Suskun bir adam, tepkisiz bir kişilik, aşk. Ne manasız şeyler bir araya gelince.
Raif neden bu denli suskun biriydi? Raif, neden her şeyin sonunda hiçbir tepki göstermedi?
Peki ya Maria, onun sevgisini neden bu denli küçümsemiş ve ona ihanet ettiğine inandırmıştı kendini Raif? Sanki onunla hiçbir yaşantı elde etmemiş gibi, ona karşı yalnızca içindeki sıkıntıyı bırakmayı layık görmüştü her şeyi bizzat görene kadar. Bu oldukça can sıkıcı bir durumdur. Sabahattin Ali'nin erkek karakterlerinde fark ettiğim bir şey: Bu adamlar oldukça sessizler ama içlerinde fırtınalar kopuyor. İçlerine kopan fırtınalara nazaran çıkıp da bir kez ola bir şey demiyorlar.
Maria ve Raif, birbirlerini tamamladıklarına inanıyorlardı. Hani Raif onun için bir nevi, ev bile düzmüş idi. Sonra Maria'nın ona ihanet ettiğine öyle inandırdı ki kendini, o düzdüğü evin bile bir manası kalmadı gözünde. Kendi evinde hor görüldü yeri geldi.
Ama Raif, bir kez olsun tepki göstermedi. Onun en büyük tepkisi hep kendineydi. Ve bir de, o deftere yazdıklarına. Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali