Öncelikle çok akıcı ve merak uyandırıcı bir okuma oldu tarafımdan fakat az biraz okuduktan sonra direkt bir intihar kokusu alabiliyorsunuz daha önce bu tür sanatı kaçış olarak kullanan kimselerden okumalar yaptıysanız. Aslına bakarsanız benim yorumum “sanat, açık yaraya konuşur” fakat asla kapatmaz o yarayı, o yaradan beslenir. Kaçış derken bahsettiğimse aslında bir nevi yüzleşme. Kendi varoluşunun kabuğuna sığamayan pek çok kimse yazıya, resime, müziğe başvurmuş, duygularını ancak bu şekilde ifade edip dışa aktarmış ve ardından onlara bir ses, bir görsel olarak dışarıdan bakıp coşku hissedebilmişlerdir. Fakat ne yazık ki anlık duyulan bir coşkudur bu. Tekrar kendi kabuğuna döndüğünde yine varoluşlarına esir olur, varoluşlarıyla kendilerine ve çevrelerine zehir saçarlar.
Kitapta aşk, dostluk, ihanet, tutku hepsine yer verilmiş. Fakat bana kalırsa çok derinlemesine işlenmemiş. Yada ben çok daha içten, duygusal yaklaşıyorum bilemiyorum. Yorumu size bırakıyorum. İyi okumalar.