·664 syf.····Okunma: 07 Aralık 2024 23:09 Puanım 2/5 (%40/100)
Babil'i ilk çıktığı zamanlar kapağı ve isminden dolayı okuma listeme almıştım ama bir türlü sıra gelmedi. Sonra üzerinden 2 yıl geçti ve kitap Türkçe'ye çevrildi. Ve öyle ses getirdi ki herkes Babil diyor başka şey demiyordu. Normalde böyle kitaplardan uzak dururum çünkü %90 ihtimalle kötü çıkıyor, çok kötü olmasa da abartılmış oluyor. Fakat yorumuna güvendiğim yakından takip ettiğim kişiler de okuyup güzel yorumlayınca hadi dedim alıp başlayayım. Kitaba başlamadan önce neyle ilgili olduğunu bile bilmiyordum, üzerine yazılmış hiçbir yorum da okumadım. Yani aslında beklentilerim aşırı yüksek değildi çok övülmesine rağmen.
Önce iyi yanlarından başlayayım çünkü çok fazla şey yok...Birazdan negatifliğe boğacağım sizi. Öncelikle Babil Kulesi mitini/efsanesini seven birisi olarak konuyu ilginç buldum. Bunu alıp da özgün bir şekilde bir kitabın konusu yapmak zor o yüzden tebrik etmek lazım. Kelimelerin büyülü olması ve isimlerin önemi gibi şeyler de ilgimi çekti ve Ursula Le Guin'in Yerdeniz serisini hatırlattı. Fena da başlamıyordu kitap aslında ama çok geçmeden aşağıya doğru gitmeye başladı.
Gelelim neleri beğenmediğime...Öncelikle benim için en sevmediğim şey karakterler oldu. Bence karakterler olaydan mekandan vb. daha önemli olduğu için ilk ilgimi çeken şeyler onlar oluyor. Robin başta olmak üzere hiçbir karaktere ısınamadım, umrumda da olmadı. Bi Rami biraz ilgi çekiciydi o da harcanıyor. Karakterlere karakter demek zor daha çok tip gibiler yani her yerde karşınıza çıkabilecek kişiler gibiler. Özellikle Robin o kadar ilgimi çekmiyordu ki ölse bile pek umrumda olmazdı sanırım. Karakterler dümdüz kağıt gibi olunca diyaloglar da aşırı yapay geliyor. 1800lerde geçen bir hikaye ama herkes 2000lerde Twitter'da konuşur gibi konuşuyor. Hepsi birer alegori gibi sadece bir şeyleri temsil etmeleri için koyulmuş, bağlanması çok zor.
Bir diğer problem ise kitabın didaktik yapısı. Fantastik diye pazarlanıyor ama alakası yok. Büyülü gümüşler falan var ama o kadar onları da unutuyoruz resmen bir noktadan sonra. Dünya kurma çok zayıf kalmış, birçok şey havada kalıyor ve asla öğrenmiyoruz. Tamam bu olmak zorunda değil ama bunları arka planda bırakıyorsan karakterlerin iyi olması lazım. Ee onlar da iyi değil dünya da değil neye bakacağız o zaman? Fantastik değil, tarihi demek daha doğru. Baştan sona tarih/etimoloji dersi gibi gidiyor kitap herkes wikipedia gibi konuşuyor yetmezmiş gibi yazar bizi aptal yerine koymuş ve 1800 tane hiçbir şeye yaramayan dipnotlar eklemiş. Bir noktadan sonra dipnot okumayı bıraktım hiç gerek yok çünkü. Bir de "anlatma göster" diye bir teknik vardır ama onu da yapamamış yazar. Hiçbir şeyi göstermiyor herrrr şeyi anlatıyor detaylı detaylı uzatarak anlatıyor, sonra başka karakter aynı şeyleri anlatıyor, sonra bi de aynı şeyi dipnot ile anlatıyor. Allah aşkına Kuang ablam okuyucuya azcık güven aptal değiliz anlarız, anlamasak da teori falan buluruz.
Dark academia adı altında ünlenmiş gereğinden fazla övülen bir kitap gibi geldi bana. Hee bir de şeyi söyleyeyim karakterler konusunda. Kitap baştan sona bir etnik propaganda gibi. Böyle farklı kültürlerden gelen karakterler var hepsi beyazlar yüzünden çok şeyler çekmiş ve onlara Babil altında çalışmaktan çok da memnun değiller (buraya kadar okey). Sonra Letty diye beyaz bir kız koyulmuş ve tek özelliği beyaz olması çünkü onu da harcamış yazar. Letty nefes alsa herkes atarlanıyor ama Robin hata yapınca (hata da adam öldürme) eheh neyse olur öyle şeyler deniyor...Bütün beyazlar kötü hiçbir sevilecek yanları yok ve gereken tek şey de şiddet (kitabın adı zaten Şiddetin Gerekliliği). Yani yazarın anlatmak istediği bir şey var ve bunu nasıl anlatacağını bilememiş etrafına yarım yamalak bir dünya kurmuş, her biri bir şeyi temsil eden dümdüz sığ karakterler yaratmış ve sündürerek 700 sayfaya çıkarmış....
O kadar gömdüm ama okunmayacak kitap değil yani puanım 2.5 gibi düşünebilirsiniz. Ana fikir güzel Babil mitinden alternatif bir İngiltere yaratmak, çeviri topluluğu, büyülü yazılar falan. Kitap nasıl güzel olabilirdi? Öncelikle en az bi 200 250 sayfa kısa olmalı. Dipnotların %95i falan çıkarılmalı. Dünya daha iyi kurgulanmalı (özellikle de fantastik olarak tanıtılmaya devam edilecekse), her şeyi anlatmamalı gösterip okurun hayalgücüne zekasına güvenilmeli, karakterler gerçekten karakter gibi olmalı her yerde karşımıza çıkan tek boyutlu tipler değil, büyü kısmı isimlerin gücü önemi gibi şeylere daha odaklanılabilir, fantastik kısım değişebilir tarihi kurgu diyip karakterleri geliştirebilir. Çok eksileri olan ve gördüğüm kadarıyla çok abartılan bir kitap. Berbat çöp değil öyle olsa bırakırdım 200 300. sayfada ama çok da keyif alarak bitirmedim biraz inat ettiğim için bitti. Bir şekilde beğenebildiyseniz ne mutlu size ama hiç benlik değilmiş...Ve Mert bir kez daha neden çok popüler kitaplardan uzak durması gerektiğini anladı.