Yakın zamanda okuduğum ve okurken çok keyif aldığım “Aslan Asker Şvayk” romanının incelemesiyle karşınızdayım.
Kitabın incelemesine başlamadan önce azıcık yazarımız Jaroslav Hašek’ten bahsetmemiz lazım. Kitabın üslubunu ve amacını anlamamız için bu gerekli. Hašek 1883 yılında o zamanın Avusturya-Macaristan şehri Prag’da dünyaya geliyor. Babası, Hašek daha çocukken alkolizmden vefat edince uzun yıllar ailecek sefaletten ülkenin çeşitli yerlerini dolanıyorlar. Lisedeyken Alman karşıtı (O dönem Çekya Alman kökenli Habsburg hanedanlığı tarafından yönetiliyor.) gösterilere katıldığı için okuldan gönüllü (!) bir şekilde ayrılıyor. Kısa bir süre bankacılık yaptıktan sonra Çek anarşistlerle tanışıyor ve son derece bohem bir yaşama başlıyor.
1908'de sevdiği kızla evlenebilmek için düzenli bir işe girse de bu çok uzun sürmüyor. Bir yıl içinde ayrılıyorlar. Haśek çeşitli dergilerde editörlük, yazarlık yapmaya devam ediyor. 1915'te Avusturya-Macaristan Ordusu’na katılıyor fakat Ruslara esir düşüyor. Rusların kurduğu Çek lejyonuna katılıp Çekya’nın bağımsızlığı için savaşıyor. 1917'de Rus Devrimi olduktan sonra lejyonla anlaşamayıp Çek Komünist Partisi’ne katılıyor. 1920 sonunda bağımsız Çekoslavakya’ya dönünce bir süre devrim organize etmeye çalışsa da başarısız oluyor ve eski salaş yaşamına geri dönüyor. 3 Ocak 1923'te daha 40 yaşındayken kalp rahatsızlığından hayata gözlerini yumuyor.
Gelelim kitabımıza. Çekçe “Osudy dobrého vojáka Švejka za světové války” adındaki eser Türkçeye Celal Üster tarafından “Aslan Asker Şvayk” diye çevrilmiş. Benim okuduğum baskı 2012 yılında Can yayınları tarafından basılmış. Kitapta her bölüm başında yer alan Şvayk karikatürleri kitabın orjinalindeki karikatürist Josef Lada’ya ait. Her bölümde o bölümün en önemli sahnesini kısaca betimleyen karikatürler olması hoş bir detay. Kitap aslında bölümler halinde yayınlandığı için bu karikatürler bir nevi sayı kapakları da sayılabilir.
Kitabımız 1914 yılında Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a hepimizin bildiği sebeplerden savaş ilan etmesi ve Şvayk’ın olay hakkında barda çevirdiği geyik muhabbeti ile başlayıp sonrasında Şvayk’ın orduya katılması ve başından geçen maceralarla devam ediyor. Kitap hiciv tarzında yazılmış Şvayk’ın başından geçen olay kesitlerinin derlemesinden oluşuyor. Bölümler görece kısa olduğu için kitap aralar verilerek okumaya uygun. Başta çok uzun olan bu aralar benim için kitap ilgi çekici hale geldikçe kısaldı.
Aslan Asker Şvayk
Ana karakterimiz Şvayk yarım akıllı, otoriteye bir köpek kadar sadık, elinden her iş gelen, kendince iyi niyetli, pek dedikoducu safça bir er. Kitapta çok sayıda yardımcı karakter var. Bir alayda yaşananlar anlatıldığı için de bu kadar çok karakter olması son derece normal. Başlıca yan karakterler ordu papazı Katz, Teğmen Lukaş, Teğmen Dub, harp okulu öğrencisi Biegler diye özetlenebilir. Fakat her bölümde çeşitli konuk karakterler ekleniyor ve ayrılıyor. Bu haliyle günümüzün sitcomları gibi bir akışı var ve bu da alışık geliyor. Bir tane yan karakter var ki bahsetmeden geçemeyeceğim. Köylü er Baloun, iştahı bir türlü durmayan zavallı bir asker. İştahının yol açtığı sorunlar nerdeyse her bölümde bir yan komedi unsuru oluyor. Ben kitabı okurken Baloun’un oburluğu ile güzellediği yemeklerden iştahım açılmıştı. Size de dikkatli olmanızı öneririm.
Kitap askerlikten kesitler dedikse, hepimizin babasından alışık olduğumuz bayağı askerlik öyküleri toplaması diye anlaşılmasın. Kitapta her bölüm aslından çürümeye yüz tutmuş Avusturya-Macaristan devletinin, aristokrasi sisteminin, ordusunun, kurumlarının vs. eleştirisi. Kitaptaki karakterler aslında varlıkları ile bu eleştirilen kurumların çeşitli yönlerinin birer temsili. Mesela kitapta Şvayk’ın baş düşmanı olarak konumlanan Teğmen Dub aslında disiplinle kafayı bozmuş, egosu büyük ama beceriksiz bir asker temsili. Ordularda sık rastlanan, kendi şahsi egosunu kuralları uygulama bahanesi ile tatmin etmeye çalışan bir insan tipini güzel bir şekilde özetliyor Teğmen Dub. Aynı şekilde Papaz Katz yoz din adamlarını, yaşını almış Avusturya generalleri artık işlemez hale gelmiş aristokratik kurumları ve kişileri, yolsuz levazım çavuşları artık kokuşmuş devlette yolsuzluktan yolunu bulanları vb. şeklinde karakterler birer hiciv aracı olarak kullanılıyor. Zaten Hašek’in sürekli otoriteyle kavga eden, bohem ve anarşist hayat hikayesini düşünürsek başka türlüsü düşünülemezdi. Kitapta ayrıca Hašek ara sıra sanki romandaki birinden bahseder gibi kendi hayat hikayesinden bahsediyor Şvayk’ın anlattığı olaylara yedirerek. Bu sürprizleri fark edebilmek için kitabın başındaki çevirmen notunu ve yazarın kısa hayat öyküsünü okumanızı tavsiye ederim. Zaten kitabın geçtiği dönem de Haśek’in orduya katıldığı, savaştığı yıllarla uyuşuyor. Kitabın bu yönüyle saklı bir otobiyografik yönü var. Elimde bir delil yok ama bizim Yeşilçam efsanesi, Kemal Sunal’ın Türkiye’deki kronik sorunları ele alan “Kiracı”, “Kapıcılar Kralı” vb. filmlerin senaryosu bu eserden ilham almış olabilir gibi. Belki de sadece hiciv türünde olamalarından ötürü bana öyle gelmiş bir tesadüfi benzerliktir.
Özetle eğer bir yandan güldürsün ama diğer yandan da düşündürsün şeklinde içerikler tüketmeyi seviyorsanız ve bunu da tarihsel bir arkaplanda deneyimlemek hoşunuza gidecekse Aslan Asker Şvayk romanı tam size göre. Akıcı dili, aradaki karikatürleri, Haśek’in güçlü gözlemlerinden dayanak alan karakterizasyonu ve gerçekçi betimlenen tarihsel arkaplanı ile kitap ne derece büyük bir eser olduğunu kanıtlıyor.
Gerçekçiliğinde bir örnek olarak vermek gerekirse Şvayk’ın kaybolup iki gün boyunca daireler çizdiği rotayı haritada çizerseniz gerçekten de yürümeyle 2 gün olduğunu göreceksiniz. Bunun sebebi muhtemelen Haśek’in de yoksulluktan ötürü yürümeye alışık olması ve bu rotaları gayet iyi bilmesi. Hiciv deyip geçmemek lazım. Gerçekten detaylara önem verilmiş bir eser.
Zaten 60'tan fazla dile çevrilerek Çek Edebiyatının en çok çevrilen eseri olma özelliğine sahip. Kitabı okuduktan sonra Şvayk’ın aslında çevremizde de sık rastladığımız bir tip olduğunu fark ederseniz de hiç şaşırmayın. Şimdi bu inceleme bitti sanabilirsiniz fakat yanılıyorsunuz. Hašek kitabı 6 bölüm olarak planlamış fakat 4. bölüm başında tamamlayamadan vefat ediyor. Kitabın son kısımlarını hastalıktan dikte ederek yazıyor. Dolayısıyla bu inceleme yarım kalmış bir eserin yarım yamalak bir incelemesi olarak kalmaya mahkum. Başka incelemelerde görüşmek üzere : )
Jaroslav HasekAslan Asker Şvayk