Daron Acemoğlu ve James A. Robinson 'un "Dar Koridor" kavramı, devletin ne fazla güçlü olup baskıcı bir yapıya bürünmesi ne de zayıflayarak otorite boşluğu yaratması gerektiğini söylüyor. Güçlü ama kapsayıcı bir devlet yapısıyla, örgütlü ve haklarını savunabilen bir toplum arasındaki hassas dengeyi anlatıyor. "Koridor" metaforu, bu dengenin bir süreç içinde sürdürülebilir olmasını vurgularken, "dar" sıfatı ise bu dengeyi sağlama çabasının ne kadar zor ve kırılgan olduğunu gösteriyor.
Bu tür kitapları seviyorum çünkü yazar, savunduğu argümanı uzun uzun gizemli cümlelerle saklamıyor; ayaküstü kitabı karıştırırken bile ne anlatmak istediğini açıkça görebiliyorsunuz. Ortada bir gizem yok, argümanı çeşitli örneklerle besleme var. Kitap boyunca, Zulu kabilesinden Çin'e, Hindistan'dan Arnavutluk'a, Rusya'dan İngiltere ve ABD'ye kadar pek çok ülkenin tarihine ve toplumsal dinamikleri, devlet-toplum dengesi konusunda farklı örnekler sunuluyor.
Yazarın hangi perspektiften baktığı önemli ama en az onun kadar önemli olan şey, ortaya koyduğu iddiaların sınanabilir olup olmadığı.Kitabın belki de en dikkat çekici mesajı, sosyal bilimlerde sıkça vurgulanan "yapısal faktörlerin" toplumları tek bir ekonomik, siyasi ya da toplumsal modele zorunlu olarak yönlendirmediğini anlatması. Aksine, bu faktörler "koşullu etkiler" yaratıyor. Yani sonuçlar, büyük ölçüde devlet ile toplum arasındaki güç dengesine bağlı olarak şekilleniyor.
Peki, bu denge nasıl sağlanabilir? Devletin totaliter eğilimlere kaymadan "dar koridorda" ilerleyebilmesi için, sosyal güvenlik mekanizmaları oluşturması, gelir dağılımında adaleti sağlaması ve karmaşıklaşan ekonomiyi düzenleyici bir rol üstlenmesi gerekiyor. Öte yandan, toplumun da sadece bireysel haklara güvenmek yerine, hak temelli sivil toplum örgütleri aracılığıyla güçlenmesi ve kolektif hareket kapasitesini artırması şart. (Burada özellikle sendikalara değil, hak odaklı farklı örgütlenme biçimlerine vurgu yapılıyor. Yazarlar Avrupalı değil Amerikalı!)
Kısacası, ne güçlü bir devlet ne de başıboş bir toplum tek başına çözüm değil. Gerçek mesele, bu ikisi arasındaki dengeyi sağlayabilmek ve o dar koridorda yürümeye devam edebilmek.