Gönderi

Spoiler içerir
8/10
·400 syf.··
2025 18. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2025 21:54
Evet... Aslında 7.5 puan verecektim ama dedim ki 8 olsun. Çünkü uzun zaman sonrasında ilk defa istediğim kurguyu hemen hemen yakalayabildim. İnceleme yaparken yine genelden özele doğru gideceğim. Öncelikle kitabın gotik fantastik olması çok hoşuma gitti. Ben gotik edebiyat seven birisiyim. Haliyle fantastikle birleşince daha bir hoşuma gidiyor... O yüzden eğer bu tarz gotik fantastik veya sadece gotik kitap önerileriniz varsa lütfen yorumlara yazın Ben bir bu kitabı bir de Belladonna kitabını gotik fantastik olarak biliyorum. Elimde bu varken de önce bundan başlayayım dedim. Dediğim uzun zamandır fantastik olsun ama uzun bir seri olmasın, kafa dağıtmalık, okunmaya değer, içeriği güzel olan bir kurgu arıyordum. Sonra bu seriyi çok merak edince alıp şans vereyim dedim. Açıkçası beklentilerim yüksekti. Her yerde görüyordum. Övülüyordu. Velhasıl karşıladı mı; evet. İki kitaplık bir kurgu olduğu için çok detay yoktu. Anlatım basitti. Konusu özgündü. Smut içeriği azdı. (Ben fantastikte çok smut sevmem) Karakterler arasında neyin ne olacağı belliydi. Vıcık vıcık ilişkiler yoktu. Ama ben bunlara rağmen kitapta beni şaşırtacak bir ters köşe bekledim. Açıkçası Kâbus'un Çoban Kral olduğunu tahmin etmiştim ve dedim ki belki başka şeyler de vardır ve final de patlak verir. Ama maalesef ki olmadı. Her şey tahmin edilebilir bir şekilde ilerledi. Bunun için dedim ki acaba 7 puan mı versem... Sonra dedim ki madem beğendin, illa bir eleştiri arama; ver 8 puanı gitsin sndjkskdkskdk İlk 100 sayfada çok zorlandım. Yani yazarın dili filan da zor değil. Hem de hiç değil. Ama nedense bir cümleyi anlamak için gayret gösterdim. Okuduğumu bir türlü anlayamadım. Böyle ilerleyecek diye korktum ama neyse ki sonradan açıldı. Bilmiyorum, bazen bazı kitaplarda bu tarz şeyleri yaşayabiliyorum. Çeviriden mi kaynaklı yoksa yazardan mı veya benim bulunduğum dönemden mi... Hiç anlam veremiyorum. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen konusu özgündü. Başta bana enfekte konusu yıllar önce - 15 yaşındayken - çok severek okuduğum Genç Elitler serisini hatırlattı. Onu hatırlayınca seriyi bir kez daha okuyasım geldi :') Olaylar dediğim gibi bence tahmin edilebilirdi. Bir yerde şaşırdım sadece. O da Ravyn'in de sisten kurtulan çocuk olmasıydı. Onun dışındakiler tektüzeydi. Yazarın ilk kitabı olmasından ötürü normal bence... Ve ilk kitaba rağmen iyi iş çıkarmış. O yüzden ben gerçekten de sevdim. ~ Şimdi karakterlere gelirsek; Ravyn: Bu çocuk sütten temiz skdjskjjsjsk. Benim vurdulu kırdılı, her haltı bilen, kibir kokan, Zeus misali erkek karakterlerin "nihahahah sen benimsin, benim istediğim olacak, t*şşaklarım yirmi metre güzelim" cart curt demelerini okuya okuya beynim yıkanmış kskdkskkdkdkd seri boyunca herhangi bir ihanet, yalan bekledim ama o kadar beyefendi ve efendiydi ki... Cidden bu hoşuma gitti. Adam ha bire ya kızarıyordu ya da özür diliyordu jsjjsjdkskkd. Ve çok abartı da yazılmamıştı. Hatta bütün karakterler öyleydi ve bu da çok hoşuma gitti. Yazar bence karakter dengesini koruyabilmiş. Elspeth: Bak, kabul ediyorum bu karakter çok güçlü bir kadın karakter değildi AMA bu aralar sıkça gördüğüm kadın karakterlerden farklıydı. Bu aralar'dan kastım yazarların sürekli güçlü kadın karakter yazmak için çırpınması ama çoğunun başaramaması. Bu bence o kadar arttı ki... Yanlış anlaşılmasın ben güçlü kadın karakter okumayı çooook seviyorum. Ancak demek istediğim şey yazmak için kadını makine hâline dönüştüren, duygularından arındıran, hiç hata yapmasına izin vermeyen, onu ego ve kibir yığını hâline getiren ve onunla empati yapabilmemiz için bizden uzaklaştırmaya göze alınan yazarların var olması... Yahu bırakın da bir kadın at binmeyi bilmesin, dövüş bilmesin, gururu kırıldığında ağlayabilsin... Ama yok. Kadın erkek eşitliği altında çok daha bambaşka karakterler yazılıyor... Ki bu yorumum erkek başrol karakterler için de geçerli... Neyse, bunun konusu farklı. Ben Elspeth karakterine döneyim. Kız karakterimiz yıllar boyunca herkesten uzak, zihnindeki canavar ile yaşadığı için kimseye güven duymuyor. Normal. Genelde kendisi ile takılıyor. Hemen her yere adapte olamıyor. Ne yaşıyorsa kendi zihninde yaşıyor. Bunlar da normal. Yani kendi hâlinde bir karakterin başrol olma hikayesini okudum ben. Ha evet dikkat çekici özelliği - canavarı hariç - yoktu ama ben beğendim. Çünkü sıradan, bizden birisiydi. Kavgadan dövüşten anlamaması, o gotik çağa göre tayt giydiğinde endişe duyması, zihnindeki kabus yüzünden kimseye derdini anlatamaması... Evet, tam anlamıyla ısınmadım ama en azından normaldi. Umarım ne demek istediğim anlaşılmıştır kskdkskdkskdkdkk. Ha belki biraz daha derinliği olabilirdi... Ama onu da ikinci kitapta yakalarız diye umuyorum. Ravyn ve Elspeth çifti: dediğim gibi fantastik kurgularda filan smut okumayı sevmem. Bu yüzden ne kadar az yazılırsa benim için o kadar iyidir. Bu kitapta da öyleydi. Ama yazılış tarzı açıkçası biraz garipti... Yazar sanki yazayım ama çok da derine inmeyeyim demiş... Ortaya da hızlandırılmış, kesilmiş bir sahne çıkmış... Okurken niyeyse orayı komik buldum ben kdkskdkskdkkd ama böylesi de kâfi. İkisi durağan karakterler olduğu için ilişkileri de öyle çok heyecanlı değildi bence. Arada bir Ravyn'in laflarına düştüm ama :) söylemezsem olmaz. Onun dışında ikisi de paldır küldür aşık olmadı. Zaten iki kitaplık bir seri olduğu için ilk yarıdan sonra bir şeyler olacağı belliydi. Yani biraz daha sahnelerinin olmasını isterdim ama bunun için yeterli limitimiz yoktu... Neyse oldukları da idare ederdi. Hiç yoktan sadece seks kokan çiftler değillerdi. Son aralar canımdan bezdim yemin ederim. Karakterleri haz makinesine sokup çıkaran kurgulardan dolayı. Ne bir duygu var ne başka bir şey. Güya enemies to lovers yazıyorlar. Ya da slow burn... (Konuyu dağıtma.) Elm: Hoşuma giden bir karakter oldu. Farklı bir yapısı var bana göre. İkinci kitapta umarım daha çok görürüz onu. Kâbus: Yani... Ne hissetsem bilemiyorum jdjskdkkdkd. Pek ısınamadım kendisine. O yüzden sevdim veya sevmedim de demeyeceğim... Garip bir tip kdkskdkskdkdk. İkinci kitapta belli olur duygularım galiba... ~ İkinci kitabı ne zamana okurum bilmiyorum. Şimdi okumak istemiyorum çünkü elimde ikincisi yok ve ben ne zaman alışveriş yaparım bilmiyorum:') o yüzden biraz bekleteceğim. Şimdilik diyeceklerim bu kadar... Eğer aklıma gelen olursa ekleme yaparım...
1000Kitap
Bir Karanlık PencereRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20232,028 okunma
·
1.315 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
belki biraz alakasız ama "güçlü" kadın konsepti şu aralar beni de rahatsız ediyor. bunun sebebi ise genel olarak her toplumda erkeğin kadından güçlü olduğu öne sürülür ve bir erkeğin güçlü olduğunu öne süren "maskülen" şeyler vardır. yazarlar — isteyerek mi yoksa istemeden mi çözemedim — güçlü kadın karakter yazarken o "maskülen" kriterlere sokuyorlar kadın karakteri. cinsiyet eşitliği için güçlü karakter yaptım demelerine rağmen toplumun yansıttığı ataerkil kriterlere göre karakteri oluşturduklarında aslında o toplumla aynı fikirde olduklarından haberleri yok sanırım. bir kadın güçlü olmak için "maskülen" olmak zorunda değil!!
Pınar
Gönderi Sahibi
Katılıyorum sözlerine:)
Çok güzel bir inceleme yazmışsın ellerine sağlık. Erkek karakterle ilgili yazdıklarında o kadar haklisin ki bıktım her yerde tek tip görmekten, Ravyn ilaç gibi geldi. İkinci kitabta asıl ilacın Elm olduğunu fark edeceksin ama hzhxhdhd ikisini de çok seviyorum ama sonuna kadar team Elm 🫡 ikinci kitap bundan daha derinlikli ve aksiyonlu daha çok beğeneceğine eminim. Yazarı da çok takdir ediyorum valla ilk yazdığı seri olmasına rağmen her şeyi olabildiğince iyi kurgulanmış gelecekte çok daha iyi işler başaracağından eminim.
Pınar
Gönderi Sahibi
Elm'i daha fazla göreceğime sevindim:) öte yandan ben de ikinci kitabın daha iyi olacağını ve yazarın kendisini geliştireceğini düşünüyorum. Umarım en kısa zamanda ikincisi elime geçer de hemen okuyabilirim ♥️
Erk*k karakterlerle ilgili yazdığın paragrafa çok güldüm 😂😂
Pınar
Gönderi Sahibi
@Kitaplaratakintilibiri7_ evet, ben de öyle düşünüyorum... Bir bölüm filan olur, karakterler arası etkileşimi göstermek için ama bence kurgunun önüne de geçilmemeli.