Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Charles Bukowski'nin Ekmek Arası oldu.
Uzın zamandır merak ettiğim ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım kitaplardan biriydi. Otobiyografik özelliği ile de dikkat çeken kitaplardan biri aynı zamanda.
Mutsuzluğu dibine kadar yaşayan yalnız bir çocuğun hikâyesi bu. Ne baba ne anne sevgisi gören Henry'in kendi ve hayatla savaşımını görüyoruz.
Çocukluğundan başlayarak büyüme evrelerinde cinsellikle tanışma, alkole sığınma, yalnızlıkla baş edebilmesini tüm çıplaklığıyla anlatır yazar. Hayata karşı başkaldıran, insanlara öfkeli, kendine tahammülsüz, hep sert darbelere karşı koymaya çalışan bir mutsuzluk çemberinde sıkışmışlığı ile mücadele eder durur Henry.
Okuma grubumuzda bu kitabı beğenen tek kişiyim. Benim gibi Yeraltı edebiyatı türüne aşina olan, beğenen okurlara tavsiye edebilirim ancak.
#heraybirşiirbirromanokuyoruz
Sena KaracaGülşah OngunOkuyan1fenogretmeniElif Demirbaş CaymakKitapperverbiriFatma KazankayaBilge Demirci
#kitapalıntıları
İstedikleri buydu demek: yalanlar. Harikulade yalanlar. Buna ihtiyaçları vardı.
Yapmam gerekeni yapma cesaretinden yoksun olduğumu bilmek çok kötü bir duyguydu.
Kedi sadece köpekle değil, insanlıkla da karşı karşıyaydı.
"... Bu kadar mutsuz görünme sonra gerçekten mutsuz ederim seni!"
Hiçbir şey söylemedim çünkü nefret ediyorsan yalvarmazsın...
Neden hep kötü ile daha kötü arasındaydı seçimlerimiz?
"... İnsanlar adaletsizliği sadece kendi başlarına gelince düşünüyorlar."
"Her şeye isyan ediyorsun. Hayatla nasıl başedeceksin?"
"Bilmiyorum. Yoruldum bile."