Gönderi

Güçlü Kadın Dediğin Böyle Olmaz
4/10
·366 syf.··
2024 147. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2024 16:11
Canan Tan'ı severim açıkçası. Kendisiyle çok küçükken kesişmişti yollarımız. Eroinle Dans , Yüreğim Seni Çok Sevdi kitaplarını daha liseye bile geçmediğim zamanlarda okumuştum. Geçen yıllarda Hasret kitabını okuduğumda dilinin beni eskisi kadar etkilemediği fark etmiştim ve konusu da benim çok hoşuma gitmemişti ama yine de okumaya devam ettim, okunmayacak bir kitap diyemem ama önerilen kitaplar listeme girmedi. Bu kitap ise sanırım adını bolca duyduğumdan, yazarı da önceleri çok sevdiğimden daha büyük bir beklentiyle başladım. Fakat keşke okumasaydım çünkü okurken bu kadar sinirlendiğim çok az kitap olmuştur. Hani bazı Wattpad kitapları vardır, sadece belli bir yaşa hitap ettiğini ilk paragrafta anlarsınız. Devamında o kitapların içeriğindeki o anlamsız diyaloglar, o kopukluk, o anlayamadığınız karakterler sizi çileden çıkarır ya... Hatta en nefret ettiğim, çoğu şiddet olarak nitelendirilebilecek (unutmayın ki şiddet sadece fiziksel değildir) hareketlerin, sözlerin "aşk" kisvesi altında yansıtılmasıdır. Yani bu kitap beni o kadar sinirlendirdi ki, koyduğum konum bile Canan Tan'a aslında hiç yakıştıramadığım bir kitap. Üslubu, dili kesinlikle öyle Wattpad kitabı değil ama ne yalan söyleyeyim, kendisi gibi, aynı yıllarda eserler vermiş İnci Aral'ın, Ayfer Tunç'un dili ve üslubu yanında fazla çiğ bir şeyler vardı dilinde. Yani sanki bir şeyler hep eksik, bazı kelimeler çok sade, yerine başka bir kelime gelse cümle daha bütün olacakmış gibi asla tatmin olmadım. Spoiler vermeden yazmam gereken bazı şeyler var. Örneğin bu kitabı asla ve asla lise çağı bir genç kızın okumaması gerektiği. Yani güçlü kadın karakter olarak Piraye gibi bir karakterin görülmesi, en olmasını istemeyeceğim şeydir sanırım. Ki yazar, kitabın isminin Piraye olmasının nedenini, bu isimde, çok sevdiği ve çok güçlü karakterli bir akrabası olması olduğunu söylemiş. Ama kitap karakterimiz güçlü bir kadın karakter değil, asla değil. Hatta yer yer buna değinilmiş ve sanki Piraye'nin başına gelen talihsizlikler, sanki hiç onun seçimi değilmiş gibi, sanki mükemmel bir karaktermiş ve başına gelen tüm zorlukları göğüslüyormuş gibi aksettirilmiş. Yani ne istediğini bilememek, bir seçim yapamamak, başına gelen kötülükler için daima dış etkenleri suçlamak, hayatında daima bir erkeğin gölgesine sığınmak, şiddeti hoş görmek, affetmek... Gerçekten kitaba çok ama çok kızdım ve okuduğuma pişmanım. Okumayın, bu beklediğiniz gibi bir aşk hikayesi olmayacak, eğer aşk romanı okumak istiyorsanız. Romantik komedi de değil, dram da değil. Gerçekten kendini özgür sanan, güçlü olduğu iddia eden bir kadın karakterin, kararsız ve en nihayetinde hep saçma kararlar verdiği, arkasına sığınacak bir bahane daima bulabildiği saçma sapan bir kurgu. -- SPOILER -- Öncelikle kitabın baş kısmı bana yazarın Yüreğim Seni Çok Sevdi kitabını anımsattı. Şiirleşmeyle başlayan bir aşk hikayesi, tamam, anlayabiliyorum. Ama neden her iki roman da aynı şekilde başlamış? Başka senaryo mu yok dünya üzerinde? Sonrasında Piraye'nin yani sanki birbirlerine aşk şiirleri göndermek başka bir anlama gelebilirmiş gibi, Arif'in aşk ilanı karşısında bocalamasına tanık oluyoruz ki bu hiç inandırıcı değil. İmkanı yok ki kendisine aşk şiirlerini kendi el yazısıyla yazıp veren birinin ona asker arkadaşı muamelesi yapacağını beklesin. Resmen aman bana ilgi versin ama ciddileşmesin gibi bir tutum sergiliyor çocuğa ki ben bir yerde Arif'i yanına yakıştıramadığı için böyle yaptğını düşünüyorum. Kaldı ki Diyarbakır'a asla taşınmam diyen kızımızın Diyarbakır'daki Diş Kliniği'ni görüp kararlarını değiştirmesinde rol oynaması da bu görüşümü destekler nitelikte. Devamında arkadaşı, güya arkadaşı olan Ömer'le iletişimini okuyoruz ki çocuğa üzüldüm gerçekten. Yani ne Piraye'ymiş. Oturup iki kelime lafı yan yana getirince kendini dik başlı, asi, üf havalı sanan bir karakterde ne bulduğun bu kadar diye kızasım var bu erkek karakterlere. Hele bir sahne var, kitabı kapattım sinirimden. Haşim'le ayrıldıkları bir zaman, Ömer'le konuşmak istediği için Esin'le haber gönderiyor ve Ömer gelmeyince ikimiz de inatlaştık, acaba inatlaşmasak her şey çok mu farklı olurdu diye düşünüyor Piraye Hanım. Yani bir erkeğin gölgesinden kaçmak için diğerine sığınmadan hareket edemediği halde, kendini özgürlükçü olarak tanımlayan mükemmel bir kitap karakteri. Haşim'le olan korkunç toksik ilişkisini nasıl anlatsam bilemiyorum ama bunun aşk olduğunu sanıyorsanız, bu aşk değil arkadaşlar. Hormonlarınız devreye girmiştir, cinsel çekimdir, saplantıdır, ama aşk gibi gerçekten tutkulu ve karşınızdaki kişiyi çok sevdiğiniz bir hisle karıştırmamanız gerek bu kitaptaki bu saçma toksik ilişkiyi. En baştan korkunç farklılıklar olan bir birliktelik ki Piraye'nin ilk hatası, kendisini izlettiğini bile bile bu sanki çok büyük bir aşk ve koruma dürtüsüyle yapılan hareketmiş gibi bunun hafifsemesi. Yahu adam seni takip ettiriyor ve sen kıyamam beni ne kadar çok seviyor diye mi düşünüyorsun? Zaten kurguda bu iki karakterin nasıl olup da bu kadar yakınlaştığını, birbirlerine bir şey hissetmeye başladığını anlamanız için kafanızda tamamlamanız gereken çok eksik nokta var. Satır arası okumanız gerek. Çünkü sanmıyorum ki öğle arasında yemesi için ton balıklı salata aldı diye aşkından ölsün. Ay lütfen böyle olmamış olsun, yazarken bir olabilir gibi geldi çünkü kitaptaki her şey çok anlamlı mı sanki. Evlilik meselesinin sanki beraber önceden planladıkları ofisi açmaları için bütçe çıkarmaları gibi konuşulması, Haşim'in her şeyi planlamasına hatta "vay canına beni ne kadar çok seviyor" şeklinde yorumlanması... Ya adama sormazlar mı, madem bu çok romantik, seninle evlenmek isteyen asistan Nevsat'ı niye reddettin diye? Açıkçası çok bir fark yoktu bu iki karakterin evlilik istemleri ve dile dökmeleri arasında. Tabii en büyük farkı unutuyorum, Haşim, Haşim Bey, Diyarbakır Ağasının Oğlu. Statüko her yerde karşımızda gördüğünüz üzere. Evlilik sürecinde, evlilik içinde yaşadıklarını tekrar anımsamak bile istemiyorum. Ama özellikle Diş Hekimi olmanıza rağmen, erkek hastanızın ağzına bakarken maske takmayı unuttuğunuz için tokat yediğinizi düşünün. Bakın bu noktaya kadar hadi diyelim ki karakterin aşktan gözü kör olmuş, bu noktada bunu halen nasıl söyleyebiliriz? Yani bu durum nasıl affedildi, adam bir kere "keşke sana vurmak yerine ölseydim, ölmek istedim" dedi diye affedilecek bir şey mi bu? Yani dönüp diyemiyor musun "Her şey istemekle olsa ben de bana vurmamanı isterdim. O yüzden madem çok pişmansın ve ölmek istiyorsun, öl o zaman." Bu kadar basit. Her şeyi sineye çekmek zorunda değilsiniz, şiddeti kabul edemezsiniz. Bu çağda, halen bunun konuşulması bence söz konusu olmamalı ki karakterimiz gibi, evlendikten sonra dönersem beni vururlar, ailem beni öldürür falan gibi bir sistemin içinde büyümemiş bir kadın olan Piraye'nin her şeyi bu kadar tolere etmesi gerçekten olur gibi değil. Son olarak da üstüne kuma getirildiği halde gidip intikam almak için Haşim'den hamile kalması.... Bakın bu noktaya kızamıyorum bile çünkü anlamıyorum. Senden bir oğlu olmadığı için senin üstüne kuma getiren adamdan, tedavi olup tedavini saklayıp, hamile kalıp, hamileliğini saklayıp, üstüne "Senin soyadını vereceğim ve senden boşanacağım" demek nasıl bir intikam? Bunun mantıksızlığını halen anlamıyorum. Kaldı ki "Beylik sistemi" içinden çıkmış gelmiş bir Haşim Bey, senden oğlu olsa, sence o aşiret o çocuğu sana bırakır mı? Yani biz mi aynı ülkede yaşamıyoruz, bu kitapta bunlar mı göz ardı edilmiş anlamıyorum. Zaten bu intikamı asla algılayamıyorum, anlatsanız da anlamayı reddederim. Üstüne Haşim Bey'in acılara yürüyor korkmuyorum şeklinde kendini düşmanlarına kurşunlatması sonucunda çocuğuna büyük bir aşka gelmeyle babasının ismini vermeye karar vermesi? Yahu adamı sen mi öldürdün bu neyin vicdan azabı? Sen mi dedin üstüme kuma al, evlen, beni aldat, ondan çocuk, sonra ben senden ayrıldığım için kahırlara sürüklen ve mermilerin üstüne yürü diye? Gerçekten en son bir kitaba ne zaman bu kadar kızdım bilmiyorum. Kaldı ki yazarın Canan Tan olması, daha çok kızmama neden oluyor çünkü adı sanı bilinmeyen, 15 yaşında bir ergen kız değil. Dili de, üslubu da böyle değil, kitabı okurken de bunu algılıyorsunuz ama asla olmayacak şeyler o kadar normalleştirilip anlatılmış ki... Neyse, iyi okumalar dilerim, yalnız bu kitapla değil.
İnceleme
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
·
350 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.