Kitapların özetlerini genellikle uzun uzun yazmayı severim, ancak Trendeki Kız beklentilerimin fazlasıyla altında kaldığı için bu kitap için yazma hevesi bulamıyorum. Normalde bir kitabı okumadan önce bu platformdaki incelemeleri dikkate alır ve genelde tatmin olurum, ancak bu kitapta tam tersi oldu.
Kısaca bahsetmek gerekirse, ana karakterimiz Rachel ile bir tren yolculuğunda tanışıyoruz. Sayfalar ilerledikçe Tom, Anna ve Rachel’ın trenden izlediği çift, Megan ve Scott ile tanışıyoruz. Bunların dışında Megan’ın terapisti ve kızıl saçlı adam gibi yan karakterler de mevcut.
Kitabın beni tatmin etmemesinin en büyük sebebi, katilin fazlasıyla bariz olmasıydı. Dolayısıyla, roman boyunca Rachel'ın yanlış varsayımları arasında kaybolup "Hayır, nasıl böyle düşünebilirsin?!" diye Rachel’a söylenmekle geçti zamanım. Aslında okuyucu, karakterleri biraz analiz etse katili çok hızlı bulabilirdi.
Spoiler
Kitabın başından itibaren Rachel’ın depresyonda olduğunu, alkol bağımlılığı yüzünden bellek kaybı yaşadığını biliyoruz. Ancak Rachel, alkol aldığında kendini kaybedecek kadar içiyor. Yani birini öldürecek gücü bulamaz, hatta cesedi tren istasyonundan ormanlık alana taşıması da fiziksel olarak imkânsız.
Anna'ya gelirsek… Onun narsist eğilimleri ve paranoyası ilerleyen bölümlerde iyice belirginleşiyor. Hayatı ve zihni tamamen Tom, küçük kızı(Evie) ve Rachel’ın etrafında dönüyor. Kitapta onun bakış açısından bazı bölümler de okuyoruz ve eğer katil olsaydı, şüpheli davranışlarını fark ederdik.
Scott ise öfke kontrol problemi ve bağımlı kişilik bozukluğu olan biri. Megan’a adeta tapıyor ve onun sadece kendisine ait olmasını istiyor. Bu tür takıntılı kişiler bazen şiddete başvurabilir, ve istisnai durumlarda cinayete teşebbüs ettiklerini de görebiliriz. Ancak Scott kitap boyunca Megan’ın iyiliği için çabalıyor ve hata yaptığında özür dilemeyi biliyor. Sadece Megan'ın kaybolmadan önceki Scott'un tavrı yüzünden kitap bizi Scott’un katil olduğuna inandırmaya çalışsa da, daha şüpheli biri varken bu ihtimal zayıf kalıyor.
Ve TOM… Kitap boyunca patolojik yalanlarını, Rachel’ı ve hatta Anna’yı nasıl manipüle ettiğini okuyoruz. Rachel’a kötü bir eş olan Tom’un Anna’ya neden iyi davranacağını düşünebiliriz ki? Megan’la ilişkisi olduğunu tahmin etmek de zor değil, sonuçta onu bebek bakıcısı olarak eve getiren kişi oydu ve yine yalanlarına devam etmişti. Sonuç olarak katil, tam anlamıyla berbat biri olan Tom’du.
Başlarda kızıl saçlı adamın hikâyedeki rolünü ve psikiyatristin şüpheli olup olmadığını düşündüm, ancak bunu destekleyecek yeterli kanıt olmadığı için bu ihtimalleri hızlıca eledim.
Son olarak Megan’dan da bahsetmek istiyorum. Ölen bebeği ve Mac’in onu o durumda terk etmesi yüzünden Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) yaşayan biri. Bunun yanında bağlanma sorunları, depresyon ve belki de bipolar bozukluk belirtileri gösteriyor. Çoğu davranışını yanlış bulsam da, onun adına fazlasıyla üzüldüğüm bir karakter oldu.
Hey, okuyucu! Umarım tahlillerimi yeterli ve doğru bulmuşsundur. Senin de düşüncelerini okumak isterim! ^^
Trendeki KızPaula Hawkins