Debussy'yi, Wagner'i sevmekve Mahur Beste'yi yaşamak…
Cumhuriyet neslinin yetiştirdiği ilk öğretmenlerinden olan mütefekkir, siyasetçi, yazar ve kendi söylemiyle şair olarak anılmak isteyen Ahmet Hamdi Tanpınar Huzursuzluğun başrolde olduğu fakat ismi Huzur olan “Aşk” romanını, Mahur besteyle mistik bir havada kelimeleri aşk ile meşk eylerken, Debussy’in notaları edasıyla fikirleri zerkediyor. Geleneksel Kültürün ve modern çağın eşiğinde özümseyerek bestelediği muhayyile deryasının içinden süzülen fehvalarını realiteye dönüştürüyor...
“Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Mısralarına aşina olduğumuz, mezar taşında şiirindeki bu dizesi yazan Tanpınar’ın Zaman mefhumuyla olan cehdi Huzur kitabında da Yekpâre, geniş bir ânın, Parçalanmaz akışında Zamanın parçalanmayan akışındaki “geçmişe” dönerek zamanın buhranı içindeyken hissettiği uyanışları ve dışında kaldığınında vakit duyumsadığı tereddütlerin eşiğinde huzuru arayanların romanı dört bölümden oluşuyor. (İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz ) başlıklarıyla Mümtaz’ın Karakterinin bir günlük yaşamından geriye sarıp zaman atlatarak okuyucuya sunuyor..
—————————————————————————
Eser 1939 yılında ikinci dünya savaşı öncesinde İstanbul’da geçer. Romanın baş kahramanı Mümtaz ailesini kaybettikten sonra amcasının oğlu İhsan ve eşi Macide’nin yanında yaşamak için İstanbul’a gelir. Sıcak aile ortamı sayesinde Geçmişindeki aile yoksunluğunu İhsan’ın akıl hocalığıyla aşar. İhsan’ın sanata olan sevgisiyle büyürken edebiyata, musikiye ve şiire tutkulu bir arzuyla bağlanır. Olayların geçtiği Zamanda üniversite öğrencisi olan Mümtaz “Şeyh Galip” üzerine bir doktora teziyle meşgul olur. İhsan karakterinin Mümtaz’ın öykündüğü kişilik olmasının yanı sıra sabırlı ve entelektüel bir birikimi ve geleneksel bakış açısı olması hasebiyle konuların daima içinde yer alır. İhsan zatürredir ve hastalığı için doktor ve hasta bakıcı bakınmak için evden çıktıktan sonraki Mümtaz’ın yaşadığı bir günlük olayı anlatıyor. Mümtaz’ın gel gitleriyle geçmişe doğru yolculuğu da başlar…
Kitaptaki diğer başlığı olan karakter NuranMümtaz’ın sevdiği kadın gelenek görenekleri sahiplenen fakat batının getirdiği yeniliklerin farkında olan kültürlü birisi. Eşinden boşanmış bir çocuk sahibi olan Nuran, ailesi ile yaşar. Mümtaz’la birbirine olan uyumlu ilişkileriyle İki aşığın tutkusu, Suat’ın entrikalarıyla olaylar sarmal bir hal alır. İstanbul’u kitapta bir karaktere dönüştürüyor. Eserde adeta Boğaz dalgaları sükun etmiş bir ufkun yansıması gibi bir hal alıyor. Musikiye olan tutkusuyla İstanbul’un semtlerine beste isimleri veriyor. Sevmeyi Nuran’la tanımlayıp, İstanbul’la tamamlıyor.
Romanın asıl karakteri Suat Tanpınar’ın kültür, edebiyat ve inanç konularına münazaracı yaklaşım rolünü üstlenen kötü karakteridir. Memleketin ve milletin bütün sorunlarını, sıkıntılarını bu karakterden sunar. Suat fikirleriyle zıtlık mefhumunu sunar. Olaylara olan etkisinin merhalesiyle devinim sağlıyor. Nuran Suat’ın gençlik aşkıdır. Suat, Nuran’ı okul yıllarından tanır. Nuran’a sevgisini söylese de reddedilir. Suat Hodbin bir karakter ve narsist kişilik sergiliyor. Aradan geçen yıllardan sonra başkasıyla evlenir fakat akabinde Nuran’a obsesif bir saplantıyla tekrar bağlanır. Bunun neticesinde Tedavi görür ve Mümtaz’la Nuran’ın aşkında kendisini belirleyici olarak görür, olaylar bununla da kalmaz. Aşkın önündeki belirleyiciliğinden fazlasını kitap için söylemek mümkün çünkü Suat karakteriyle eser boyut değiştirir. Suat’ın Mektubu kitabını da devamı olarak Yazarın vefatından sonra yayınlanıyor ve Eser tamamlamıyor. Tanpınar aşk öyküsüyle birlikte bir kültür romanı nakşediyor…
Huzur’un ilk neşri 1948 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika ediliyor. 1949 yılında Kitaplaşma süreciyle birlikte Suat karakteri romana ekleniyor ve bugünkü halini alıyor. İlk tefrikasındaki Suat karakteri yok ve o zamanki haliyle yazılmış olsa zihninde tahayyülü yüksek bir aşk öyküsünün muhayyilesi olurdu. Gazetedeki tefrikasına Suat’ın eklenmesiyle ve romanın tenkisat edilmesiyle muhayyil hali realiteye dönüşüyor. Suat karakterini kitaplaşma sürecinde kısa bir zaman diliminde öyküyle romana ekliyor. Roman bir aşk öyküsünü konu edinse de sadece bir aşk romanı demek kitaba haksızlık olur.
Şu barbunyayı burada bu akşam beraberce yiyebilmemiz için kaderin asırlarca çalışmasını düşün. Evvela Yahya Kemal'in dediği gibi Don ve Volga,Tuna suları Karadeniz'e akacak. Dedelerimiz kalkıp Orta Asya'dan gelecek, İstanbul'a yerleşecekler. s166 Tanpınar’ın romandaki sofralarına değinmeden olmaz. Sofranın adabına, mekanına, “Barbunya’ya”, konulara ve sofrada yaşanılan kültürel çatışmalarına, eşyalara ve karakterlerin yemekteki davranışlarından, analizlerine kitabının akışına ve edebi anlatımıyla muazzam bir ahenk katıyor. Mevlevilik ve Bektaşilik üzerinden musikiye uzanan nefesleri de melodilerindeki huzura dokunuyor…
Karakterler üzerinden modernleşme sürecindeki bireyin, geleneksel kültürle, çağdaş dünyanın arasındaki sıkışarak yaşadığı çatışmaları, bunun içtimai hayatına yansıması, bireyin iç dünyasındaki gelgitlerini konu ediniyor. Tanpınar’ın Huzur kitabındaki ana fikri bu alıntıdan geçiyor. “Fakat sıçrayabilmek, ufuk değiştirmek için dahi bir yere basmak lazım. Bir hüviyet lazım. Bu hüviyeti her millet mazisinden alıyor.” (s.182)Tanpınar derdi maziyi görmezden gelmek değil, maziyle olan hesapları kapatarak milletin sıçraması için basacağı bir medeniyet zemini oluşturmayı şiar edinerek sanat, siyaset, estetik ve felsefe üzerinden sosyolojik, ideolojik ve psikolojik tahliller yapıyor. Kitaptaki üslubu ve dilin zenginliğiyle mest ediyor. Tanpınar sözlüğü olan bir yazar ve bu hazinesini betimlemeleriyle süslüyor. Betimlemelerden bazı bölümlerde muhayyilesi o kadar derin bir tasvirle sunuyor ki sıkılarak Suat’ın dediği gibi diyebilirsiniz.
—“Bırak bu manasız benzetmeleri…Bir şeyi öbürüne benzetmeden konuşamaz mısın?” :)
Tanpınar eserlerinde Zaman ve uzama karşı muhayyel bir bakış sunuyor. Romanı okurken zamanda geriye dönmeden ilk olaylarından itibaren zaman dizinsel bir kurguyla yazılsa bile metni be diyalogları çok kuvvetli olduğu için bir şey kaybetmezdi diye düşündüm. Yazar’ın Zamanla olan cehd-i azamıyla inceleme de bitsin.
Kökü bende bir sarmaşıkOlmuş dünya sezmekteyimMavi, masmavi bir ışıkOrtasında yüzmekteyim...
Herkese keyifli okumalar..
İncelemeyi iki defa sesli okudum. Cümleler birbiri ardına öyle güzel bir şekilde sıralanmış ki. Müthiş bir ritmi var yazının. Karakter merkezli, fakat ne kadar zengin içerikli ve kapsamlı bir esermiş. Yani kitaptan bir kitap daha çıkacakmış gibi hissettim.🤭 Özellikle zamanda geriye dönüş (flashback yazmadığınızı farkettim☺️), ilgi çekici detay benim için. Bir diğeri de Tanpınar sözlüğü olan bir yazar detayı.. 🧐
Kitabın çok çok iyi bir tanıtımı olmuş..Okuduğum en iyi incelemelerden..Bu böyleyse, diğer Tanpınar incelemeleri nice olacak, kim bilir..☺️ Emeğinize, kaleminize ve dahi yüreğinize sağlık hocam..🍀✨ Berceste
Detayları çok derinlemesine incelenmesi gereken bir eser Hocam. Kısa bir değerlendirme yapmaya çalıştım.✨ İncelikle okuduğunuz ve yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. ✨🍀😇@hizz88
Karakterlere, alt metinlere,kapsamına,dil ve üslûba dair , nitelikli bir inceleme yazmışsınız yine Hoca'm 👏🏻☺️ .
İkinci kez okurum dediğim kitaplardan Huzur ✨. Vesilenizle, güzel alıntılarla buluşup hatırlamış oldum. Kaleminiz daim olsun ✨👏🏻👌🏻🌾
Çok teşekkür ederim ✨ Tanpınar’ın külliyatı bitirmeye gayretindeyim onlar bitsin Kesinlikle tekrar okunacak listesinde olacak bir eser, sizin de kaleminiz daim olsun Hocam✨🍀😇