Kızıl
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2024 68. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2024 07:22
Kızıl kitabı Stefan Zweig 'ın gençlik dönemi eserlerinden. Günümüzde de hâlâ benzer hikâyelere rastlayabileceğimiz, realizm akımının hâkim olduğu bir kurgu. Stefan Zweig 'ın olduğu yerde gözlem olmazsa olmaz elbette ama tamamen gözlemden oluşan bir eser değil bu sefer. Diyaloglar ile desteklenmiş bir kurgu karşımıza çıkıyor. Tanrısal bakış açısıyla yazılmış Kızıl kitabı. Konusuna gelirsek baş karakterimiz Bertold Berger'in henüz 18 yaşında,tıp fakültesi okumak için Viyana'ya gelmesiyle başlıyor. Birçoğumuz yaşamışızdır,bilmediğin bir il,kalacak yer bulma kaygısı, kimseyi tanımama, insanı yalnızlık hissine sürükler. Elbette herkes için geçerli değildir bu. Daha dışa dönük,özgüvenli, herşeye çok fazla takılmayan insanlar bu hissin üstünde durmazlar çok fazla. Berger'in yalnızlık hissinin yanı sıra, ergenlikten yetişkinliğe adım atma dönemi olması, çekingen bir yapıda olması,kendisine arkadaş olarak seçtiği Schramek'ten yeterli desteği görememesi,kadınlara karşı duygularını yönetememesi,bunların farkında olup üstesinden gelememesi,çaresizlik duygusu, yaşadıklarını kimseyle paylaşamaması Stefan Zweig 'ın karakterin iç dünyası gözlemiyle bize aktarılıyor. Bütün bunları yaşaması ve baş edememesi ile herşeyi bitirme noktasına gelen Berger'in, üstesinden gelebilecek bir hedef ile karşılaşmasıyla başlar yeni hayatı. Yeni hayatı başlıyor ya da başlamıyor ve sonrasında ne oluyor bunu okumak isteyenlerin merakına bırakalım. :) Bu kitabı okurken,aklıma çocuk eğitimi geldi. Kitabın kurgusunda Berger'in ebeveynlerinden,onu nasıl yetiştirdiklerinden pek bahsedilmiyor. Berger sanki fanusta büyümüş gibi. O kadar sarsılıyor ki yalnızlık,çaresizlik,duygu yönetememe durumundan . Büyürken hiç kırılmamış, zorluklardan geçmemiş,hayatla ilgili sorumluluk verilmemiş gibi. Yaşam yolunda aslında hepimizin az çok yaşadığı sıkıntılı durumlarla baş edemediği için, isteyerek geldiği tıp fakültesini bırakıp gidecek hâle geliyor. Sınır çizemiyor,öfkeleniyor,arzusu ve vicdanı arasında kalıyor. Zaman zaman hepimiz benzer hisler yaşarız,atlatırız,o atlatamıyor bir hedefe tutunana kadar.Hem bedensel hem ruhsal olarak güçlü bir yapıda olmadığı için,yaşam ona çok zor görünüyor bir süre. Bu yüzden bazı durumlarda çocukların sorunlarını çözmesine izin vermek çok kıymetli. Sınırları olan,kendini ifade edebilen, problem çözme becerisi geliştirmeye çalışan çocuklar,güçlü başlıyorlar hayata. Problem çözme becerisi geliştikçe,yaşam güzelleşiyor insan için. Elindekiyle mutlu olabiliyor, duyguların bizim için olduğunu,insanın yaşadıklarından ders çıkarması gerektiğini biliyor problem çözme bilincine sahip olan kişi. Şuraya da değinmeden bitirmeyeyim;;Berger,ev sahibinin kızıla yakalanan kızının iyileşmesine vesile oluyor. Bunu kendisine hedef ediniyor. Bu başarı onu hayata bağlıyor. Bazen hayatımızda bir isteğe takılı kalırız,olmayacaktır belki ama, olsun diye ömrün bir kısmı bazen tamamı çürür. Bu nokta adına da güzel bir ders vardı bence burada. Hayat bir çok seçenekle dolu. Bizi mutlu edebilecek başka hedeflere de yönelmek,kendimizi iyi hissetmemize sebep olabilir. Daha mutlu olabiliriz. Kendimizi bulabiliriz. Tıkanıklığı açacak yerlere yönelmek,belki diğerlerinin üstesinden gelmeye de vesile olacaktır. Keyifli okumalar..
Öykü
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
·
462 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yine çok güzel bir inceleme olmuş hocam, kaleminize sağlık✨ İncelemenin sonunda verdiğiniz örneğe katılıyorum. Hayat dediğimiz şey bir yolculuktur. O yolculukta bindiğimiz otobüsün sadece bir camına bakıp bir yola odaklanmak, otobüsün sağ ve solun camındaki güzellikleri görmemize engel olur. Arada sağ ve sol camlara da bakmak lazım bu yolculukta neredeyim ve nereye gidiyorum ✨
Fатма ᵕ̈♡︎
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim hocam 🙏🏻✨ Otobüs metaforu harika oldu ☺️ sağolasınız. İnşaallah farkındalıklarımızı hayatımıza da geçirebiliriz 😇 keyifli okumalar Hoca'm ✨💖