Türkiye'de bir değersizlik buhranı yaşanıyor. Geçmişin değerlerine hayat hakkı tanınmıyor ama toplumsal hayata rehberlik edecek yeni değerlerde silsilesi de oluşmuyor.
60 'lı yılların dünyayı değiştirebileceğine inanan iyimser insanların yerini, 2000 'li yıllarda şüpheci, ümitsiz, bitkin ve karamsar bir kuşak almış durumda. Kendi hayatını efsaneleştirerek , kendi benliğine tapınanarak anlam bulma buhranına çare arayan bir kuşak karşısındayız. Hayat "ben'le başlıyor ve ben'le nihayet buluyor.
Psikiyatrist olan Kemal Sayar en yalın haliyle insanlığı anlatıyor unutulan insanlığı. Hız çağı ile duygular köreldi artık her şey o kadar hızlı olurken tahammülümüz herkese ve her şeye azaladı. Emek kavramı yerle bir oldu kolay olan ve hızlı olana talep arttı fast -food yiyecekler, hızlı kargolar, hızlı internetimiz...
Geçmişini silip atan bir neslin çökmek üzere olduğu; ben kavramı biz yerine daha çok kullanıldıkça dağıldık ,bir evin içinde telefonlara gömülüp birbirimizden uzaklaştıkça dağıldık. ilk aile kavramı yıkıldı kale içten fethedildi aslında böylelikle toplum kendisini özünü unuttu .
Hız çağının tükenmiş insanlarıyız hepimiz birazda ruhlarımız çok geri de kaldı soluk soluğa kalan nesil oysaki bir o kadar da hala geç kalmış hissediyor ondandır belki de bu öfkemiz .