Bernhard’ın otobiyografik beşlemesinin dördüncü kitabı Soğuk, bir önceki kitaplarda da büyüyen ve gelişen Bernhard’ın on dokuzlu yaşlarını konu alıyor.
İş hayatına atıldıktan sonra verem gibi bir illetle boğuşan Bernhard, bu kitabında hastanenin boğucu atmosferini 1945 Almanya’sı ile beraber anlatıyor.
Lise zamanlarımda Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu okuduğumda hastane atmosferi ile beni tedirgin eden ve onlarca senedir aynı hissi uyandıran bir kitaptı. Benzer duygularla tekrar buluştum.
Bernhard’ın gözlem gücü ile beraber anlattığı yaşayışları, bilinci ile geriye dönerek o anı birebir yaşayarak yazıyor hissi uyandırır bende.
Güçlü bir kalem ama beşleme sonlanmaya yakın yazımları sadece anıya dönüştü. Bernhard’ın daha birçok farklı kitabını okuyan ben beşlemeyi toplu düşündüğümde aynı edebi hazzı bulamadım.
Hiç Bernhard okumayan, onu yeni tanıyan biri için bulunmaz bir hint kumaşı beşleme.
Ama ben sıkılmaya doğru ilerlemeye başladım.
Bernhard’ı uzun paragraflarıyla politik ve yoğun Almanya nefreti ile seviyorum. Hatta bu kitapta da en beğendiğim yerler 1945 sonrası Almanya’nın sağlık sektörünü ve her sektörde olan liyakatsizliği eleştirmesiydi.
Güzel bir kitap ama Bernhard için ortalama.
Cihan Karabulut ile seriye devam ediyoruz. Ben pek hoşnut devam etmiyorum seriye ama belki onun farklı düşünceleri olur.
SoğukThomas Bernhard · Sel Yayıncılık · 2016645 okunma