"Senden ayrılınca anımsadım
Dünyanın bu kadar kalabalık olduğunu." (s. 69)
Hiç düşündünüz mü mekanınız neresi olacak?
Ahmet Erhan'ı bilir misiniz?
"Bilmez miyim," dediğinizi duyar gibiyim.
"Burada Gömülüdür," bütün şiirlerinin toplandığı eseri. Can Yücel de "Mekanım Datça Olsun," diyerek nereye gömüleceğini vermiş aslında bu son kitabında. Datça'da gömülü, çok sevdiği o yerde. Nasıl sevilmez değil mi?
"Gecenin gözlerini gördüm
Ela değildi." (s. 44)
Samimi bir üslubu var eserin. Hatta Can Yücel'in üslubuna alışkın olmayanlara fazla samimi, bayağı gelebilir. Yer yer argo, küfür... Ama onu tanıyanlar severek, yer yer gülerek, ihtiyar bir dostla muhabbet ediyor edasıyla okuyacaklardır. Hatta iki dost... Eşi Güler Yücel de resimleri ile eşlik ediyor esere:
"Her mekanda Can'la beraber yaşadık,
ama bu Eski Datça'daki son mekanımızda
Can durmadan şiir yazdı, ben de resim yaptım.
İşte bu kitap böyle bir mekanda ve kaybolan bir zamanda doğdu."
"Bu ara kendimi toprağa çok yakın hissediyorum.
O kadar seviyorum ki toprağı
İçine giresim geliyor," diyordu Portreler'de. Ve Seke Seke'de: "Ölüler yaşamadıkları için ölüler." Bir dize çok şey düşündürdü istemsizce. Yaşıyor muyuz sahiden? Hakkını veremeden yaşayanlar yaşıyor sayılırlar mı hayatı? Ya yıllar sonra fark edersek aslında yaşamamış olduğumuzu... Bir akım var: "Yeniden şu yaşımda olsam şöyle yapardım," diye. Peki ya gerçekten o yaştayken neden yapmaz insan? Başka şimdi yok! Senden başka yok. Mehmet Coşkundeniz misali: "Hayatı ıskalama lüksün yok senin!"
Bir oturuşta bitecek, sıcacık bir eser. Öyle büyüleyici dizeler yok, bir çay içimlik, biraz sohbet edimlik... Arka kapakta şairin kendi el yazısı:
"Halikarnas’tan bir balıkçı tut ki sıkıysa
Ele avuca ve ölümlere sığmaz."
Şairin sesini hiç duymuş muydunuz? Bu kitabında olmasa da sevdiğim bir şiirini paylaşmak isterim sizlere: youtu.be/f9gjPLt8wrI?si=... Kendine özgü bir üslubu olan, kendi çizgisini yakalamış, geriye kendinden büyük izler bırakmış bir şair. Mekanı Datça olsun!