Adı:
Gertrud
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750805895
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Gertrud
Gertrud
“Dünyada müzik denen şeyin varlığı, zaman zaman melodilerin insanın ruhuna işleyip tüm benliğinin armonilerin seline kapılması, benim için hep derin bir avuntu kaynağı, yaşamamı bağışlatan bir neden oluşturdu. Müzik gibisi var mıdır! Durup dururken bir melodi gelir aklına, söylemeye başlarsın, sessiz, içinden yalnızca, varlığını melodiyle içirip doyurursun, melodi tüm güçlerine ve devinimlerine el koyar – ve sende yaşadığı süre içindeki tesadüfi, kötü, kaba, kasvetli ne varsa silip atar, dünyayı da alır kapsamına, zoru kolaylaştırır, donup kalmış nesneleri kanatlandırır.” Hermann Hesse’nin usta kaleminden bir müzisyenin portresinin çizildiği, Goethe’nin Genç Werther’in Acıları’ndan yansımalar taşıyan, Doktor Faustus’u yazarken Thomas Mann’a esin kaynağı olan bu kitapta, insana ve yaşama ilişkin pek çok unsurun içinde müzik başköşede. Okurken satırlardan tınılar yükseliyor, sayfalarda notalar uçuşuyor. Hesse bir roman yazmamış, bir ezgi bestelemiş adeta. Kulakların pasını silen eşsiz bir ezgi Gertrud.
186 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10 puan
Umut ve Suzluk...
Bir kaza sonucu ayaklarından biri ömür boyu topallayacaktır ve Gertrud' a aşık olacak Gertrud ise kendisine bildiği fakat farklı bir dünyanın kapılarını açan Mounth' a aşık olacak ve kahramanımız Khun ölmek isteyecek ama bazen insan ölemez istesede. " Yaşamayı sineye çekecektim" diyecek ve asla beklemediği başarılara imza atacaktır.
Kitap bitti ve inceleme yapabilmek için Sadri Alışık' tan bir film izleme gereği duydum nedense. Romanın kahramanı Khun ile Sadri abi arasında bir benzerlik hissettim belki de.
Umudunuzu yitirmeyin dedi kitap. Bazen başlangıçlar son sandıklarınızdan sonra başlar.
Büyük usta çevirmen Kamuran Şipal' in de müthiş katkısı olduğunu belirtmek gerek.

Okuduğum ilk Hesse kitabıydı ve bu usta yazarı anlayabilmek için rüzgarlı bir hava, yeşillikle, ormanlık bir alan, doğadan başka hiç bir şeyin çıt çıkarmadığı bir yerde okumak daha anlaşılır kılıyor. Bazen bir cümlenin bitişine dört derin diyafram nefesi dahi yetmiyor. Bu kadar uzun cümlelerde dahi anlamın kopmaması çok az denk geldiğim bir özellikti. Keşke bu kadar geç kalmasaydım Hesse ile tanışmakta. Değerli Hakan. S hocamızın da bu tanışmadaki payı büyüktü. Kendisine saygılarımı sunarım.
Karşıma geçmiş bana bütün hayatını içten ve güzel bir dille anlatan Khun' a kitap bittikten sonra teselli için sarılmak isterdim kardeşçe, Sanki karşımda sulu gözleriyle Khun oturuyordu kitap bunu hissettirdi.
Beğeneceğinizi düşünüyorum ve Hesse' ye mutlaka bir an önce kavuşun derim. Saygılarımla...
186 syf.
(besteci, eserinden bahsediyor) "Ve içerdiği bütün ateşin, ayrıca izleyicilerin gönülleri üzerindeki etkisinin güçsüzlükten, yoksunluktan ve özlemden kaynaklandığını ne zaman düşünsem, o günlerde sürdürdüğüm, bugünlerde sürdürmekte olduğum tüm yaşamıma sevineyim mi, üzüleyim mi bilemez oluyordum."

Hesse, kuşkusuz benim en sevdiğim yazar; kendi kitapları da dahil olmak üzere, ilk defa bir "roman"a 10/10 puan verdim.

Çizgisini hiç bozmayan bir Hesse üslubu hakimdi, dilinin sadeliği, asla aşırıya kaçmayan betimlemeleri, olayların kısa ama öz anlatımı gibi teknik kısımların üzerinde çok durmak istemiyorum, çünkü onun bu konudaki kalitesine artık alıştım.

Kitap, gençlik yıllarında, öğretmeninin "kadın işi" diyeceği talihsiz bir kaza sonucu bir bacağını kullanamayacak olan besteci Kuhn'un hikayesidir. Bu genel bilgilerin ardından asıl incelemeye geçebilirim.

Kitap gençliğinin tüm enerjisini, umutlarını üzerinde taşıyan bir edayla başlar. Müziğe olan ilgisinden dolayı ailesinin istemediği bir bölüm olmasına karşın eğitimini bu yönde devam ettirir. İlk zorluklarını yaşamaya başlar. Hayal ettiği gibi gitmeyen eğitim hayatı ve özellikle kendisine dair eski ideali onu el altından incitmeye başlayacaktır. “Hazlar, coşkular, görkem ve güzellikler beklerken, yalnızca zorunluluklar, kurallar, ödevler, güçlükler ve tehlikelerle karşılaşmıştım.” Sistemin kendisini nasıl dondurduğunu ve bıktırdığını gözlemleriz birçok üniversite öğrencisi gibi, umutlar ve hayal kırıklıklarıyla zorlaşan dersler, zorlaşan kararlar görürüz. Her şeye rağmen okulunu bitirmeye niyetlidir Kuhn. Yaşının delikanlılığıyla özel hayatını da gözlemleriz bu sırada. O coşku, o beğenme, kabul edilme arzularını yaşarız onunla. Ve tam da bu güzel yaşlarda, basit bir gönül oyunuyla karışık kızakla geçirdiği kazada, bacağını kaybedecektir Kuhn.

Kaza ardından insanların bencilliklerini iliklerine kadar buluruz kitapta. Kuhn’un kaza sırasında yanında olan arkadaşlarının, iyileşme sürecini “sadece kendilerini rahatlatmak” adına nasıl takip ettiklerini gözlemleriz. Kuhn’un eksik gedik bir şekilde yaşamına devam edeceği ve durumun stabilliği anlaşıldıktan, ilk şok atlatıldıktan sonra, nasıl bir kalemde hayatlarından bu anıyı silmeye çalıştıklarını, kendilerini rahatlatmaya çalıştıklarını görürüz. Ve bence işte en çarpıcısı, oldukça da doğru bulduğum çok güzel yansıtılmış bir cümleyle, belki kazayı yapmasına sebebiyet veren diyebileceğimiz hoşlandığı kızla ilgili alıntıyı bırakarak bu paragrafı bitireyim. “Kollarımı, bacaklarımı kaybetsem de, kendisine yine tapacak biriydim gözünde; gerçi onun sevmediği, bir kerecik olsun mutlu kılmaya yanaşmadığı biriydim; ama bir kimse ne kadar sefil durumda olursa, kendisi için ayılıp bayılmasıyla Liddy’i o kadar memnun bırakacaktı.”

Kendisini yatıştırmaya çalıştığı bir gezisinde temel taşlarından birini fark edecektir Kuhn: “Artık haz ve elemi birbirinden ayıramaz olmuştum.”

Kendisinden beklediği başarıyı yakalayamamış olduğunu dile getirmiştik, farkındaydı ve ziyadesiyle de okul hocaları tarafından hissettirilmişti iyi bir virtüöz olamayacağı. Ailesinin durumu iyi olmasına karşın, özsaygısı adına hepimizin derdi gibi, para kazanmak zorundaydı. Hiç sevmeyerek özel dersler vermeye başladı. Hayalinde hep besteci olmak vardı ama buna da her büyük hedef gibi ütopya gözüyle bakılıyordu. Zaten verdiği büyük kayıpla yaşadığı sosyal zulüm de cabasıydı. İliklerinize kadar dışlayan, belki de en kötüsü acıyan gözleri üzerimizde hissettik, Kuhn da ben de… Bunalımlar içinde bir dönem geçirdi.

Konservatuarda geçen son sömestrda ünlü opera şarkıcısı Muoth ile tanışması önemli dönüm noktalarından biridir, bunu kitabın o anki anlatımından da hissederiz. Muoth, içten içe mutsuz, kendisiyle derdi olup bunu dışarıya küstah tavırlarıyla, kullanıp atmalarıyla, bencil tavırlarıyla yansıtan bir karakterdir. Bence onda narsist insan yansımasını çok güzel bir şekilde görürüz. Muoth harikadır, mesleğini icrasıyla, fiziğiyle göz dolduran bir karakterdir. Ama İstediklerini elde edişlerinin altındaki kendisiyle olan açmazını kitapta öyle güzel görürüz ki… Kuhn’un sahip olamadığı ve özlemini duyduğu çok fazla şeye sahiptir, en büyük yarasını oluşturan kadınlar bilhassa.
Muoth sayesinde prematüre diyebileceğimiz besteleri ilk defa fark edilir Kuhn’un. Mouth bunları beğenir ve çeşitli olaylar aracılar silsilesiyle (ki buradaki olayların anlatımı sırasında yaşanan duygudurumlarının yansıtımı harikadır söylemeden geçemeyecğim, işe alınma kısmında yaşananları unutmayacağım) besteleri iyiden iyiye kulaklarda aşinalık kazanmaya başlar. Zengin Imthor ailesinin evinde topluluk önünde çalmaya başlayacağı zamanlar çok önemlidir, çünkü burada hayatının aşkı olacak Gertrud ile tanışacaktır, babasının biricik kızı Gertrud.

Kitapta gençlikteki bu acılar ve intihar eğilimine de değinilmiştir. Huzura hangi yaşlarda nasıl, ne şekilde varılabilir gibi konular tartışılmıştır. Bu anlamda Dorian Gray’in Portresi ni bir küçük hatırlamadım değil. Kişisel olgunluğa erişme sorgusu adına çok değerli bir baba oğul konuşmasında ve Muoth ile aralarında geçecektir, kitapta üzerine basılan bir konudur.

Bilhassa Kuhn’un Gertrud’a duyduğu sevdayla alevlenecek olan çok fazla iç çekişmesi kitapta hayli yer tutar, Kuhn’un acılar içindeki üretim süreci böyle geçecektir. Bu hezeyanlar ve aşağılık kompleksleri içinde geliştirdiği sanatı git gide kafasındaki opera fikrine “olabilir mi?” gözüyle bakmasına önayak olurken, Gertrud ile provalar yapabilecek olması durumu ile kendisini tamamlamaya bırakır. Seviyeli ilişkilerinde Gertrud sevdalısının farkındadır. Onun uzaktan sevmesine adeta izin verir. Opera artık ciddiyetle ortaya çıkıyordur, yeni insanlar, yeni roller gereklidir. Muoth fikrinin tedirginliği baştan Kuhn tarafından hissedilse de role uygunluğu ve sesinin güzelliğiyle adeta başka çare yoktur. Böylece aralarındaki bu ilişkiye bir yabancı girmiştir.
Çok geçmeden beklenen olur, Gertrud ve Muoth bir beraberlik yoluna girerler ve Kuhn bunu ilk fark ettiğinde intiharı ciddiyetle kafasına koyar. Bu anlamda Genç Werther’in Acıları kitabına çok fazla benzerlik gösterir. Fakat bence asıl buradan sonrası fark edecektir.

Gertrud ve Muoth’un aşkı hiç sağlıklı değildir. Bu Kuhn tarafından da öngörülebilir bir şeydir, arkadaşını ve kadınlara olan tutumunu biliyordur. Ne var ki Gertrud Muoth için çok özel bir kadın olacaktır fakat bazı kişilikler, bir şekilde düzeni tutturamazlar.

Bu ikilinin aşkına narsistik kişilik bozukluğuna sahip bir adam ve ona herkes gibi hayran olmuş güçlü bir kadın ilişkisi yönüyle bakıyorum. Çok önemli bir mevzu olduğunu düşünüyorum. Kadınların da erkeklerin de özel hayatlarında dikkat etmesi gereken kişilik tipleridir çünkü. Zira Gertrud adım adım hasta edecektir kendini, onunla uğraşırken, kendinden verecektir. Zamanla sevgisi adeta korkuya dönüşecek, ondan ayrılamayacak ama yanına bile gidemeyecektir. Ne acıdır, ama dünyamızda bu ilişki türünden o kadar fazla gözlemliyorum ki.

Ve sanatçı Kuhn, çok başarılı opera bestesinin gösterisi ardından Gertrud’un kendini günden güne kemirişini izleyecektir.
186 syf.
·5 günde·8/10 puan
Hermann Hesse en çok sevdiğim yazarlardan biridir,Nobel Ödüllü yazar eserlerinde her yönden ustalığını belli eder.

Şu ana kadar okuduğum Hermann Hesse kitapları:Rosshalde,Demian,Bozkırkurdu,Siddhartha ,Çarklar Arasında,Gençlik Güzel Şey,Knulp.Okuduklarım arasında en çok sevdiğim iki kitap Rosshalde ve Demian.Bozkırkurdu ve Siddhartha kitaplarını ise tekrar okuyacağım.Henüz okumadığım Narsizm ve Goldmund ile Boncuk Oyunu kitaplarından ise beklentim çok büyük !

Gertrud kitabını okur iken buna benzer kitap olan Rosshalde aklıma geldi.Rosshalde kitabında bir ressamın başarısız evlilik hayatına odaklanırken Gertrud kitabında ise bir müzisyenin çocukluğu,gençliği ve ünlü olduktan sonraki döneminlerine odaklanıyor.Eser için ilk söylenebilcek olumlu nokta MÜZİK TUTKUSU...Müziği bu kadar güzel anlatan bir kitap henüz okumadım GERTRUD dışında.Kitabı okur iken sessizlikte dahi çeşitli müzik melodileri aklınıza geliyor,müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkilerini yazarla birlikte yaşıyorsunuz. Ayrıca Müzik ile uğraşan sanatçılarla empati kurabiliyorsunuz aynı zamanda.Onların çocukluklarından itibaren müzik sevdalarını,müzisyenlerin delilik ve dahilik çizgisi arasında gidip gelen çalkantılı hayatlarını kısaca müzik ile uğraşanların ruh dünyasına ışık tutuyor kitap.Müzik konusunda çok başarılı yazar.

Olumsuz bulduğum yönler ise;sıradan bir aşk öyküsü,kurgunun basitliği,kimi karakterlerin biraz yüzeysel kalması gibi şeyleri sayabilirim.Bu kitaba birçok yönden çok benzettiğim ROSSHALDE kitabının epey gerisinde kalmış,nedenleri ise ROSSHALDE kitabında karakterler daha az olmasına rağmen daha derin bir şekilde irdelenirken hikaye anlatımı daha güçlü idi,psikolojik tasvirler daha ayrıntılı idi,kitabın sonunun tatmin ediciliği daha yüksekti...Kısaca birçok açıdan ROSSHALDE daha güçlü bir roman !


Sıralama yaparsak GERTRUD kitabı HERMANN HESSE kitaplarını arasında ortalarda yer alır kanımca.Yine de Hermann Hesse'nin eşsiz uslubu,roman yazarken ustalıkla aldığı karakterlerin psikolojik tasvirleri hemen göze çarpıyor.Bu kitabı okumak için ise en büyük etmen tabi ki MÜZİK,yazarın MÜZİK hakkında her şeyi ustaca anlattığı için okunması gereken değerli bir eser ! Müzik hakkında her şeyin başarılı işlendiği başka bir kitap bulmak gerçekten çok zor.
186 syf.
·6 günde·Puan vermedi
müziğin anlatımının bu kadar güçlü olmasıyla insanın içinde güzel melodiler oluşturan bir kitaptı bence.

genel olarak kurgusu ve/veya betimlemelerini öyle ahım şahım bulmasam da özellikle müzik ve müziğin karakter üzerindeki etkilerinin anlatıldığı bölümlere bayıldığımı söylemeliyim.

daha önce çarklar arasında kitabını da okumuştum. anlatımını ona benzettim. karakterin ruh haline / ruh yapısına oldukça yer veriyor ancak olay örgüsü bunun çok gerisinde kalıyor. sonu geçiştirilmiş gibi. "ve sonsuza dek mutlu yaşadılar"* gibi kısacık bir cümleyle sona bağlanan filmlere benzettim.

müzik ve beste süreci dışında; olay örgüsünde yer alan aşk hikayesi - 2 kadın 1 adam hikayesi zamanında çok ilgi çekmiş olsa da günümüzde film - dizi - kitap vb kurgularda bu konu oldukça tüketildiği için bize sıradan ve sığ gelebilir ancak kitabın yazıldığı dönem de belli. bu yüzden bunu eleştirmeye hakkım olmadığını düşünüyorum.

kitapta gençlik ve yaşlılık kavramları üzerinde duruluyor bu bölümleri de birer "öğreti" kabul ettim, siddhartha 'daki gibi...

"gençler dünya durdukça yaşayacaklarına inanırlar, bu yüzden tüm düşünce ve istekleri kendilerine yöneliktir. yaşlılar bir yerde son diye bir şeyin bulunduğunu anlamış, bir kimsenin yalnızca kendisi için yaptığı şeyin sonunda bir delikten içeri düşüp hiçbir değer taşımayacağının bilincine varmışlardır."

bir de; ben kitabı okurken sürekli yann tiersen 'in eusa albümünü dinledim. sahnelere uyduğu da oldu; benim için kitaba soundtrack oldu. tüm o müzik anlatılan bölümlerde kulağımdaki melodiler ve kitabın içimde yarattığı melodiler çok güzel harmanlandı sanki, öyle hissettim.
186 syf.
Müzik gibisi var mıdır? Ruhun üstündeki etkisi sihir gibidir notaların üst üste yığılması ve çeşitli sözcüklerin birleşimi ile ortaya çıkan büyü nasıl bu kadar etkili olabiliyor? Bunu anlamak için soruyu en derinlere yönetmeli.
Yaşam sancıları çekerken karanlığın içinden öylesine bir ışık çıkar ki o da yaratıcılığın doğduğu andır ve sadece kişiye ait bir hazdır. Kader -karakter ikilisinin kaynak verdiği bir ışık, boşlukta süzülmek, anın verdiği haz ve coşku ... Kitabı okuduktan sonra benim bulduğum cevaplardan biri bu oldu, müzik hayatın mutlu-mutsuz anlarının farklı oranlarla birleşip sihirli bir kapsüle sığması ve ilham dediğimiz o anlarda ışık gibi parlamasıdır. Daha derinlere inmek mümkün mü bilmiyorum ama biraz daha kafa yormam şart...
Gertrud'a bir müzisyenin ruhu eşliğinde ,onun kafasında ahenkle ilerlerken müzik yaratma sancılarına tanıklık ediyorsunuz. Müzisyen, baş karakter Kuhn'un çocukluğundan itibaren müziğe olan tutkusu ve hayata geçirdiği hayalleriyle çok keyifli vakit geçirmekle beraber onu derinden etkileyen ve yaratıcılığını tetikleyen fayda-zarar paradoksu da okuyucuyu düşünmeye itiyor.

Gertrud bazı konularda yeni bakış açıları kazandırdı bana. Gençlik ,yaşlılık ve intihar konusunda yazılan bu paragraflar özellikle ;
”Tanrım, biliyor musunuz, yaşlanmayı öylesine büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum ki. Gençlik bir göz boyamadan başka şey değil, gazete ve kitapların bir göz boyaması! Yaşamın en güzel çağıymış! Yaşlı insanlar,hayatlarından her zaman memnunmuş gibi bir izlenim bırakmıştır üzerimde. Gençlik, yaşamda en çetin çağdır. Örneğin, ileri yaşlarda hemen hiç kimse kalkıp canına kıymaz.” ve #39853399

İntiharı ,zora düşüp de bir kere olsun aklından geçirmeyen var mıdır bilmiyorum ama bunun aksini düşünen kişi sayısı maalesef ki oldukça yüksek. Dünyada ortalama her 3 saniyede 1 kişi intihar girişiminde bulunmakta. Bu oldukça üzücü bir oran . İntihar düşüncesi , sorunlar çok acı vermeye başladığında ve asla geçmeyecekmiş gibi göründüğünde ortaya çıkar. Bu baskılardan fazlasıyla yorulan birey karamsarlaşır ve nefes aldığı sürece acı çekeceğini düşünür. Ölüm fikri ürkütücü görünebilir ama sorunların bir anda yok olacağı düşüncesi içine gömüldükleri karanlıktan görünebilen tek ışıktır. Bu düşünceler çoğunlukla en çetin çağ olarak görülen gençlik çağında görülür.Hayallerle donatılmış , beklentilerle geçirilen bir çağ. Bizi coşturup üzen durumlar zinciri de bunlara bağlıdır. Gerçekten de bencillik midir bu ? Sadece kendimiz için mi yaşarız? Çevremizdekiler de değerlidir ama bizden daha mı?
Biz intiharı düşünenler çok mu benciliz ki hayattan aldığımız zevke bağlı olarak hayatımıza son vermek isteriz. Bu acıları kendimize asla yakıştıramayız , acı kimseye yakışmaz ama en çok da bize yakışmaz. Çevrenizdeki birine acısından dolayı intiharı tavsiye ediyorsanız ruh hastasısınız demektir ama böyle bir durumun olmadığını varsayarak düşüncelerime devam etmek istiyorum . Evet tavsiye etmeyiz başkalarına ama kendimize reva görürüz. Neden ? Çünkü en çok da biz layık değilizdir bu acılar . İntihar kendinden nefret etmek değil aksine kendini gereğinden çok sevmektir , bir orantısızlıktır. Yüzeysel olarak binlerce sebebi olabilir ama özünde bu yatar.
Yaşlılar daha huzurlu görünür çünkü onlar deneyimlerin piridir. Unutulmasa da hiçbir şeyin ilk zamandaki gibi acı vermediğini bilirler , hayattaki hüzün baharatına dönüşürler zaman zaman ama bu kadar. Ayrıca kendilerini SORUMLU hissettikleri kişiler vardır çevrelerinde. Sorumluluk duygusu sevgi ve güç verir. Gençken intiharı aklınızdan geçirebilirsiniz ama bir çocuğunuz varken bunu düşünmek kendinize lanet etmenize bile sebep olabilir . Sorumluluk hayata bağlayıcı bir güçtür.

Gertrud okuma listemde olmayan sürpriz bir şekilde karşıma çıkan bir roman oldu.İçeriği hakkında hiçbir şey bilmemem kitabı daha gizemli ve heyecanlı kıldı , bu yüzden de okumayı düşündüğüm kitapların incelemelerini olabildiğince daha az okumaya çalışıyorum. Kitap bittikten sonra da başka okurların düşüncelerinde farklılık ya da benzerliklerle karşılaşmak durumu daha da zevkli kılıyor.
Yazar Hermann Hesse ın kalemini çok başarılı buldum, kitaplığımda ona çokça yer vererek raflarımı taçlandırıp kendimi de bu hazdan eksik bırakmayacağım :) Kitap şiddetle tavsiye edilir son zamanlarda okuduğum en başarılı romanlardan biriydi Gertrud.
Gertrud a yakışan bir eserle incelmeyi noktalıyorum .
https://youtu.be/un4QqOTAKzg
186 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Güzel alımlı sarışın bir kıza hayran olmak başınıza bir felaket getirir. Sonra yeniden asıl güzel ve sanattan anlayan bir sarışın tanıyıp aşık olabilir ondan karşılık bekleyebilirsiniz. O gidip alkolik çapkın melankolik yakışıklı bir adamla evlenip adamı da mahveder. Seven biri çıkar derken o kızı unutamadığınız için onunla da birlikte olamazsınız. Herkes yalnız ölür.
Şairlerin neden yalnız olduğu açık.
186 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Genç Werther'in Acıları Dorian Gray'in Portresi
Thomas Mann

Hermann Hesse'nin diğer kitaplarına nispeten az bilinen bu kitabı "Gertrud" temelde müziği, düşüncede doğu şüpheciliğini, sonuçta ise Hesse'nin okunmaya değer bir kitabı olarak karşımıza çıkıyor. Üslup bakımından doyurucu olmasına karşın konu olarak (kitabının temelinin müziğe dayandırılmış olması dışında) klişe kaçıyor. Olayların gidişatı birkaç sayfa öncesinden tahmin edilebiliyor. Kitap şöyle güzel bir tespitle başlayıveriyor#45344512. Goethe'nin Genç Werther'in Acıları kadar Oscar Wilde'ın "Dorian Gray'in Portresi'nden de esinlenildiğini düşünüyorum. Müzik anlamında jargonunuza birçok kelime katabilecek, edebiyatı müzikle buluşturan nadide kitaplardandır. Hesse okurunu satır aralarında düşünmeye sevk ediyor.
186 syf.
Hermann Hesse okumaya, nispeten daha az bilinen bu romanıyla (genelde Siddhartha ve Bozkırkurdu akla gelir diyebilirim) başlamam esasında tesadüfen oldu. Bir arkadaşımın hediyesiydi ve 180 sayfa civarı olduğundan, bu aralar benim için az vakit alacaklar kategorisinde oldu ve başladım. Lakin bu umutsuz aşk ve müzik serüveni beni pek sarmadı. Kitabın öncelikli artılarından bahsedecek olursak kaliteli yayınevi, usta bir çevirmen elinden çıkmış olması (Kamuran Şipal) sayılabilir. Kitabın kapağındaki karakter bir viyola ya da çello çalıyor fakat karakterimizin esas enstrümanı keman. Buradaki kapak resmi seçimini bu nedenle yadırgadım biraz. Konusuna gelecek olursak, Kuhn isimli kahramanımız, varlıklı bir ailenin tek evladıdır ve müziğe meraklıdır. Ailesi pek olumlu bakmasa da bu idealinin peşinden koşmaya karar verir. Bir gün, hoşlandığı kız ile arasında geçen bir olay sonucu sakat kalır ve bu onu içine kapanık biri haline getirir. Kitap, kahramanımızın müzik yolculuğu ve hayatına giren insanlar ile yaşadığı deneyimleri üzerine kurulu. Kitabın ortalarında tahmin yürüttüğüm olayların kitabın sonunda gerçekleşmiş olması, beni klişe bir aşk hikayesine vakit harcadığım konusunda üzmüş olsa da, Hermann Hesse'nin diğer kitaplarını okuma konusundaki isteğimi yitirmeme sebep olmaması beni sevindiriyor.
186 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hermann Hesse okuma programına bu ay katılabildim ve devam edeceğim inşaallah
Benim okuduğum Hesse`nin ilk kitabı ve kalemini sevdim diyebilirimakıcı, zorlamadan ilerleyen, sakin ve anlaşılır. Ve bazı uzun cümlelerindeki etki nefisti.
Kuhn isimli baş karakterin dingin ve talihsiz bir olayla değişen yaşamının müzikle yön bulmasını, duygusal ve bazen karamsar bir dille ele almış yazar.Mutsuz bir müzisyenin biyografisiydi anlatılan. Ve evet dinlediğimiz müzikler çoğunlukla hislerimize ve ruh halimize göre şekilleniyorsa mutlaka yapılan besteler de buna göre yön buluyordur. Yaşamla ölüm arasında gitgeller yaşayan karakter duygularını notalarla ve başarılı bestelerle dışa vurur. Karamsarlık ve mutsuzluk içeren fakat akıp giden bir kitaptı. Yazarın duru anlatımını çok sevdim. Hesse okumaya önümüzdeki ay Knulp ile devam edeceğim
Selam ve dua ile
186 syf.
·9 günde·5/10 puan·Ne Okusam'dan
Bir Hesse hayranı olarak beklentilerimi karşılamadı Gertrud. Olay sıralaması zihnimde canlanıp sonucu tahmin ettiğim kitaplardan sıkıldığımdan olsa gerek...
Kuhn ile empati kurduğum anlarda üzülmedim, müziğin ritmini hissetmedim, Gertrud'a olan hislerini anlayamadım desem haksızlık etmiş olurum Canım Hesse'ye...
Tavsiye etmem diyemem ancak şiddetle de öneririm diyemem...
Keyifli okumalarınız olsun...
186 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Oldukca duygusal bir muzisyen olan kahramanimizin hayati boyunca yasadigi inisleri cikislari felsefik bir acidan anlattigi gibi yer yer bize bazi alternatifler de gösteriyor hayatla yilginliga ugradigimizda nelerin olabilecegi ile ilgili.Her zaman ki Hermann Hesse diyecegim, her defasinda benim yazarim diyecegim yazarlardan. Anlatimi her zaman ki gibi surukleyici ve yer yer alinti yapacaginiz sofistike dusunceleri de barindiran bir kitap.Kesinlikle tavsiye edecegim eserlerden.
Müzik gibisi var mıdır! Durup dururken bir melodi gelir aklına, söylemeye başlarsın, sessiz, içinden,
yalnızca varlığını melodiyle içirip,doyurursun.Melodi tüm güçlerine ve devinimlerine el koyar.
İnsan yaşamı derin ve kasvetli bir gece gibi geliyor bana, ancak yer yer çakan şimşeklerin katlanılır kıldığı bir gece; şimşeklerin ansızın baş gösteren aydınlığı insanın içine öylesine su serpiyor, öylesine bir harikuladelikle dolup taşıyordu ki, bir iki saniye sürse bile yılların karanlığını silip atıyor ve bağışlatıyordu.
Nasıl da yalnızlık ve yabancılık içinde kendi yolumda ilerliyordum.! Nereye, belli değildi. Hiçbir yerde kök salamamış, hiçbir yeri kendime yurt edinememiştim.
Hermann Hesse
Sayfa 99 - Yky

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gertrud
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750805895
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Gertrud
Gertrud
“Dünyada müzik denen şeyin varlığı, zaman zaman melodilerin insanın ruhuna işleyip tüm benliğinin armonilerin seline kapılması, benim için hep derin bir avuntu kaynağı, yaşamamı bağışlatan bir neden oluşturdu. Müzik gibisi var mıdır! Durup dururken bir melodi gelir aklına, söylemeye başlarsın, sessiz, içinden yalnızca, varlığını melodiyle içirip doyurursun, melodi tüm güçlerine ve devinimlerine el koyar – ve sende yaşadığı süre içindeki tesadüfi, kötü, kaba, kasvetli ne varsa silip atar, dünyayı da alır kapsamına, zoru kolaylaştırır, donup kalmış nesneleri kanatlandırır.” Hermann Hesse’nin usta kaleminden bir müzisyenin portresinin çizildiği, Goethe’nin Genç Werther’in Acıları’ndan yansımalar taşıyan, Doktor Faustus’u yazarken Thomas Mann’a esin kaynağı olan bu kitapta, insana ve yaşama ilişkin pek çok unsurun içinde müzik başköşede. Okurken satırlardan tınılar yükseliyor, sayfalarda notalar uçuşuyor. Hesse bir roman yazmamış, bir ezgi bestelemiş adeta. Kulakların pasını silen eşsiz bir ezgi Gertrud.

Kitabı okuyanlar 351 okur

  • Merve Kelleci
  • Tolgahan Aydın
  • Zuhal
  • Aslan Tan
  • Gülizar
  • Luna
  • Hubble
  • clair de lune
  • Serdar Gülşen
  • Eren

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.5
25-34 Yaş
%52.4
35-44 Yaş
%31
45-54 Yaş
%2.4
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.6
Erkek
%42.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.4 (30)
9
%23.7 (28)
8
%25.4 (30)
7
%16.1 (19)
6
%2.5 (3)
5
%2.5 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0