Bugün sizlerlerle Kemal Tahir’in en meşhur romanlarıdan “Esir Şehrin İnsanları” kitabını inceleyeceğiz. Eserin bendeki hali İthaki Yayın Grubu’nun Mart 2011 20. basımı. Eserin kuvvetli anlatımı, eserde güncele, Türk insanına dair dersler çıkarılabilecek nitelikte tespitler olması ve Kamil Bey karakteri ile kurduğum empatiden ötürü Esir Şehrin İnsanları beni son dönemde en çok etkileyen romanlardan biri oldu. Roman Esir Şehir üçlemesinin ilk kitabı. Kitabı elimden bırakamadan bir çırpıda bitirince devam kitaplarını da kısa sürede okudum. Siz de okumaya başladığınızda üç kitabın nasıl bir solukta bittiğine şaşıracaksınız.
Romanlardaki gerçekçiliği gerçeğe ışık tutmak olarak tanımlayacak olursak Kemal Tahir romancılığını gerçeğe yüksek lümenli bir projektör tutmak diye betimlemek abartı olmaz. Tahir, bu neredeyse saf gerçekçilik mertebesine erişmek için hayatı boyunca gözlem yapmış desek eksik söylemiş oluruz. Evet, hayatı boyunca çünkü Tahir bir eser için o eser çerçevesinde saha araştırması yapar gibi gözlem yapıp sonra da bunlardan tahliller, eserler çıkaran bir yazar değil. Bütün hayatı boyunca romanları için gözlem yapmış, bunları biriktirmiş ve sentezlemiş bir yazar. Zaten ömr-ü hayatı boyunca biriktirdiği notlar, müsveddeler de bunu doğruluyor.
Sadece gözlemcilik de yetmez böyle bir gerçekçilik için. Aynı zamanda detaycı da olmalı. Yoksa boş bir seyredişten ne farkı olur bunca gözlemin ? Tahir detaycılıkta da yüksek standartlara sahip. Bazen sadece bir tarih için çokça kitap, mektup karıştırdığını aktarıyor arkadaşları. Romancılığı ise kesinlikle taraflı ve de siyasi bir amaca, memleketi kurtarma, Batı emperyalizmine karşı savunma davasına hizmet ediyor. Tahir romancılığının bu yönünü Notlar: Sanat Edebiyat adlı eserinde şöyle ifade ediyor : “Ben romanlarımı