efendi ve Bünyamin’le tanışma imkanı da bulacaktır. Olay kurgusundaki hikayesi de böylelikle başlamış olur: Uzun İhsan Efendi, oğlu Bünyamin'i lağımcı ocağına; Alibaz'ı da okumayı çok seven bir hocaya gönderir, okumayı burada öğrenir. Ancak farklı mahallelerdeki mektepler arasında süregelen bir husumet vardır. Bu husumetten O da nasibini alır ve dayak yer. Kindar karakterlidir. Peşini bırakmaz bu işin. 8-10 yaşlarında 44 adet veletten oluşan bir çete kurar. Etfal İsyanı çıkarır; Oyuncakçı dükkanlarını ateşe vererek başlarlar ilk eylemlerine daha sonra evleri yakmaya kadar giderler. Dilencilere nefes aldırmaz, loncanın neredeyse belini kırar ekmeklerine kan doğrar, intikamını alır. Hocası tarafından kendisine Turan Kahramanı Efrasiyab’ın hikâyelerini okuma hakkı verilir. Okudukça kendini Efrasiyab ile özdeşleştirir ve arkadaş takımıyla bir çete kurar İstanbul'un dükkanlarını yağmalar, namı yayılmıştır bir kere. Bununla da yetinmez artık daha büyük bir şey yapmak lazımdır. Gerçek bir savaş ortamında rüştünü kanıtlaması gerekmektedir. Yeniçerilere katılır. Ancak kale kuşatması esnasında kendisinin Efrasiyab olmadığını anlar, kaleye sığınır. Tam da o sırada sığındığı yerde şeytana tapan bir gruba denk gelir. Şeytana tapan grubun lideri onu bir sıvı içirir, bu sıvıyı içen Alibaz hayatında ilk defa uykuya dalar. Ancak bu çok derin ve kalkılamayacak tarzda bir uykudur. İçtiği şey zehirdir . . . DİLENCİLER KETHÜDASI HINZIRYEDİ : Kitapta geçen genel bir betimlemeyle Dilenciler Kethüdası Hınzıryedi: ''Bağdat Acem mülkü olmadan çok önce bu kentte hırsızın biri açılmadık kilit, girilmedik ev, soyulmadık konak bırak(mayan), gözden sürmeyi, alttan minderi, parmaktan yüzüğü, kulaktan küpeyi çalıp gününü gün, gecesini sefa eyle(yen)” (s. 95) biridir. Bu hırsız “...kelimenin tam anlamıyla bir kılık değiştirme ustası(dır). Sadece yakalanmamasının değil, onun meslekteki başarısının nedeni de bu(dur). Yalnızca kılık değiştirmekle kal(mayıp), balmumu ve türlü çeşitli boyayla çehresini de şekilden şekle sokup gözüne kestirdiği bir ev sahibinin suretine bürün(en).’’ (s. 95) Hınzıryedi lakabı ona domuz eti yediği için verilmiştir ve bu yüzden de idam cezasına çarptırılır. Ancak Büyük Efendi Ebrehe burada da devreye gider kellesini kurtarır. Hınzıryedi gibi bir kurnaza Büyük Efendi Ebrehe'nin ilgisinin de elbette kurnazca bir sebebi vardır. Ebrehe, Hınzıryedi'yi zehirlediğini düşünmektedir ancak kindar karakterli Hınzıryedi, bu sefer de “yedi iklimin en namlı işkencecisi” nin kılığına girer. Kılıktan kılığa girmek ve insanları kandırmak, onun için çocuk oyuncağıdır. Koskaca Teşkilat-ı İstihbarat-ı Hümayun’un efendisi Büyük Efendi Ebrehe’yi bile kandırır ve hatta onu öldürür. Ebrehe , kibiri temsil ediyorsa; Hınzıryedi de onun kibri altında ezilen ve intikamını alan kini temsil eder. SİYAH GİYSİLİ ADAMLAR : Eski Ahit’te Şeytan’ın yüce bir amacı olduğundan bahseder. Şeytan, ayette yazıldığı haliyle göklere ulaşıp yıldızların da üzerine çıkıp Yaradan’ın üzerinde kendini konumlandırır. Tevrat’ta bu istikamet kuzey/yukarı yönlüdür. Romanda ise bu ayetten hareketle karanlığa ve boşluğa tapan yani göğü ve iktidarların/gücün en büyüğüne erişmeyi amaçlayan ‘’Siyah Giysili Adamlar’’ ın yaşadığı ORAYA adlı kale ile okura yazar tarafından sezdirilir. Bu kalede yaşayanlar o dönemdeki Malta Şövalyeleri/Hospitalier Tarikatı mensuplarıdır yani günümüze uyarlanamasıyla; ülkelere, dünyaya, teknolojinin diktatörlüğü altında veri mülkiyetine dayalı yeni dünya düzenini kontrol eden - insanlığa istikamet veren - siyah takım elbiseli Tapınak Şövalyelerine gönderme yapılmaktadır da diyebiliriz. Son cümlenin ucunu yoruma açık olarak bırakıyorum. 👉🏻 7.BÖLÜM: #256355682
Edebiyat
·
322 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.