Umutsuz aşk mı yoksa içsel çatışmanın çözümlenmesi mi?
Birçok romanın aksine bu romanda aşk, yardımcı temalardan biri olarak karşımıza çıksa da ana karakter için bir dönüm noktası olarak ele alınmaktadır. Aslında kitapta birkaç tane dönüm noktası bulunmaktadır. Bu durumda karakterin iç dünyasında gezintiye çıkıyormuşum gibi hissettirdi.
Kitaptaki her karakter günlük yaşantının içinden çekip alınmış gibi tanıdık geliyor. Okurken birazcık da
Carl Gustav Jung esintisinin tahlillerini hissettim. Bunun yanı sıra, kitap boyunca, yaşamın sadece yüzeyde görünen kısmıyla değil, derinlerde yatan anlamıyla da ilgilenmemiz gerektiğini de sık sık hissettim.
Kitabın dili oldukça akıcı, okudukça okuyasım geldi. Betimlemeler arasında hayal bile kurdum. O trende sadece Kuhn yoktu :)
Yolumuzu kaybettiğimiz zaman karşımıza yol gösteren bir şeyler her zaman çıkar sadece bunu yorumlamak bizim iç dünyamızın hayatla uyum içerisinde olmasına bağlıdır. Hayat mutluluk ve acıyla bir bütün olarak ilerliyor, bu uyumu kendi içimizde yakalamamız gerekiyor..
Son okuduğum
Hermann Hesse kitabından sonra pek umudum olmasa da diğer kitaplar için umudumu yeşertti.