·704 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ekim 2024 20:25 · "Dünyada herkesten çok kendini sev, çünkü dünyada her şey kişisel çıkara dayalıdır."
Sen kim Dostoyevski'nin bir romanına inceleme yazmak kim? Hele ki bir numaralı dünya klasiğine...
Her okumamda beni benden alan kitap. Dostoyevski külliyatı bittikten sonra, her kitabı (en az iki-üç kez) okuduktan sonra yazmaya karar verdim.
Suç ve cezanın her açıdan değerlendirildiği bu şaheseri her okuduğumda daha çok dünya görüşümde aydınlanma olduğunu hissediyorum. Ayrıca okuma yaşım ve yaşanmışlıklarım neticesinde bana kattıkları ile hayatıma devam etmekten mutluluk duyuyorum.
Gelelim kitabımıza; öyle bir suç işleyin ki; adalet sisteminin verdiği ceza kafi olmasın. İşte tam burda yüce Dostoyevski'nin kalemi devreye giriyor. Suçlunun gelmişi, geçmişi, çevresindeki olay ve karakterlerle; suçlunun itiraf sürecine kadar yaşadığı vicdan muhasebesi ve en yakınlarının bile kuşkusunu her an yaşıyorsunuz. Ayrıca empati kurarak, şimdiki dönemi de adalet ve toplumsal açıdan irdeliyorsunuz. Bu nedenledir ki; "Suç ve Ceza; her dönem okunması gereken özel ve nadir bir kitaptır.
Okurken her olay ve karakter neden ve niçini ile birbiriyle bağlı. Suç o kadar büyük ki; karşılığındaki ceza devede kulak. Ancak Dostoyevski kitaplarının bana gösterdiği, karakter ve olay ne kadar kötü olursa olsun burada hiç bir zaman karakterleri suçlayamıyorum. Oysa ki o dönem için idam olacak bir ceza karşısında bile verilen cezayı ağır buldum. Yazar, karakterlerin iç dünyasını bizlere anlatırken kurgu ve zaman içinde en kötü, çirkin ve hatta vahşi karakter dahi affedilebilecek duruma geliyor.
Raskolnikov’un hayatını okurken suçun ağırlığından çok karakterin yaşadığı psikolojik baskı ve vicdan azabı henüz ceza almadan dahi işkence haline geliyor.
Dünya'nın tüm sorunları bu kitapta bizlere iletilirken, hiç mi güzellikler yoktu. Abi ve kardeş ilişkisine hayran kaldım. Raskolnikov kardeşinin aşık olmadığı bir adamla evlenmesini, onurunu korumasını sağlıyor. Cebindeki son kuruşu bile hiç düşünmeden cenaze masrafları olarak veriyor. Kötü bir kadın olan Sonya'ya aşık oluyor. Aşkın en güzel hali ise; ceza döneminde kadının onu hiç ama hiç bırakmaması. Ve pek tabi en sevdiğim mutlu son.
Öyle bir kitap düşünün ki içinde dünyadaki tüm sorunlar, çirkinlikler ve kötülükler olsun; sonunda ise psikolojik bir vakayı dahi iyileştiren aşk ve tanrı sevgisi.
Kitabı okurken nerelere gittim. Çocukluğum, gençliğim. Dünya'nın her yerindeki adaletsizlikler, zalimlik, vahşet... İnsan olarak yaşanabilecek tüm kötülüklerin bir de kasvetli, soğuk, yoksul Petersburg'da yaşanması. Bu kurguda herşey karanlık iken Dostoyevski'nin sihirli parmakları tüm dünyanın çilesini elimize bırakıveriyor. Kasvetli bir dünyayı aşk aydınlatıyor.
Edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olmasının nedeni ise dünya varoldukça "Suç ve Ceza", yazılışından yüzyıllar sonra bile önemini yitirmeyerek günümüzde toplum yargılarına, etiğe ve insanlığa ışık tutmaya devam edecektir. Bu açıdan okuyan herkesin kendini bulabileceği ve gerçeklerle yüzleşebileceği bir roman olduğunu düşünüyorum. Böylece karakterleri, kurgusu, alıntıları ve temaları ile uzun süre etkisini üstümden atamayacağım bir kitap oldu. Okumayı seven herkesin tatması gereken, hayatta karşınıza bir kere çıkacak bir roman... Keyifli okumalar dilerim.