Gönderi

Ateşten Eli Yanan Çocuğun Ateşi Sevdiği:
Puan vermedi·56 syf.··
2025 7. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 12:35
Bugün Oscar Wilde'dayız. Aslında, bir süredir Wilde ile beraberim. Uzun bir süre önce Dorian Gray'in Portresi'ni okuduğumdan beri, kendisini terk etmek pek güç bir eylem haline gemiş bulundu. Ancak bugünün konusu Reading Zindanı Baladı ve aslında bu şiirden önce okunması gerektiğini düşündüğüm: De Profundis DE PROFUNDIS-Oscar Wilde De Profundis; Wilde hakkında birçok şey gösteren bir yazım değerini taşıyor. Aslında tam anlamıyla bir mektup. Hapishane hayatının getirdiği basıklık, karamsarlık, ürkmüşlük ve umutsuzluk kümesi; Oscar Wilde'ı başka alemlere götürmüş olacak ki zehir zemberek bir dille sevgilisine, yarenine bir mektup kaleme almış. Bosie (Lord Alfred Douglas), adeta Wilde'ın hayatında bir başrol ve aslında tüm bu sıkıntıların mesulü bir karakter olarak karşımıza çıkıyor bu mektupta. Sevgili Bosie, Oscar'ın hem yakın arkadaşı hem de önünü alamadığı tüm olaylar silsilesinin fitilini ateşleyen sevgilisi. Öyle ki Alfred Douglas'ın, Dorian Gray karakterinin ilham kaynağı olduğu iddiaları dahi var. Kısacası aralarındaki aşk ilişkinin ötesinde sanatçı-ilham kaynağı ilişkisi olduğunu öne sürmenin çok da yanlış bir çıkarım olmayacağına inanıyorum. Bosie'yi beğenmek, onu sevmek ise Oscar Wilde için, bu sevdayı sürdürmek ve sebebiyle mahkûm olmaktan daha kolay olduysa bu şaşırtıcı olmaz. Zira "Benim için hâlâ sonsuz cazibeye sahip tek bir şey var; ruh hallerinin gizemi..." der Wilde. De Profundis'de bahsettiği Alfred Douglas, Bosie, sevgilisi; tam anlamıyla ruh hallerinin gizemini koruyarak Wilde'ın zihnini ve ruhunu altüst etmeyi başarmış yegâne kişidir. Bosie'nin, onun hayatını ne kadar kötü bir yönde değiştirdiğini okurken aslında bunun tam anlamıyla aralarındaki ilişkinin bir sonucu değil; Bosie'nin, Wilde'ı hem maddi hem de manevi anlamda kullanmasının sonucu olduğunu görüyoruz. Elbette, bu Wilde'nin bir iddiası olabilir ancak tarihi gerçeklikler, 'ahlaksızlık' suçundan hüküm giyenin hem Alfred Douglas hem de aynı anda Oscar Wilde olması gerekirken Reading'te kalan tek kişinin Wilde olduğunu net bir biçimde ortaya koyduğu için bu hikayede ateşten eli yandığı halde ateşi seven çocuğun sanatçı Oscar Wilde olduğunu söyleyebiliriz. Daha önce de yargıyla başı belaya girmiş olan Wilde, (Dorian Gray'in Portresi adlı eserini, günümüzde sansürsüz olarak okuyabiliyoruz ancak o dönemde resmen lanetlenmiş ve ayıplanmış bir kitaptır. Sivri üslubuyla bilinen Wilde ise bu konuda “Toplumun ahlaka aykırı saydığı kitaplar topluma kendi ayıbını gösteren kitaplardır.” demiştir.) Reading Zindanı'nda geçirdiği sürede nihayet tüm bu yaşadıklarının ortak mimarının Alfred olduğunu yazmaya başladığı mektupla gözler önüne sermiştir. Ben neden bu kadar De Profundis'ten (Şu anda elimde bir nüshası yok. De Profundis'i daha önce okumuştum ve elime bir nüshası geçtiğinde daha detaylı biçimde inceleyeceğim.) bahsettim? Çünkü Reading Zindanı Baladı, Wilde'nin Bosie ile ilişkisinin dolaylı bir sonucu olarak girdiği hapishanede tanıştığı bir mahkumdan esinlenerek yazdığı bir eser. Bu eserin esin kaynağı ise: Charles Thomas Wooldridge. WOOLDRIDGE NE YAPTI? 1894 yılında, Thomas Wooldridge, Laura Ellen Glendell ile evlendi. Çift başlarda mutluydu ancak aradan iki yıl geçmişti ve çiftin evliliği çatırdamaya başlamıştı. Mart 1986'da Wooldridge'ın eşi Ellen, evlenmeden önceki soyadını kullanmaya başladığında Charles Thomas, buna öyle sinirlenmişti ki eşine şiddet uyguladı. Bu şiddet, zaten kötü giden evliliği dağıtmakla kalmadı ve akabinde daha korkunç olaylar yaşandı: Charles, kendisi ile bir daha görüşmek istemediğini söyleyen Ellen'ın çalıştığı postanedeki bir başka çalışanla ilişkisi olduğu dedikoduları çıkınca iyice sinirlendi. 29 Mart 1896 günü, Ellen'la görüşmek ve konuşmak istediğini söyleyen Charles, Ellen'ın buluşmaya gelmemesi üzerine eşinin yaşadığı yere gitti. Tartışmaya başlayan çiftin kavgaları kızıştığında ise o hazin olan yaşandı: Charles, yanında getirdiği usturayla Laura Ellen Glendell'in boğazını kesti ve genç kadının, aşık olduğu kadının, sevgili eşinin yaşamına son verdi. HAZİN SONLAR İşin sonunda Charles Thomas, bir idam mahkumu olarak Reading Zindanı'na getirildi ve burada bir seneden uzun bir süredir hapishanede olan Wilde'la aynı yerdeydi. Charles, tavırları ve tutumu ile Oscar Wilde'ı çok etkilenmişti. Hapishaneki rahibe çok sevdiği karısını öldürmekten dolayı dayanılmaz bir azap içerisinde olduğunu söyleyen Charles Thomas, avukatının idamın ertelenmesi için uğraşmasını bile reddetti. 30 yaşında, 7 Temmuz 1896'da Reading Zindanı'nın avlusunda idam edildi. Olan elbette gencecik Laura Ellen'a olmuştu ancak Wilde, Charles'ın tavırlarından o kadar etkilenmişti ki hapishaneden çıktığında Reading Zindanı Baladı'nı kaleme aldı. Bu, Wilde'nin yayınladığı son eser, Charles'ın faydasız son pişmanlığı, Ellen'ın son yolculuğa uğurlanışı ve Bosie'nin ona ettiklerine karşı son çırpınışıydı aynı zamanda. READING ZİNDANI BALADI O ünlü dizelerin, Wilde tarafından yazıldığını biliyordum ancak bağlamını bu kısacık kitapla öğrendim: "Oysa herkes öldürür sevdiğini, Bunu böyle bilin, Kimi hazin bir bakışla öldürür, Kimi latif bir sözle, Korkaklar öperek öldürür, Yürekliler kılıç darbeleriyle! Kimi gençken öldürür sevdiğini, Kimi ihtiyarken; Kimi şehvetli ellerle boğar, Kimi sevdiğini altına boğar: Merhametlisi bıçağını savurur, Çünkü böyle ölen çabuk soğur." Sevdiğini öldüren üç kişi vardı Wilde için bu şiirde: Korkak Bosie, gençliğinin şehvetli elleriyle Oscar'ı boğan Bosie, öpücüklerle öldüren Bosie; sevdiğini altına boğan, hazin bakışlarıyla öldüren Oscar; merhametlisi, yüreklisi Charles Thomas. Devam eden satırlarda Wilde, hapishane için: Gizli Utanç Evi tanımlamasını yapar. Ancak De Profundis'ten bizler biliriz ki Oscar, yaşadığı hayattan, Bosie'yle olan ilişkisinden ve yaptıklarından biraz bile utanmaz. Aksine her eserinde olduğu gibi bu mektubunda da toplumun ahlaksız saydığı şeyleri eleştirir. Wilde'nin utancı, Bosie'nin karaklterine rağmen ona aşık olmaktan vazgeçememesi ve kendini kullandığını bildiği halde, kırgınlıkları zırhını parçaladığı halde Bosie'ye geri dönmeye devam etmesidir. Bu kırgınlıklarının birinin de kendine karşı olan kırgınlığı olduğunu düşünüyorum. Çünkü Wilde, kendi karısını ve oğlunu yüzüstü bırakmış olmanın utancını da Reading'teyken net şekilde hissetmiş ve buna sebep olduğu içinde Alfred Douglas'ı suçlamıştır. Zira her ne kadar eşine yaptığı büyük haksızlık ortada olsa da oğluna karşı hiçbir zaman öyle değildir, Wilde, hatta karısını da her zaman çok sevdiğini, onun harika bir kadın olduğunu dile getirse de oğluna, kelimenin tam anlamıyla ve her anlamıyla tapmaktadır. Ancak sonuçta iki hayat yaşar Oscar. Kendi olabildiği, üretebildiği, tatmin olmuş hissettiği Bosie ile kurduğu hayat; toplumsal gereklilikleri yerine getirmeye bir dönem de olsa çabaladığı ve aslında içten içe çok sevse de hak ettiği değeri gösteremediği karısı ile olan hayat. Wilde, kendi hayat kümesiyle Wooldridge'nin yaşam kümesini şöyle kesiştirir: "Onu böylesine sarsan her şeyi, Böyle feryat ettiren bütün elemi, Sonsuz pişmanlıklarını, döktüğü onca teri, Kimse bilemez benim bildiğim gibi: Çünkü, Birden fazla hayat yaşayanı, Birden fazla ölüm bekler." Ve korkar, Wilde. Thomas ölüme giderken tüm mahkumların geceleri, başlarına gelebilecek bu senaryonun gölgesinden bile ürperdiğini yazar. Ama kendi kabahatlerini unutturan bu adamın edası da çarpıcı gelir ona. Thomas'ın boyun eğmişliği önce bir merak konusu daha sonra şaşkınlık verici bir destana dönüşür Wilde'nin elinde: "Ben ve tüm mustarip ruhlar ise Avare döndük, bir diğer çemberde, Boş verdik kendi kabahatimize, Suçumuzun az mı, çok mu olduğuna, Ve bakakaldık donuk bir hayretle Yakında asacakları o adama. Oysa ne garipti görmek Hafif, şen adımlarını, Ve çok garipti görmek Güne efkârla dalışını, Ve çok garipti düşünmek Böyle yüklü bir borç taşıdığını." Reading Zindanı, Wilde'yi bambaşka bir şeye inandırmışken son zamanlarında tanıdığı bu adamın onu derinden etkilediğine inandım. Her şeye rağmen, karısını öldüren korkunç bir adam olmasına rağmen, insanın yaşama güdüsünü bilen Wilde, cesaretini kutlamıştı Charles Thomas'ın. Hafif, şen adımlarla ölümüne doğru yürümesini, idamını erteletmeye bile tahammülü olmayışını... WILDE, 19 MAYIS 1897'DE READING'TEN ÇIKIYOR 1898'de yayınlanan Reading Zindanı Baladı'nı Oscar Wilde, C.3.3 takma adıyla imzalamış. Bunun sebebi Reading'te C blok, 3. kat, 3 numaralı hücrede kalmış olması ve gerçek kimliğini eserin 7. baskısına kadar açıklamamış. Hapisten çıktıktan sonra ise iflah olmayan Wilde, birden fazla hayatın yükünü taşıdığı omuzlarını hafifletme girişimlerinde bulunmadan, yalnızca Charles Thomas Wooldridge kadar cesur olabilmek ve tüm insani güdülerini yok etmek adına günlerini yalnız başına Paris sokaklarını arşınlayarak geçirmeye başladı. Bosie'yi hâlâ seviyordu, karısını seviyordu, oğlunu seviyordu, onu seven arkadaşları vardı ancak 2 yıllık hapis hayatı, 3 numaralı hücrede düşünerek, hemen ardından zıttını yanında getirerek onu içinden çıkılmaz ruh hallerine sokan hislerle geçirilen zaman; ona artık bir daha geriye dönemeyeceğini göstermişti. Geçmişe dönmenin yolu olmadığı gibi, onun yaşadığı yorgunlukların yarattığı hasarlar düzeltilebilecek gibi değildi. Oscar Wilde, elindeki tüm parayı alkole harcadı. Sağlığı günden güne kötüleşti. 30 Kasım 1900 günü menenjitten öldü. Geriye kıvrak zekası, ince alayı, sıra dışı hayatının getirdiği sesi, eşsiz sanatı, toplumsal ve sistemsel eleştirileri ile ünlenmiş bir Wilde personası ve kurgusuyla, yazımıyla, sanat kalitesiyle nesilleri etkileyen eserler bıraktı.
Edebiyat
Reading Zindanı BaladıOscar Wilde · Can Yayınları · 20225,3bin okunma
122 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.