Yine çoğu kişinin sevmediği bir
Colleen Hoover kitabına bayılmış bulunmaktayım. Kitabın ilk yarısına çokça kalp gözlerle ayılıp çokça kalp gözlerle bayıldım. İkinci yarısında ise göz yaşım pıt ile gözler şelale kıvamındaydım.
Bazen ifade özgürlüğümün emoji dünyasında sıkışıp kalması beni baya ürkütüyor ama içimdeki kelimeler böyle akmak istiyorsada yapacak birşey yok, çağımızın getirileri der susarım.;))
Evet nerde kalmıştım, kitaptaki ana karakterler olan Ben ve Fallon yaşlarının çok üstünde bir olgunluğa ve algıya, ne yazık ki Friedrich Nietzsche nin de dediği gibi "seni öldürmeyen şey güçlendirir." tecrübesiyle sahip olmak zorunda kalmışlar. İkisine de çok bayıldım, iksine de çok üzüldüm, ikisine de çok güldüm, ikisine de çok ağladım, ikisini de çok sevdim ve aşklarına çok ama çok inandım. Yani yine herzaman ki bildiğimiz CoHo sendromuna maruz kaldım. Bence CoHo nun kitaplarını okurken hissedilen keyifli kırgınlık durumunu net bir şekilde ifade edebilmek için #CoHosymptom hashtagı kesinlikle kullanılmalı. Yine konudan saptım neyse, Ben'e kızılan kısımlar olmuş ama ben çok takılmadım o konuya sonuçta sadece o tarz konuları içeren nice kitaplar gördü bu gözler. O yüzdendir ki hiç kızamadım ballı çöreğime, felek ve CoHo zaten yerden yere vurmuş çocuğu düşene bir tekmede ben mi vurayım yani, yo asla nolmaz nolamaz.:))
Kısaca kitabı çok sevdim, pek sevdim, baya deli sevdim. Gelecekte geçen bir ekstra 9 Kasım daha okusaydım işte o zaman puan olarak belki dokuz, hatta on, kesin oniki bile verebilirdim.♡